Acı Kahve Neden Lezzetlidir?

Bundan 4-5 yıl önce bir psikologla sohbet ederken konu döndü dolaştı ‘Anlam yükleme’ meselesine geldi. Bana ölümle ilgili bir örnek verdi. ‘Toplumların sosyal yapılarına göre, insanların, ebeveynleri’nin ölümlerine verdiği tepkiler farklılık gösterir. Bir Türk’ün annesi öldüğünde hissettikleri ile bir Amerikalı’nın annesi öldüğünde hissettikleri aynı değildir. Çünkü biz Türkler için anne, baba kavramları çok derin anlam ifade eder’ Okumaya devam et Acı Kahve Neden Lezzetlidir?

Milyon Yüzlü Kristal

Kişisel gelişimin en önemli ve en zorlu ayaklarından birisidir iletişim konusu. İnsanların birbirini anlayabilmesi aslında sonsuz kombinasyonda biri yakalamak gibi bir şey.

Daha her insanın mavi dediği şeyin aynı mavi olup olmadığını bile bilmediğimiz bir dönemde anlaşabilmek kadar mucize bir şey olabilir mi?  Zaten bilim adamlarına bakarsan mavi diye de bir şey yok. O sadece bir frekansmış. Okumaya devam et Milyon Yüzlü Kristal

Çöp Kraliçesinin Sihirli Tüneli

              Dünyaya hep, boyumuz hizasında  yatay eksenden bakıyoruz.  Oysa hafif bir açı değiştirdiğimizde birden bire her şey değişebiliyor. Serbest zamanlarda, kafam yukarılarda gezmeyi seviyorum.

      Biz aşağılarda koştururken tepemizde duran ve bazen farkında bile olmadığımız binalarda kimler yaşıyor, neler oluyor, merak ediyorum.

Okumaya devam et Çöp Kraliçesinin Sihirli Tüneli

Kalk da Yola Devam Edelim

Ruhumun geride kalmış parçalarını toplamakla meşgulüm. Çünkü onlar olmadan yola devam edemiyorum. Her biri bir tarafa dağılmış. Geri dönüp onları aradığımda, bir kaçını yol kenarında, yaşadığım talihsiz kazaların başında buluyorum. Çok azı ise mutluluk anlarına yapışmış, beni bekliyor. Herkesi toparlamalıyım ki yola devam edelim. Okumaya devam et Kalk da Yola Devam Edelim

Pamukların Arasında Biriken Duygular

Kelime: Biriktirmek. Her baktığın köşeden farklı ışık alıyor. Görünümü sade olsa da, içeriği kalabalık bir kelime.

Geçenlerde gittiğimiz sahil, kabuk doluydu ve daha çok iri olanlar siyah renkliydi. Önce  desenini beğendiklerimden bir iki tane aldım sonra orta boy ve küçüklere dadandım.  Tabi ellerim yetmeyince arabadan küçük bir poşet bulduk. Kabukların üzerindeki farklı desenleri gördükçe torbaya atıyordum. Kum gibi, o kadar çok kabuk vardı ki hepsini toplamak mümkün değildi ama kendimi de durduramıyordum. Biraz daha, biraz daha diyerek ilerliyordum. Okumaya devam et Pamukların Arasında Biriken Duygular

Büyüyünce Bilge Olsunlar

Ben her insanın dünyaya bir misyonla geldiğine inanırım. Biz o kadar büyük bir sistemin, o kadar küçük bir parçasıyız ki. Bu sistemin düzenli çalışabilmesi için de her bir parçanın üzerine düşeni yapması gerekiyor. Bireysel olarak aslında hiçbir anlamımız yok, bütün olduğumuzda varız.

İnsanoğlu olarak kendimizi haddinden fazla önemsiyoruz. Önce kendi dünyamıza dalıp, bireyselleşip, diğer bir deyişle bencilleşiyoruz. Sonra da o kendimize yarattığımız dünyayı şişire şişire kendimizi koca bir balonun içinde buluyoruz. Ne dışarı çıkabiliyoruz, ne de içeride yaşayabiliyoruz. Çünkü yaradılış olarak dokunma ihtiyacımız var. Biz izole yaşayamayız. Bu doğamıza aykırı ama buna rağmen yaşam felsefemiz zamanla “Ben” ekseni etrafında dönmeye başlıyor. Okumaya devam et Büyüyünce Bilge Olsunlar

Photoshop Terapisi

Öğrenmek!!! Ne olduğu aslında çok ta önemli değil, önemli olan öğrenme eylemi. Benim için bir tür terapi gibi bir şey. Onun için de eğitimlerimde en çok üzerinde durduğum şey “Öğrenmeyi Öğrenmek” kavramıdır ya.

Bu yaşa kadar bulduğum her kursa katıldım. Etrafımdaki çoğu insan tarafından gereksiz ve anlamsız olarak algılandı. Günün birinde bir Pazar gazetesinde tam sayfalık bir yazı gözüme ilişti. Başlığı “KURSKOLİK” di. Yazıyı okuduğumda berberden muhasebeciye kadar farklı meslek dallarından birçok insanın benim gibi olduğunu gördüm. Onlarda ilgili ilgisiz ne kurs bulurlarsa gidiyorlarmış. O gün bu huyuma bir isim koymuş olduk “Kurskolik”  evet ben bir kurskoliktim. Okumaya devam et Photoshop Terapisi

Oyuncak Mühendisi

Ben kimim? İnsan kendini tanıtırken nereden başlar?

Hiç düşündünüz mü?

Örneğin ciddi bir ortamda önemli olduğunu düşündüğünüz birine kendinizi tanıtmanız gerekiyor. Sadece bir iki cümle kurabilecek kadar zamanınız var. Bu arada karşıdakini etkilemek ve akılda kalıcı da olmak istiyorsunuz. Giriş olarak adınızı soyadınızı söylediniz, ki eğer ilginç ve farklı bir adınız- soyadınız yoksa bu başlangıç için çokta kalıcı değildir. Arkasından gelen ikinci cümle ne olurdu? Okumaya devam et Oyuncak Mühendisi

Saniyeler İki Katına Yavaşlasa…

Akşam – sabah, Cumartesi – Pazartesi arasına sıkışıverdi hayat. Kendimi bir çocuğun arabasına taş atarak zamanı hatırlattığı adam gibi hissetmeye başladım. Birileri de bana taş atıp hop nereye bu hızla dur biraz etrafına bak demeden önce yavaşlamak gerek.

Kadın olmak, anne olmak, çalışmak, kendi işinin başında olmak, yapılmayanı yapmak, bilinmeyeni anlatmak, bunu yabancı bir ülkede yapmak, dilleri farklı olan insanlara ders anlatmak, bir kadın olarak kadınları yönetmek….. Zor…

Hayalle gerçek arasında bir zaman boyutundayız. Çalışmanın dünya saatiyle çatıştığı bir aralıkta gözlerimiz kapanıyor ve açılıyor sadece. Yapılacak iş çok ama yetişebilen yok. Uyku beyinde anlamını kaybederken, vücudun en kıymetlisi. Okumaya devam et Saniyeler İki Katına Yavaşlasa…

Kapı Gibi Hayal

“Bugün bundan sonra ki hayatımın ilk günü” felsefesini yoğun hissettiğim farklı  bir güne uyandım. Hala sesimi yankıya teslim etmeden, negatif insan etkilerine maruz kalmadan, mecburiyetler dosyasının kapağını açmadan, sessizliği kutsal saydığım şu temiz anı, bir fincan çay eşliğinde kelimelerle paylaşmak istedim. Paylaştığım kelimeler nereye uçar kimin çatısına konar benden bağımsız. Okumaya devam et Kapı Gibi Hayal