_MG_1825

İki Mum, İki Doğum

Son yazımdan bu yana epey zaman geçti. Beynimin bir bölümü  hakim sekreteri gibi hayatı yazmaya devam etse de, bunları gerekli mercilere aktarmakta problem yaşıyoruz.

İçimdekileri parlak ambalajlara sarsam da edebi bir yazı mı yazsam, günlük formatında hayatın akışını mı kopyalasam, bir işyerinin bebek misali sancılı doğumunu mu kayıt altına alsam, oğluşkinin iki yaş parantezini mi açsam bilemedim.

Şöyle güzel bir kahve eşliğinde hepsini hepsini anlatasım var. Bugünün yağmurlu –güneşli değişken hava durumuna benzeyen ruh halimi sofraya seresim var. Geceleri beni uyutmayan kelimeleri, dart okları misali, uykuların intikamı kuvvetinde, sayfaya mıhlayasım var.

Eskilerden kimler kaldı bilmiyorum. Keliemlerim kaç çift gözden akacak içeri onu hiç bilmiyorum. Bazen kelimelerin de yemek misali  tek başına tadı çıkmıyor.

Gelelim kayıp zamanların raporuna…

Son yazımdan birkaç gün sonra yeni yerimizin kontratını imzaladık. İç dekorasyonu ve yerleşimi ile ilgili epey yoğun bir dönem geçirdik. Masalar sandalyeler tahtalar derken gece gündüz zorlu,yorucu,tatlı  bir çalışmayla kısa süre  içinde hazırlığımızın büyük bir bölümünü tamamladık. Ocak ortalarında da ilk dersimizle merhaba dedik. Şöyle hesaplayınca  neredeyse birbuçuk ay olmuş. Fakat bu işin ilk besmelesi tam yedi ay önce çekilmişti.

Bana sorsanız her günü bir yıl yoğunluğunda fakat birkaç dk hızında yaşanılan bir dönemdi. (Hep zaman mı benimle dalga geçecek, ara sırada benim ona takılasım var. )

Beynimin durmadığı ama vücudumun bayıldığı geceler hala devam ediyor. Bir yüzü mutluluk diğeri endişe olan keskin bir bıçakla hergün elma misali dilimleniyorum. En büyük dilimin adı hep oğluşki oluyor.

Kayram, canım oğlum 2 yaşını doldurdu. Merkezin açılışını Kayra’nın doğum günü olarak yazdık sanal tarihe. En az bizim kadar o da emek verdi geleceğine.

Tabi bu arada “Çalışan Anne Canavarı”  kollarını açmış kucaklamak için son sürat  bana doğru geliyor. Kaçış yok ama en az hasarla nasıl etkilenebilirim derdindeyim ve elimden geldiğince savaşmaya kararlıyım. Çalışan anne canavarı, vicdanla beslenen bir canavardır. İçinize sızdı mı devamlı sesler duymaya başlarsınız. Sonra da hep konumunuzu sorgulayan bir ruh haline bürünürsünüz. Bu acımasız sesler hayatı size zehir eder.

Allahtan benim silahlarım kuvvetli. Oğlumun odası, evdeki konforu burada sağlanmış durumda. İnanıyorum ki o burada çok mutlu olacak.

 Diliyorum ki şanssızlıkları, hayat içinde yoğrularak, günün birinde, en büyük şansı olarak tekrar yakalasın onu.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir