imagesCAX0WB0K

Grip ama Keyifli

Sonunda hücrelerim isyan bayrağını kaldırdılar ve beni ters köşe yatırdılar. Yoğunluk ve yorgunluk stresle harmanlanınca ortaya grip çıkarmış. İki gündür sessiz sessiz evcilik oynuyorum.

Mevsimlerden kış.  Dışarısı soğuk ama tatlı soğuklardan. Penceremin karşısındaki ağaçlar, kızıla çalan yapraklarıyla,  sonbahar havasında salınıyorlar.  Islaklığın grisi hakim sokaklara. Elimde bir paket peçetemle, battaniyenin altındayım. Tarçınlı ıhlamurlar, limonlu Ekinezyalar, portakallı thylotlardan tren oldu fincanlar.

Eskiden bu fotoğraf karesinde elimde kumanda aptal aptal tv izlemek vardı ama ne yazık ki tv yok. Belki aylardır ilk defa televizyonun eksikliğini hissettim denebilir.

Bilgisayarda 90lı yıllardan bu tarafa izlemediğim Julia Roberts filmi kalmadı. Uzun bacaklı koca ağızlı kadın. Seviyorum onun filmlerini.

İki gündür ben sadece grip olan bir kadınım. Bu keyifli mi? Komik ama evet.

Normalde iş saatlerimi kendim belirlerim.İstediğim zaman gidebilirim fakat  ne kadar yorgun olsam da işe gitmezsem ya da geç kalırsam bi huzursuzluk olur içimde. Geceleri bıraksalar orda yatabilirim. İşlerim hiç bitmez. Hep yapılacak uzun bir listem vardır.

Hayatta hep bir geç kalmışlık psikolojisi içinde yaşarım. Bu özel hayatımda da, Kayranın hayatında da, İş hayatında da geçerlidir. Aceleciyim ve telaşlıyımdır. Bununla birlikte önemli şeylerde hafif ( Hakana göre daha da ötesinde) stresliyimdir. Her şeyin mükemmel olması gerektiğine inananlardanımdır bu da mümkün olmayınca dertlenenlerden.

Bu özellikler ister istemez hayatımı zorlaştırıyor tabi.

Vücudum artık olaya müdahale etti ve yeter artık dedi.  Otur yerinde.

Evde tek başıma oturmayalı kaç yıl olmuş bilmiyorum. Çok garip geliyor. Bir hedef olmadan, plan olmadan, iş olmadan, amaçsızca boş boş oturmak çok garipmiş. Ama tehlikeli de, çok kolay alışılabilir.

Çok fazla yatağa düşecek kadar hasta olan biri değilimdir aslında. Ama eskiden olsa aman hastayım, ilgiye ihtiyacım var, annem nerde, olsa bana bakardı, biri çorba pişirse gibi klasik hasta isteklerim olabilirdi ama şu anda kesinlikle gribimle birlikte yalnız başıma mutluyum.  Meğer asıl kendime ihtiyacım varmış da haberim yokmuş.

Sevdiğim bir radyoda kelimelerini anlamadığım melodiler, evde tarçın kokusu, penceremin önünde içimden geldiği gibi yazıyorum. Keyfimi kelimelerle paylaşıyorum. Etrafım peçetelerle dolu, bilgisayarımın yanında sıcak ıhlamurum, diğer yanda sabırsızlıkla sırasını bekleyen bulmacalarım. Şu dakika da çektiğim fotoğraf karesinden oldukça memnunum. ( Her ne kadar nefes alamasam da:))

Bu çerçeve için illa hasta mı olmam gerekiyor? Evet. Vicdan azabımı yok eden grip çünkü. Yoksa o kadar iş varken ben nasıl bu şekilde oturabilirim. Otursam da nasıl keyif alabilirim, mümkün değil.

Dinlenmek kelimesi benim lügatım da yanlış tercüme edilmiş.

Yıllarca iş ve özel hayat dengesini kuramayan insanlarla kavga ettim. Kitap okumalısınız, spor yapmalısınız, eve iş taşımamalısınız, vıdı vıdı vıdı…  Zamanında  ben de yoğun çalıştım ama hiçbir şeyden de geri kalmadım. Sporum da , kurslarım da, sosyal projelerim de, kitaplarım da hep vardı.

Şimdi anlıyorum ki o zamanlar normal olmayan benmişim. Hiperaktif olan, insan üstü bir enerjisi olan, bitmek tükenmek bilmeyen merakı olan. Son üç yıldır normal insana dönüşmüşüm.

Eski halimi çok özlüyorum. Yorgunluk duygusunu hiç tanımayan halimi.. Acaba o programı bünyeme tekrar yüklemem mümkün müdür?

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir