IMG_2801

Yorgun Gelin

Şehirler yaşarlar. Benzersiz karakterleri, bir iyi, bir kötü yüzleri, kendilerine has sırları, değişken psikolojileri vardır. Cansız görünen canlılardandır. Anlayana çok güzel konuşurlar ama sadece anlayana, onları hesaba alana. Sezgileri kuvvetlidir, kendilerini sevmeyeni sevmez, hatta daha ileri giderek kaçırırlar. Sevildiklerini hissettiler mi de bütün imkânlarını yollara dökerler

Farklı şehirleri severim. Onları tanımak için uğraşmayı daha çok severim. Sokaklarını, binalarını, yollarını, elektrik direklerini, parklarını, merdivenlerini özellikle severim. İnsan merdiven sever mi? Sever. Hele anlattıklarını duyabilirse daha çok sever. İnişler, çıkışlar, taş merdivenler, ikiz sekmeler.  Dar enli yassı basamaklardır en sevdiklerim. Sadece beni yükseltirler, hem de uzun nefeslerle. İndirirken de incitmez, üzmezler.

Elektrik direkleri ise bir şehrin en sıradan görünen vazgeçilmezleridir. Yıllarca otobüs yolculuklarımın sadık refakatçileri oldular. Her seferinde saymaya yeltendiğim ama kaç tane olduklarını hiç bilemediğim direkler.

Arnavut kaldırımlı sevgi sokağı’nın, sarı ışıklı gece lambaları, üniversite yıllarımın okul dönüşü bekçileri.

Bu yaşa kadar ki ömrümü üç şehirle paylaştım.  Üçünü de sevdim.

Bakü, külekler (rüzgârlar) şehri. Onun yeri ayrı. Onunla paylaştığım hayat, diğerlerinden çok daha farklı. Benimle birlikte önce aşkımı, sonra Kayramı büyüten şehir.

İlk gelişimde, uçaktan indiğimde geceydi. Gelinin eteğindeki kristaller gibi parlayan ve parlatan gece lambaları  karşıladı beni. Şaşkın şaşkın girdim şehirden içeri. Sabah uyandım güzel elbisesinin içindeki hırpalanmış yorgun gelini gördüm. Üzüldüm, şaşırdım.

Sonra anladım ki çok dertli bir geçmişi olmuş bu parıltılı gelin şehrin. Son dört yılda ise yıllara taş çıkarırcasına yeniledi kendini. Bütün kötülere, kötülüklere rağmen yeniledi.

Bakü külekler şehridir. Ruhu da, karakteri de adı gibi rüzgarlıdır. Bazen bunaltıcı sıcaktan kurtaran serinlik gibi ferahlatır, bazen de tüm gücüyle her şeyi alt üst eder. Bu nedenle bazen ürkütücü görünse de bence aslı hep şevkatlidir. Hiç bir zaman sıradan olduğunu görmedim de, duymadım da. Ama her zaman ne kadar savaşçı olduğunu dinledim.

Son bir yılda da bunu gördüm. Bundan bir yıl önce duyduk ki bu şehrin önüne çok büyük bir fırsat çıkmış. Kendini dünyaya tanıtma, adını duymayanlara duyurma imkânı. Yıllarca süren sessizliğin ve yorgunluğun ardından bu onun için çok önemli bir fırsattı. Kendi de bunu çok iyi bildiği için son bir yılda bütün gücüyle baştan aşağı yenilendi. Temizlikler, hazırlıklar, ikramlar, süsler, püsler derken baştan yaratılmış hale geldi. Üç beş yılda alacağı yolu, çalıştı didindi bir yıla sığdırdı. Küçük bir mucize başardı.

Son bir haftadır her sokağa çıkışımda biraz daha şaşırtıyor beni. Hele misafirleri için hazırladığı ışıldayan kostümleri, gözlerimi alıyor. Umarım ümitleri boşa çıkmaz ve uğraştığı gibi kendini göstermeyi başarabilir.

Benim ise onun sayesinde dünya’nın en uzun sahil parkında, ağaçların altında keyifle kitap okuyabileceğim banklarım ve üzerinde çiçekliklerin asılı olduğu dev gece lambalarım var.

Bu dışarıdan rüzgârıyla hiddetli görünen ama içinden bir o kadar nahif ve kırılgan olan şehri seviyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir