İki Mum, İki Doğum

Son yazımdan bu yana epey zaman geçti. Beynimin bir bölümü  hakim sekreteri gibi hayatı yazmaya devam etse de, bunları gerekli mercilere aktarmakta problem yaşıyoruz.

İçimdekileri parlak ambalajlara sarsam da edebi bir yazı mı yazsam, günlük formatında hayatın akışını mı kopyalasam, bir işyerinin bebek misali sancılı doğumunu mu kayıt altına alsam, oğluşkinin iki yaş parantezini mi açsam bilemedim. Okumaya devam et İki Mum, İki Doğum

Ortalık Kurduk

Son 3 aydır farklı alanlarda olmak üzere toplam 200 saate yakın eğitim aldım ve neredeyse  150 farklı insanla tanıştım. Çoğu da farklı bölgelerden. Yoğun, farklı, eğlenceli, yorucu, verimli bir dönemdi. Hala da sona ermiş değil.

Kelimelerim birikti ama daha kalemin huzuruna çıkmaya hazır değiller. Bu yüzden de başlangıçlar sona ulaşamıyor. Kalem elimde, kağıt karşımda sessiz sessiz bakışıyoruz, hamle gelmeden, herkes kendine çekiliyor. Okumaya devam et Ortalık Kurduk

Beynim Çatırdıyor

Nerdeyse bir buçuk aydır çok yoğun bir eğitim dizisinin  tam orta yerinde kıvranıyorum. Gerçekten zor ama bir o kadarda eğlenceli bir dönemdeyiz. Buradaki ‘biz’ Kayra ve ben tabi ki. Kayra anane, babanne, dedeler ve bilimum birinci derece kankaları ile keyfin doruk noktalarında. Ben ise daha bir önceki eğitimin dumanı kaybolmadan kendimi ikici eğitimin sınıfında buluyorum. Beş parçalık eğitim grubumuzun üçünü başarıyla tamamlamış bulunmaktayım ama daha iki parçam kaldı. Gerçekten çok yorgunum ama heyecanım ve mutluluğum bu yorgunluğu tatlandırıyor. Okumaya devam et Beynim Çatırdıyor

Karanlığa Melodi Mırıldanmak

1.5 aylık yoğun bir tempodan sonra sonunda evimizdeyiz. Gelmeden önce bir ara kendimi “  Kimse bana dokunmasa, bir şey istemese ve birileri kayraya baksa, ben de birkaç gün uyuyabilsem, belki dinlenirim. Okumaktan yazmaktan falan artık vazgeçtim, sadece hareket etmeden uyusam. Bunun adı sanırım tatil. Keşke tatile çıkabilsem. Ama dur bir dakika, ben şu anda zaten tatildeyim. Bu işte bir yanlışlık var ama neyse. Sanırım ben Baküye gidince dinlenicem” diye uzayıp giden ve içinden çıkılamaz bir hal alan düşüncelerin ortasında yakaladım. Bu bir buçuk ay kesinlikle Kayra’nın tatiliydi ve bence güzel bir tatil geçirdi. Şahsen onun yerinde olmak isterdim. Okumaya devam et Karanlığa Melodi Mırıldanmak

Gece Mürekkep Tutmuyor

Epeydir şu anda oturduğum konumdayım. Balkon yüksekliği, Ankarayı kuş bakışı seyretmeme müsaade ediyor. Bayrak direği, oturduğum yerden izlediğim  manzarayı ortalıyor. Rüzgârı müzik kabul etmiş bayrağın, ay yıldızlı gece dansını izlemek beni rahatlatıyor. Yeşillerin arasında yükselmiş Anıtkabir sol çaprazımda. Ankara Pazar rehavetinde.  Yaprakları hışırdatan, insanın içini ferahlatan, soğuktan uzak, hafif bir esinti var havada. Yalnızım. Okumaya devam et Gece Mürekkep Tutmuyor

Kelime Molası

Ders: “ Hızlı akan yaşamda denge”

Öğretmen: Oğluşki

Ders Notları:

Saat sabahın sekizi. Sevgili oğluşum çalar saat misali hiç acımadan beni 6 da uyandırdı. Sarılmalı, boğuşmalı, kıkırdamalı yatak keyfinden yaptık. Bahçede kaçmaca kovalamaca oynarken yağmura yakalandık. Kameramız açık olsaydı “Kirlenmek Güzeldir” reklamlarına taş çıkaracak bir video çekebilirdik. Paşam duşunu aldı, sütünü içti, tam kahvaltısını hazırlarken de elindeki ekmek parçasıyla uyuyakaldı. İçimden gelen “Ama bu haksızlık ” isyanını bastırabilmek için açtım bilgisayarımı, yağmurun bıraktığı toprak kokusuyla iki satır karalayım dedim. Okumaya devam et Kelime Molası

Sessizlik Diyeti

Baharın gelmesiyle birlikte oğluşki’nin  çiçekleri daha yeni solan vücudu (su çiçeği geçiren ) daha da yorgun düştü. Bakü’nün rüzgârı, baharın polenleri bir araya gelip oğlumla bana savaş açtılar. Önce o hastalandı, sonra ben. Öğrendim ki bir çocuğun hastalanmasından daha kötü olan bir şey varsa, o da anne ve çocuğun aynı anda hastalanmasıymış. Hastalığın lüksü var deseler inanmazdım ama ayaklarını uzatıp, yatarak hasta olmak ne kadar lüksmüş meğersem. Okumaya devam et Sessizlik Diyeti

Duyguların Ruhu

 

“Sevgi” bugün mutfak tezgahımın köşesindeki menekşeye benziyor. Suyunu, ışığını ve ilgisini tam almış ve nerden yaprak vereceğini şaşırmış menekşeye.Duyguların ruhu sihirlidir.

Bugün Kayra’nın diş buğdayını yaptık. Bir nevi diş partisi. Benim için  özel bir gündü. Sabah çok sevdiğim biri aradı nasılsın diye sordu, “bugün bayram sabahı gibi hissediyorum” dedim. Güldü, anlam veremedi keyfime. Ama tabi ki anlamı bir yerlerde gizli.

Okumaya devam et Duyguların Ruhu

Uluslararası Kar Temizliği

Neredeyse bir hafta olmuş yazmayalı. Aslında kafamda devamlı yazıyorum, sadece kelimeleri sayfaya taşınmaya bir türlü ikna edemedim. Yazmayı özledim.
Büyük bir hızla tatilimizin son haftasına girdik. Bir tarafımız  babamıza kavuşacağımız için  heyecanlı, diğer tarafımız ise bu sevgi selini bırakacağımız için  üzgün. Kayra ve annesi için  güzel ve verimli bir tatil oldu. Bu arada da  Kayra’nın  birinci yaşının birinci doğum gününü bir ay öncesinden kutladık. Dedelerle anneannelerle babannelerle ilk doğum günü fotoğraflarını çektik. Zaten erken doğum gününün amacı da bu fotoğraf albümüydü. Her yer süslendi, pastalar börekler yapıldı, çiçekler alındı, oğluşki önce mumu üfledi arkasından da ayağını pastaya soktu. Her şey an be an kamerayla kaydedildi tabiî ki. Sadece babamız yoktu. Asıl doğum gününü de  onunla kutlayacağız tabi ki. Okumaya devam et Uluslararası Kar Temizliği

İlk Adım Ayakkabısı

Dünya, yeni yılla birlikte günlüğünde yepyeni bir sayfa açtı ve senaryosunu yazmaya başladı. Satır satır yaşanacak. Büyük bir merakla ve iştahla tüketilecek.

İnsanların bir kısmı, yaramaz çocuklar gibi sayfaları teker teker karalayıp sonra buruşturarak bir kenara fırlatacaklar, diğer kısmı ise bu yeni sayfaları özenle okuyup, kenarlarına kendilerince notlar ekleyerek düzenli bir şekilde diğer sayfalarla birleştirecekler. Uzun yıllar sonra birilerinin elinde zevkle okunacak ciltli bir kitap, diğerlerinin elinde ise buruşturulmuş son kâğıtla tükenmiş boya kalacak.