İpleri Bağladık

En son Hakayde de ipler kopmuştu. Bir yılın ardından uçlarını bağladık, sardık ve yeniden örmeye başladık. Bu sefer model apayrı tabi; oğulların annesi.

Çamaşır makinesi ile bulaşık makinesi arasına yerleşen, buruk ama keyifli, üç kişilik bir hayat. Burukluğu eksikliğimizden…

Bundan kısa bir süre önce, -Nasılsın?  diye soran birine net cevap veremezdim. İyi miyim? Yoksa  durum ve şartlar gereği kötü mü olmama gerekiyor? Bunu pek çözemiyordum.  İnsanın genel ruh hali ile anlık ruh halinin karmaşası ilginç bir durum. Anlık kötüyken, iyiyim diyebilmek cesaret ister. Anlık iyiyken de kötüyüm demek karamsarlığa girer. Genel durumu totalde incelemek lazım. Günlük, haftalık, aylık durum totaline bakmak gerek. Bunu çözebilmek için de en pratik yol; kullanılan kelime çeşitlerini gruplamak. İşin ucu psikolojik analize doğru gidiyor. Mevzu bu kadar derin iken, -Nasılsın? sorusuna cevap vermek çok da kolay olmasa gerek. Kim bilir, gün içerisinde kaç kez bu soruya cevap veriyoruz. Geçiştirmeli cevaplar.

Toplum olarak, nazar korkumuz da ruh halimizi beyan etme konusunda etkiliyor tabi ki bizi . Çok iyiyim, mükemmelim, demek direk nazar hedefi yapabilir herkesi. Etrafta bu kadar problemli insan varken, çok iyi olmak kimin haddine.

Şikayeti yaşam felsefesi haline getirmiş, şikayet edecek konu bulamazsa ‘Bu işte bir terslik var’ diye düşünüp; detaylarda problem arayan bir kitle var.

İşte ben de uzun süre bu kitlenin bir üyesi olarak yaşadım. Yalnız şöyle bir paradoks da var; bir süre sonra bu durum da şikayet konusu haline geliyor.

Ara sıra, oturup hayata baktığımız koltuğu, iyi yere çekmek gerek. Çünkü sahnede ki oyun çok da fazla değişmiyor.

Güzel bir yemek masası’nın kurallarından birisi bütün tatları barındırmasıdır. Masada aynı anda tatlı, acı, ekşi, tuzlu olmalı, bunun da ötesinde, farklı tatlar eklenmeli. Çünkü birçoğu birbirini dengeliyor veya nötrlüyor. Lezzet denilen şey; işte o dengede hissediliyor.

Lezzet kelimesi, farklı dillerde, yemek dışında da kullanılabiliyor. Güzel bir sohbet lezzet verebilir mesela. İnsandan lezzet almak. Muazzam bir manzara karşısında hissettiğim şeydir lezzet. Kimileri bu duruma Sinestezik bir durum olarak bakabilir tabi.

Yeni hayatımıza yerleşme döneminde üzerinde çok fazla ısrar ettiğim anlamsız şeylerin temelinde, işlevsellik takıntımın olduğunu keşfetmiştik. Hayatımdaki her şeyin ve hatta herkesin işlevsel olması gerekiyordu. O dönem içerisinde belki de bu düşünce tarzıyla ayakta durup, kendimi güvende hissediyordum. Güven problemim, kontrolcü tavrımı en üst seviyelere çıkarmıştı. Kontrolcü tavrım beni keskinleştirmişti. Tüm bunlar da bir süreliğine hayattan lezzet almamı engelledi doğal olarak.

Zaman içerisinde hayatı yerleştirdik. Devir daimine ayak uydurmaya çalışıyoruz. Kabullenme potansiyelimiz biraz daha yükseldi. Beklenti seviyemiz düştü. Kontrolcülük kontrol altına alındı. İşlevsellik kendini bir miktar estetik ve anlam’a bıraktı.

Bunların toplamı da hayatın lezzetini artırdı.

İşte kopan ipleri bu şekilde bağladık. Bağladık diyorum çünkü tek başıma yapmadım…

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir