Sabır, Öfke, Vicdan Üçgenindeki Anneler

Kafamızdaki ‘olmalı’ şablonları biz bu hale getiriyor. Muhteşem bir kadın, mükemmel bir anne, mükemmel bir eş, mükemmel bir evlilik, mükemmel çocuklar, mükemmel aile, mükemmel iş, mükemmel arkadaşlar….

      Yok güzel kardeşim öyle bir şey yok. Ne mükemmel bir anne, ne çocuk, ne eş ne evlilik, ne patron, ne arkadaş yok. Var oluşda öyle bir kelimenin anlamı yok zaten. Herkes ve her şey kusurlu. Bu hedef ve beklentiler bizi kendimizden geçiriyor işte. Elimizdekinin kıymetini anlamıyoruz, yaşadığımızdan zevk almıyoruz, başarılarımızın tadını bile doyasıya çıkaramıyoruz.

Okumaya devam et Sabır, Öfke, Vicdan Üçgenindeki Anneler

Büyüyünce Bilge Olsunlar

Ben her insanın dünyaya bir misyonla geldiğine inanırım. Biz o kadar büyük bir sistemin, o kadar küçük bir parçasıyız ki. Bu sistemin düzenli çalışabilmesi için de her bir parçanın üzerine düşeni yapması gerekiyor. Bireysel olarak aslında hiçbir anlamımız yok, bütün olduğumuzda varız.

İnsanoğlu olarak kendimizi haddinden fazla önemsiyoruz. Önce kendi dünyamıza dalıp, bireyselleşip, diğer bir deyişle bencilleşiyoruz. Sonra da o kendimize yarattığımız dünyayı şişire şişire kendimizi koca bir balonun içinde buluyoruz. Ne dışarı çıkabiliyoruz, ne de içeride yaşayabiliyoruz. Çünkü yaradılış olarak dokunma ihtiyacımız var. Biz izole yaşayamayız. Bu doğamıza aykırı ama buna rağmen yaşam felsefemiz zamanla “Ben” ekseni etrafında dönmeye başlıyor. Okumaya devam et Büyüyünce Bilge Olsunlar

Yemek İsyanı

Nereden ve ne zaman kulağıma çalındı bilmiyorum ama kahvaltı ve akşam yemekleri bir ailenin iki temel taşıdır derler. Hatta yakın zamanda okuduğum bir makaleye göre dünyada ki en mutlu çocuklar Hollandalı çocuklarmış. Bunun da nedenlerinden birini, diğer ülkelere göre her sabah ailece kahvaltı yapma oranının daha yüksek olmasına bağlamışlar. Ailenin bir masa etrafında toplanması, aynı şeye odaklanması, yemek sırasında edilen sohbetler ister istemez bağ oluşturuyor demek ki. Bu anlattığım aslında çok da yeni bir bilgi değil on kişiden dokuzunun mutlaka bildiği bir şeydir ama benim asıl takıldığım konu uygulama aşamasında çıkan problemler. Okumaya devam et Yemek İsyanı

Ekran Arkası Göz Teması

İletişim sadece sözlü ve sesli olarak kurulmaz. Aslında bu becerinin birden fazla yöntemi vardır. İnsanın iletişim becerisinin en büyük göstergesi göz temasıdır.

Uzmanların küçük çocuklarda herhangi bir problem olup olmadığını değerlendirmek için ilk kontrol ettikleri şey de budur ve çağımızın en büyük problemlerinden Otizm Spektrumunun en büyük göstergesi göz temasının zayıf olmasıdır. Okumaya devam et Ekran Arkası Göz Teması

Aktivite ekibi web kolu

Haftalardır blog ve web sayfası gezmekten yoruldum artık.Geçen iki hafta boyunca Kayrafimin web sayfası için uğraştım. Sonunda onu bitirdim. Tam istediğim gibi dört dörtlük olmasa da istediğime yakın bir şablona girdi en azından. Bu hafta da Kayra eğitim haftası. Artık tek başıma değilim kafama göre bir asistanım ve dadımız var. Artık ekip halinde çalışıyoruz. Kayra aktivite ekibi. Okumaya devam et Aktivite ekibi web kolu

Sıradışı Düşünme Eğitimi

Akıl, beyin, zihin, zeka, düşünce gibi kavramların ne oldukları hangi çerçevede değerlendirilmeleri gerektiği daha net olarak belirlenemedi. Bu nedenle de her gün karşımıza farklı bir araştırma çıkabiliyor. Herkesin bildiği bir şey var ki insana dayalı keşifler her zaman soyuttur. Soyut olan her kavram da tartışmaya açıktır. Ve hiçbir zaman soyutun sınırları yoktur. Okumaya devam et Sıradışı Düşünme Eğitimi

Ruhsuz Robot

Babam comodor 64’ü aldığında ilkokul dönemlerimdeydim. Basit bir oyun bilgisayarıydı veya atari mi demek  daha doğru olur bilemiyorum. Hayal meyal hatırladığım, yanında küçük bir teybinin olduğu ve tornavida ile akıl ayarlarını yaptığımızdı. Neden yapıyorduk, neyi ayarlıyorduk, aklı neden karışıktı hiç bilmiyorum. Ardından hatırladığım ise  ilk bilgisayar oyunum River Raid’di. Okumaya devam et Ruhsuz Robot

Elliyi Geçmek Lazım

Ben anladım ki, çocuk eğitimi konusundaki diplomasız uzmanlara  anne diyorlar. Bu kadar araştırmayı okulda yapsaydım kesin derece yapardım.Ama annelikte derece de yok diploma da yok. Görevimiz.
 Çocuk gelişimi fiziksel, ruhsal, sosyal, dil, zeka ve motor gelişimi diye dallara ayrılıyor. Her bir bölümün kendi içerisinde zaman çizelgeleri ve gelişim için aktiviteleri var. Tabi ki zamanı gelince hepsini çocuk yapıyor fakat çocuğun aldığı desteğe göre de bu gelişimin kalitesi artıyor. Okumaya devam et Elliyi Geçmek Lazım

Salıncak

Salıncağın çocuklar için çok faydalı olduğu söylenir. Çocuğun izafiyet duygusunu geliştirip derinlik duygusunu artırdığı bilinir. Acaba fiziki izafiyet duygusu, manevi izafiyet duygusunun da yerleşmesini sağlar mı? Manevi izafiyet duygusu aslında çok derin ve üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.
Kayra’ya anneannesi iki tane dev masal kitabı aldı. Bunlara kucak kitabı da deniyormuş. Çok büyük olduğu için çocuğun görüş alanını tamamen kaplıyor. Müzikli olmayanların pek yüzüne bakmazken bunlar çok ilgisini çekti. Kimi zaman her ne kadar üzerinde oturarak okumaya çalışsa da sayfalarını çevirmek, kapatmak, açmak onu inanılmaz mutlu ediyor. Yüzünde “başardım” gülüşü oluşuyor. Oturduğu zaman boyunu geçen dev bir kitabı kaldırmak onun için çok önemli bir şey. Okumaya devam et Salıncak

Bilginin Bilgesi

Bütün meslek dallarını birbirleriyle olan bağlantı şekillerine göre, dev bir ağaca benzetiyorum. Bu dev ağacın kökleri ilkokul öğretmenleri. Dışarıdan çok fazla göze batmayan ama bütün mesleklerin bağlı olduğu kalın ve derin kökler. O kökler olmadan, ne iş yaparsa yapsın, kimse ayakta duramaz. O kökler yeterince güçlü olmazsa, ağaç kurur ve etrafındakiler oksijensiz kalır, beslenemez. Yine o kökler topraktan ne kadar çok şey alıp beslenebilirse, yukarıları o kadar çok besleyebilir. Okumaya devam et Bilginin Bilgesi