O Benim Abim

Dört yaşındaki bir çocuk, sekiz yaşındaki down sendorumlu abisini arkadaşlarına nasıl anlatabilir?

Mevzu derin ama oldukça da mühim. Bu hikayede herkese birer hisse düşüyor sanki. Kahramanlar dörtlük Can ve sekizlik Kayra.

Zamanın birinde, annesi, küçük oğlu Can’ı okuldan almaya, büyük oğlu Kayra ile birlikte gitmiş. Can’ın okulunun güzel bir bahçesi varmış ve çocuklar okul çıkışı bu bahçede oyun oynamayı çok seviyorlarmış. O gün de çıkışta bahçede diğer çocuklarla birlikte oyun oynamaya başlamışlar. O sırada evinden kaçan tasmalı bir kedi bahçenin ortasında ki ağaca tırmanmış. Kayra ve Can bunu fark edince (ki kedinin onların korkusundan ağaca çıkma ihtimali de yüksek tabi laf aramızda) kafaları yukarıda ağacın altında zıplayıp duruyorlarmış.. Bir taraftan da diğer çocuklara haber vermeye çalışıyorlarmış. Fakat işe bak ki, Kayra’nın konuşması, diğer çocukların ilgisini kediden daha çok çekmiş. Can’ın sınıf arkadaşları başlamışlar Kayrayı incelemeye. Okumaya devam et O Benim Abim

Kokular Kitabı

Kokularla ne zaman ilgilenmeye başladığımı tam hatırlamıyorum ama harekete geçtiğim nokta Kayra’nın doğumuydu sanırım. O zaman zeka ve beyin gelişimi ile ilgili araştırırken çıkmıştı karşıma. Aslında duyusal terapilerin içerisinde daha fazla bulunması gerektiğini düşünüyorum ama genel olarak bu konuda yeterli bilgiye ve deneyime sahip değiliz zaten. Okumaya devam et Kokular Kitabı

Engelliler Neden Kabul Edilmez?

Biz, engelli insanların farlılıklarını kabul ettirerek, topluma entegre etmeye çalışırız. Yaşanılan bütün problemlerin temelinde insanların birbirini oldukları gibi kabul etmemesi yatıyor. Peki şöyle bakarsak normal denilen insanlar arasında ki farklılıklar, engelli statüsüne koyduklarımızdan çok mu az. Biz kendimize benzemeyen birini kolay kabul edebiliyor muyuz? Herkesin ve her şeyin tek olduğu, tamamen birbirinden farklı olduğu bir evrende farklılıklar yüzünden çatışmaların çıkması ironik bir durum. Hele de herkesin içinde bir yerlerde ben tekim, özelim, bir taneyim gibi ego sesleri yankılanırken, başkalarını farkı yüzünden dışlamak çok komik. Okumaya devam et Engelliler Neden Kabul Edilmez?

Beni Pek Sevmezler

Zamanında bir arkadaşı anneme ‘Deyyan insanla beslenen biri, etrafında insan olmazsa yaşayamaz’ demiş. O zamanları düşününce çok normaldi böyle bir yorum ama son senelere geldikçe tam tersi oldu, zehirlenir oldum. Kaçacak delik arar oldum, bir iki tane de buldum, kafam attıkça giriyorum o küçük dünyalara, çekip, dizlerimi göğsüme, sarılıyorum, gömüyorum kafamı. Ne kadar küçülebilirsem o kadar iyidir. Sessizlik, karanlık, sakinlik herkesin ara sıra ihtiyacı. Ama nedense pek dile getirilmez. Dile getirenin de vay haline…

İnsanlar beni ya çok sever, ya da gıcık olurlar. Pek nefret edilen bir tip değil Okumaya devam et Beni Pek Sevmezler

Tek Kişilik

Haftalar öncesinden almıştım tiyatro biletimi. Bir adet tiyatro bileti. Aldığım zaman, önce biraz buruk hissetmiştim kendimi, ama kısa süre sonra geçmişti. Bugün ise çok keyifliydim, tiyatroya, sinemaya, sergiye gidebilmek için veya güzel bir yemek yiyebilmek için için illa birinin olması da şart değil. Kafa dengi biri olsa tabi ki çok keyifli olur ama olmaması bunların yapılamayacağı anlamına da gelmiyor. Ya da tadından kaybedeceği anlamına. Okumaya devam et Tek Kişilik

Gönlüm Nereye Estiyse Ayaklarım Oraya Götürdü

Sıkıntılı bir kaç günün ardından, bulduğum ilk fırsatta kendimi dışarı attım. Ayağımda spor ayakkabı, kulağımda kulaklık, yürü kızım dedim gittiği yere kadar. Tam o sırada gözüm telefonun şarj miktarına takıldı; %19. Suratım buruştu, kendi kendime, ağzımın içinde ‘Pek de bir yere gidecek gibi görünmüyor ama…’ diye söylendim. Spotify’a -ki kendisi benim için çok önemli bir programdır, kısa bir sürede yılların müzik açığını kapatmaya çalışıyor-  yürüyüş müzikleri, diye yazdım çıkan ilk listeye bastım. Ne dinlediğimin çok önemi yok,  sadece adımlarıma ritim versin, biraz da keyiflendirsin yeter. Sağ olsun o da işinin hakkını verdi. Nerden anladım: bir ara karşımdan gelen kadın bana gülümsüyordu, ne oldu ki diye düşünürken fark ettim ki, kafam ördek gibi sallanıyor, müziğe eşlik ediyorum.      Okumaya devam et Gönlüm Nereye Estiyse Ayaklarım Oraya Götürdü

Şartlandırılmış Duygular

İyi bir ailede doğarsak, ekonomik sıkıntı çekmez isek, kaliteli okullarda okursak, sevdiğimiz bir adamla ya da kadınla evlenirsek, güzel çocuklar doğurursak, onları toplumun öngördüğü şekilde büyütebilirsek, onlar da aynı şekilde mutlu evlilikler yaparsa, biz çok mutluyuz.

Hayatımızın yönü, ne istediğimiz, hedeflerimiz, nelerle mutlu olacağımız, nasıl yaşamamız gerektiği belli. Bu şablona uyabilirsek eğer,  toplum içerisinde ki mutlu azınlık içerisinde sayılırız. Çünkü bu listeyi dört dörtlük tamamlayan insan sayısı çok az. Okumaya devam et Şartlandırılmış Duygular

Havuç mu Kovalıyorsun Yoksa Köpekten mi Kaçıyorsun?

İnsan neden ve nasıl hareket eder? İnsanların bir miktar boş zamanı olduğunda ilk yapmak istedikleri şey ne olurdu?  Eğer ulaşmak istedikleri bir hedefleri veya arkalarından kovalayan korkuları yoksa en çok ne yapardı? Bence yatardı. Yani hareketsizliği tercih ederdi. Enerji koruma kanununa göre gerekmedikçe enerjini  harcama, acil durumlarda ihtiyacın olabilir. Bu, hayvanların çok büyük bir kısmında da olan bir güdüdür. Avlanmaz ya da kaçmazlarsa yatarlar. Mantık aynı enerji dengesini korumak için. Okumaya devam et Havuç mu Kovalıyorsun Yoksa Köpekten mi Kaçıyorsun?

Beyin Otomatik Pilota Geçerse

Beyin gelişimi için en güzel egzersizlerden birinin öğrenmek olduğu söylenir. Uzmanlar der ki; bilmediğiniz, daha önce ilgilenmediğiniz bir şeyler öğrenin. Bu dil olabilir, herhangi bir enstrüman olabilir, resim veya heykel olabilir. Keyif alabileceğiniz, güzel vakit geçirebileceğiniz bir hobi edinin mutlaka derler. Bu benim için pek sorun olmuyor tabi.

Elime ne geçerse ilgileniyorum ama ben bunu beyin gelişimimden ziyade, ilk olarak; çocuklarımı daha iyi yetiştirebilmek, ardından da içimde ki bitmez tükenmez bilmeyen enerjinin birikmemesi ve bir gün patlayıp bana zarar vermemesi için yapıyorum. Okumaya devam et Beyin Otomatik Pilota Geçerse

Üzerimize Bulaşan Renkler

Bir insanın gelişimindeki en büyük etkenlerden birisi de; rol modelleridir. Her insan ama her insan için mutlaka bir veya birkaç kişi vardır, kendine model aldığı. Ama farkındadır, Ama değildir. Şöyle düşününce ‘Yok ya benim aklıma gelen öyle örnek aldığım biri yok’ dense de, yaşam içinde ayrıntıya bakılınca; biz, birileri gibi konuşur, birileri gibi yazar, birileri gibi yemek yer, birileri gibi çalışırız. Hayatımızda, davranışlarımızda, karakterimizde mutlaka başkalarından  bulaşmış renkler vardır.

Üzerimize bulaşan renklerin oluşturduğu desen bizi biz yapar. Okumaya devam et Üzerimize Bulaşan Renkler