IMG_9182

Od Çerşembesi

Azerbaycan: ateşler ülkesi, Bakü: külekler(rüzgârlar) şehri diye geçer halk arasında. Güzel şehir Bakü, gün geçtikçe daha da güzelleşiyor. Bugün Azerbaycanda bayram, nevruz bayramı.

Bu ülkeye gelene kadar Nevruz kelimesi benim hatıralarımda pek de güzel kareler barındırmıyordu. Genelde kulaklarımda kalan ses haber bültenlerinde ki ‘ Nevruz olaylarında şu kadar kişi yaralandı’ cümleleriydi. Bakü’ye yerleştikten bir kaç ay sonra bu kelimenin Azerice yaşanışıyla tanıştım. Benim hafızamdakinden çok daha farklı bir bayram oldu novruz.

Dört senedir ucundan kıyısından duyma, görme şansım oldu ama hiç araştırmayı düşünmemiştim. Birkaç gündür bu konuyla ilgili bir şeyler yazmayı düşünüyordum ama diğer taraftan da yanlış bilgi vermekten korktum. Bu nedenle de birazcık araştırayım, soruşturayım dedim. Anladım ki burada da, her bölge, adetleri farklı yaşıyor. Gelenek bu, yaşayan bir kavram. Çağa göre devamlı güncelleniyor.

Nevruz Farsça kökenli bir kelime ve anlamı ‘yeni gün’ demek. Eskiden İran bölgesinde yaşayan Zerdüştlerden kalma alışkanlıklar hakim daha çok bu bayrama. Diğer bölgelerde nasıl kutlandığını ve adetlerini bilmiyorum ama Azerbaycan’ın kutlama şekli daha çok bölgesel geleneklere bağlı.

Zerdüştler ateşi tanrıyla iletişim aracı olarak kullanır ve kutsal sayarlarmış. Hatta Bakü yakınlarında Surakhanı kasabasında bir Ateşgah tapınağı varmış.

Azerbaycan da ateş önemli kavramlardan birisidir ve bunun nedeninin o zamanlardan kalma bir alışkanlık olduğu düşünülür.

Bizim adetlerimiz de bahar ayının gelişi cemrelerle bilinir. Üç cemre vardır. Hava su ve toprak. Azerbaycan da bu kavram Çarşamba adıyla geçiyor. Bizden farklı olarak da sonuncusu od (ateş) çarşambasıdır. İsimlerinin Çarşamba olmasının nedeni de her sene Mart aynın 21inden önceki 4 haftanın Çarşamba günleri olması. Yel (rüzgar), su, toprak ve ahırıncı (sonuncu) çarşamba diye bilinen od (ateş) Çarşambasıdır. En önemlisi de bu kabul edilir. Hatta bir kesim nevruz bayramını bu gece kutlar.

O gece kulak falı bakarlarmış. Gece oldu mu, önce bir dilek tutulur, sonra sessizce çıkar birinin kapısı dinlenirmiş. Duyulan ilk kelimeye göre de yorum yapılırmış. Eğer güzel bir kelime duyulursa dilek kabul olur, yok olumsuz bir kelime duyulursa maalesef kabul olmazmış. Hatta kelimelerin anlamlarına göre hamilelerin bebeklerinin cinsiyetleri, bekâr kızların kısmetlerinin açık olup olmadığı yorumlanırmış Bu nedenle de o gün herkes birbirine tembih eder, sakın akşam kötü bir şey konuşmayın diye.

Çarşambalar başladıktan sonra çocukların ‘papak(şapka) atması’ da başlar. Kapıyı bir iki kere tıklatırlar ve kaçar saklanırlar. Ev sahibi çıkar papakların içine şekerbura, tatlı, bisküvi, ne varsa koyar kapıyı kapatır. Çocuklar kapı kapanınca gelir alırlar kısmetlerini. Bizim ramazan bayramındaki şeker toplamaya benzer bir adet ama bunun özelliği alanın verenin birbirini görmemesi.

Ahırıncı (sonuncu) çarşambaya 10 gün kala semeniler çıkmaya başlar piyasaya. Bir tabak içerisinde pamuklar arasında buğday çimlendirilir. Hatta etrafına da kırmızı kurdelesi bağlanır.Bizim ilkokuldaki çimlendirdiğimiz fasulye nohuta benzer. Buna semeni deniyor. Buğday bereket demek. Buğday yeşeren yani semeni büyüyen evde bir yıl boyunca bereket olur demek. Ayrıca semeni helvası denilen bir helva yaparlarmış. Buğdayın dövülmesi ve yedi kapıdan alınan unla yoğrulan hamurla karıştırılmasıyla yapılırmış. Çok zor olduğu için bu dönemde yapanı hiç duymadım. Yavaş yavaş kaybolmaya başlamış bir tatlı.

Bazı bölgelerde nevruzda çocuklara yumurta da boyanıyor ama buna da çok rast gelmedim.

Bayrama yaklaştıkça hanımlar şekerbura, baklava ve goğal yapmaya başlarlar. İşte bunlar sadece nevruza özel tatlılardır. Oldukça ağır oldukları için ve hazırlanışları zahmetli olduğu için bayram dışında pek evlerde yapılmaz ama her zaman pastanelerde, fırınlarda bulunabilir. Şekerbura tatlısı beyaz poğaçaya benzer. İçerisine ceviz ve şeker karışımı koyulur. Bu tatlının bir özelliği de üzerinin genç kızlar tarafından nakşedilmesidir. Şekerbura’nın kendine özel makkaş denilen bir cımbızı olur. Bu tatlılar kalabalık yapıldığı için kızlar teker teker şekerburaları makkaş ile işlerler. Sevdiklerinin adını yazarlar.

Baklava bizim baklavaya benzer ama daha yağlı ve tatlıdır. Goğal ise zerdeçallı ve kimyonlu açma türü güzel bir poğaçadır.

Bu üçünün anlamları vardır. Şekerbura ayı, baklava kat kat toprağı ve gogal da güneşi temsil eder.

Bayram akşamı yani bu akşam yemek sofrası kurulur. Ortaya semeni koyulur. Bazıları dilek dileyerek mum yakıp semeni üzerine dikerler. Bu nedenle hazır semeniler renkli mumlarla satılır. Yemek masasında bazılarına göre s harfiyle başlayan 7 yiyecek bulunmalı. Bunlardan ilki semenidir. Yedi sayısının Azeriler için çok büyük bir anlamı vardır. Bazılarına göre de masa da yedi çeşit kuruyemiş olması gerekir. Bu adette kişilere göre değişiyor. O akşam özel Azeri pilavı olur masada. Hatta kimileri 4 Çarşambada dört faklı pilav demler.(pişirir) Azerbayca’nın pilavları meşhurdur.

Ben ne yazık ki bugüne kadar bir bayram sofrası görmedim. Eskiye göre yavaş yavaş bırakıldığı söylense de bayram gecesi yemek vakti sokakta kimsenin olmaması, her yerin kapalı olması pek de öyle olmadığı anlamına geliyor.

Bayram boyunca Bakü’nün bir çok yerinde eğlenceler düzenleniyor, sokaklar süsleniyor, kutlama afişleri asılıyor. Herkes birbirine şekerbura, gogal, baklava ve kuruyemişten oluşan nevruz honçası (bohçası) gönderiyor.

Bakü de nevruz böyle kutlanıyor.Her ne kadar özet şeklinde anlatmaya çalışsam da epey uzun bir yazı oldu. Baharın gelişi her insanı mutlu eder. Hele de yoğun ve zorlu bir kıştan çıkınca insan ister istemez bir hafiflik hisseder. Azerbaycan bu hafta kışın yorgunluğunu atmak için hayata mola verdi. Herkes ailesiyle birlikte geziyor, eğleniyor, yemekler yiyor. İnsanlar sorunlarını kısa bir süreliğine bir kenara koyuyor çünkü bu bayramda üzülmek demek bir yılı üzüntülü geçirmek demek.

 

Not: Azerice nevruz kelimesi novruz olarak, çarşamba kelimesi de çerşembe olarak geçer.

Fotoğrafta ki Şekerbura Feride teyzesinden Kayraya.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir