Can’ıma 3.yaş Mektubu

Can’ım, cancağızım. Bugün; sen dünyaya gözlerini açalı, üç koca yıl oldu. Seni dünyaya getirirken en büyük korkum; sana haksızlık etmek ve annelik dengesini kuramamaktı. Bu yazıyı yazarken bile her kelimeyi defalarca düşünüyorum;  yanlış anlaşılmamak için. Sen özel bir aile’nin kıymetlisi olarak dünyaya geldin. Evet, görünür de ikinci anneliğimdi, deneyimli olmam gerekiyordu ama öyle değilmiş. Her çocuk ayrı bir annelikmiş. Ben öyle zengin bir kadınım ki, abin de, sen de bana apayrı dünyalar verdiniz. Okumaya devam et Can’ıma 3.yaş Mektubu

Nereden Nereye? (2.Bölüm)

    …….

     Cuma günü yani iki gün sonra İstanbula geldi. Sonraki iki gün içerisinde okulla görüştü, ön kaydını yaptırdı, okulun hemen yanından güzel bi ev kiraladı ve döndü. Ben ise  10 yıl yaşadığım şehirden ayrılmak için toplanmaya başladım. Bir hafta içerisinde eşyalar ayrıldı, paketlendi. Yalnız değildim, iki tane yardımcım vardı Nur ve xanım. O bir hafta da, o evde yaşadıklarımızı sadece üçümüz biliyoruz.

Okumaya devam et Nereden Nereye? (2.Bölüm)

Nereden Nereye? (1. Bölüm)

Nereden nereye? Kaderde İstanbul gecelerinden yazı yazmak da varmış, Hakayde için. Aslında yirmi günde değişen hayatımızın hikayesini anlatmakla başlamak lazım ama korkuyorum.  Hikaye karışık, ben karışık, hayat karışık. Anlatacaklarımdan ziyade anlatmamam gerekenlerin dökülmesinden korkuyorum sanki. Ama diğer taraftan da bu dönemin bir köşede ayrıntıları ile kayıtlı olmasını istiyorum. Olur da gelecek de cocuklarıma vermem gereken hesaplar olursa en azından savunmam da kullanabilirim.

Okumaya devam et Nereden Nereye? (1. Bölüm)

Kendimle Ettiğim Kahve Sohbeti

Çocukluğumu özlemişim. Selam vermek için de ince bir bileklik öreyim dedim.

Geçenlerde izlediğim bir belgeselde Hindistanda ki  makrome sanatçılarından ve ördüğü model model bilekliklerden bahsediyorlardı. O anda birden uçtum, geçmişe.

Annem kapının koluna pembe renkli bir sarkaç başlamış , ‘ Siz bunu bitirene kadar geleceğim’ deyip çıkıyor kapıdan. Akıllı kadın. İşlerini halledip geldiğinde biz hala o sarkacın başında olur muyduk olmaz mıydık onu tam hatırlayamıyorum ama ne kadar hevesle ördüğümü çok iyi hatırlıyorum. Hatta ördüğüm pembe sarkaçları yan bloklarda oturan Almanlara satıp para bile kazanmışlığım var bu işten. Okumaya devam et Kendimle Ettiğim Kahve Sohbeti

Yemek İsyanı

Nereden ve ne zaman kulağıma çalındı bilmiyorum ama kahvaltı ve akşam yemekleri bir ailenin iki temel taşıdır derler. Hatta yakın zamanda okuduğum bir makaleye göre dünyada ki en mutlu çocuklar Hollandalı çocuklarmış. Bunun da nedenlerinden birini, diğer ülkelere göre her sabah ailece kahvaltı yapma oranının daha yüksek olmasına bağlamışlar. Ailenin bir masa etrafında toplanması, aynı şeye odaklanması, yemek sırasında edilen sohbetler ister istemez bağ oluşturuyor demek ki. Bu anlattığım aslında çok da yeni bir bilgi değil on kişiden dokuzunun mutlaka bildiği bir şeydir ama benim asıl takıldığım konu uygulama aşamasında çıkan problemler. Okumaya devam et Yemek İsyanı

Ayrı Bir Nefeste Can

Can’ım, oğlum hoş geldin bebeğim.

Ayrı bir nefesle canımızdan ayrılan Can.

38 hafta 2 gün boyunca aynı bedeni, aynı nefesi paylaştık seninle. Bu çokta kolay olmayan yolculuğumuz boyunca elimden geldiğince, iyi bir yol arkadaşı olmaya çalıştım sana.

Umut, korku, mutluluk, endişe, sabır, acı, sevinç, bütün duyguları hakkını vererek yaşadık neredeyse. Okumaya devam et Ayrı Bir Nefeste Can

Vay Benim Halime

Hamileliğimizin 34. haftasını tamamladık. Neredeyse aşağı yukarı 3,5 – 4 haftamız kaldı. Bu süreç nasıl geçti anlamadım desem yalan olur. Beklediğimizin üzerinde problemle karşılaştık. Ne çok yavaş ne de çok hızlı kendi kıvamında yaşadık denebilir. Hamilelik Kayradaki gibi hayatımın merkezinde değildi ne yazık ki. Çünkü o döneme göre sorumluluk miktarım daha fazlaydı ve dengeye ihtiyacım vardı. Dengeyi bozduğum kimi zamanlarda yere yapıştım, kimisinde de göklere uçtum.
Bu dönemde artık yeter dedim, son bir ay bari tadında yaşayım bu dönemi. Sadece mutlu olduğum şeyleri yapayım, biraz daha fazla dinleneyim, mecburiyet duygumu körelteyim.
Elimden geldiğince de bunları yapmaya çalışıyorum ama sorun şurada benim kavramlarda arıza var. Okumaya devam et Vay Benim Halime

Grip ama Keyifli

Sonunda hücrelerim isyan bayrağını kaldırdılar ve beni ters köşe yatırdılar. Yoğunluk ve yorgunluk stresle harmanlanınca ortaya grip çıkarmış. İki gündür sessiz sessiz evcilik oynuyorum.

Mevsimlerden kış.  Dışarısı soğuk ama tatlı soğuklardan. Penceremin karşısındaki ağaçlar, kızıla çalan yapraklarıyla,  sonbahar havasında salınıyorlar.  Islaklığın grisi hakim sokaklara. Elimde bir paket peçetemle, battaniyenin altındayım. Tarçınlı ıhlamurlar, limonlu Ekinezyalar, portakallı thylotlardan tren oldu fincanlar. Okumaya devam et Grip ama Keyifli