kayracan

Çocuklarımın Hayatında Sahne Tasarımcısıyım.

Kim olduğumuzu bulmak için çok mu geç kaldık? İnsanın ne istediğini ve neden yaşadığını sorgulayabilmesi için ilk önce kendini tanıması gerekiyor. Benim daha çok üzerinde durduğum konu; insan kendini ne zaman ve nasıl tanıyabilir. Eminim dünya da kendiyle tanışmadan yok olup giden çok insan olmuştur. Olaya makro boyuttan bakılırsa kim olduğunu, ne istediğini, neye hizmet ettiğini bilmeden yaşayan insanlar genel sistemin düzenini de bozuyorlar. Yani zararları sadece kendilerine değil.

Can’ın okulunda bu ayın konusu ‘Kim olduğumuz, kimleri etkileyip, kimlerden etkilendiğimiz’ Dört yaşındalar ve kim olduklarını sorguluyorlar. Çok ilginç ve muhteşem bir konu. Bu çerçeve de yaptıkları çalışmalardan birisi de özel eşya kutusu. Bir ayakkabı kutusuna özel sayılan eşyalar koyulacak ve sınıfta tek tek diğer arkadaşlarla paylaşılacak. Böylece hem kendilerini hem de diğer arkadaşlarını ve öğretmenlerini daha iyi tanıyacaklar. Bunu ilk öğretmenleri yaptı ve çok hoşlarına gitti.

Bu hazırlık içerisinde tabi ki bizim evde albümler, hatıra kutuları, kıyafet hurçları deşeleniyor. Anne benim bebeklik albümüm nerede,  diye peşimde dolaşıyor paşam. Fotoğraflarını bilgisayardan açtım gösterdim ama pek tatmin etmedi onu. Eline alıp evire çevire bakacağı, gelene, gidene, arkadaşlarına göstereceği bir albüm gerekiyor. 118.000 fotoğrafı bilgisayarda saklamak maharet değil Deyyan Hanım. Hadi bakalım seç, bastır, albüm haline getir ve tek tek o fotoğrafın çekildiği günü, zamanı, mekanı anlat ona.

Burada kaçırılmaması gereken önemli bir nokta var aslında. Bunları yaparak ona ömür boyu hafızasında yer edecek bir çocukluk hikayesi yazacağız. Yani kendi yaşamının ve anılarının yanında, çantasına başka bir hikaye yerleştireceğiz.

O, bir süreden sonra gerçekten yaşadıklarının çok küçük bir bölümünü hatırlayacak ve o hatıraları da  yıllar içerisinde devamlı değiştirecek zaten. Ama bu şekilde; fotoğraflarla, hikayelerle anlatılan bir çocukluk öyküsü onun hafızasında kalıcı olacak. Bu beynimizin ve hafızamızın çalışma şekliyle ilgili bir ayrıntı. Gerçekten yaşanan olaylar kaydedilirken ve tekrar çağrılırken o andaki ruh halimize ve zihinsel performansımıza göre devamlı değişikliğe uğrar.

Şöyle bir düşünürsek, biz hepimiz bunu yapıyoruz. Çocukluk hatıralarımızın büyük bir bölümünü albüm fotoğraflarına entegre edilen anne baba hikayeleri kaplıyor. Bir süre sonra da beyin hayal ve gerçeği ayırt edemiyor zaten.Ben hatırlıyorum diye dolanıyoruz ortalarda. Bir düşünün hatıralarınız da en eski ulaştığınız resim de kaç yaşındasınız?

‘Can kimdir’ kutusunu hazırlıyorum. Birkaç tane bebeklik fotoğrafı, küçük ayısı, en son kullandığı emziği, 2 yaş el baskısı, küçük bir tulum koydum şimdilik. Yakın geçmiş malzemelerini kendisi koyacak. Ne koyacağını da oldukça merak ediyorum.

Bu olay beni biraz uyandırdı. Hatta hafif panikletti bile. Ne saklamışım ne saklamamışım, Kayra’nın ki daha mı fazla acaba, o oyuncağı nerede, ilk kitabı hangisiydi, ilk çizdiği resmi nereye koydum, yoksa atladım mı? İki çocuk, iki sandık, günlük, iki albüm….

Hep sorguladığım bir şey vardır; Çocuk büyütmek ve insan yetiştirmek arasında ki farkları ne kadar biliyoruz. Kendini bildi bileli, ‘ben kimim?’ diye sorgulayabilen bir insan bence güzel yetişir. Bu yolda benim görevim onun kim olduğunu ve olma potansiyeline ışık tutmak ve daha net görebilmesini sağlamak sanırım. Çocuklarımın hayatında sahne tasarımcılarıyım…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir