Uzun Akan Gözyaşı

Televizyon’un hayatımda tavan yaptığı dönem ortaokul zamanlarına rastlar. Hatta bir miktar daha aşağı çekerek ilk okul sonları da diyebiliriz. O camlı dünya benim hayalimde çok büyüktü. Özel dedektiflerin, vampirlerin, aşıkların, katillerin cirit attığı koskocaman renkli bir ülke, benim ülkem. Her gün, izlediğim programdan etkilenme miktarıma göre, hayalimdeki meslek değişirdi. Okumaya devam et Uzun Akan Gözyaşı

Camdan Esaret

Beş tane aç maymunu bir kafese koyarlar. Tepelerine muz asar, ortaya da bir merdiven yerleştirirler. Maymunlar muzlara ulaşmak için merdivene yöneldikleri anda hepsinin ıslanacağı şekilde üzerlerine bir kova buzlu su dökerler. Bu olay birkaç kere daha tekrarlandıktan sonra, kafesteki maymunun birini, yenisi ile değiştirirler. Yeni gelen maymunun muzlara yöneldiğini gören diğer dördü, ıslanma korkusu ile onu döverek engellerler. Okumaya devam et Camdan Esaret

İçi Geçmişler

Ruh, beden ve zekâ hızını dengeleyen bir formül var mıdır acaba? Çoğu insandaki problemlerin başlıca kaynağı, bu üç kavramın hızlarındaki dengesizliktir. İnsanın yaşam yolunda mutlu ve huzurlu ilerlemesini sağlayan en önemli unsur, varlığını oluşturan birimler arasındaki denge ve uyumdur. Okumaya devam et İçi Geçmişler

Nahif Kültür

Anneannemin meşhur bir sandığı vardı. Hayatımda belki de en merak ettiğim şeydi o sandığın içindekiler ama hiçbir zaman öğrenemedim. Misafir geldiğinde sessizce yatak odasına gider, kapıyı kapatırdı.

 Dikkatle dinlerdim kapıyı. Tık tık iki dil sesi, arkasından ince bir gıcırtı ve sandık açılır. Tak diye duvara yaslanır. Sonra haşur huşur poşet sesleri arasından bir şeyler çekiştirilir. Tekrar ince bir gıcırtı, tak kapak kapandı ve yeniden tık tık iki dil sesi. İşte en önemli kısım burada başlıyordu. O anahtarın gizli yerine yerleşme sesi. Ama nedense o andan itibaren ses kesilirdi. Bir türlü o anahtarın yerini bulamamıştım. Kâh bulsam da ondan izinsiz açamazdım ama belli de olmazdı. Okumaya devam et Nahif Kültür

Arşivdeki İnsanlık

Kaç kişi maddi ve manevi karşılık beklemeden bir şeyler yapabilecek kadar güçlüdür. Acaba bunu yapmak güçle mi alakalıdır? Bir bakıma da güçle alakalıdır. Kendisi, yaşamayı göze alacak kadar güçlü olmayan, başkası için hiçbir şey yapamaz.
Her nefes alan yaşamaz.
 Asıl köken insanlıktan geçer. Yaratılışta bu program mevcuttur insanda. “Hiçbir karşılık beklemeden iyilik yap” programı. Zaman içerisinde bir çok gereksiz sebepten ötürü arşive kaldırılır.  Bu nedenle herkesin içinden derinlerde bir yerlerde “keşke bende yardım etsem” Okumaya devam et Arşivdeki İnsanlık

Sadece Kadınlara

Bugün gözlerimi kapattım ve hayal defterimden bir sayfa açtım. Karşıma  meslek hayallerinden bir çıktı. Meslek: Sadece kadınlar için kariyer danışmanlığı. Özellikle de kafası çalışan, enerjik, yetenekli, azimli, sabırlı ve çalışkan kadınlar için. “Bütün bu özelliklere sahip bir kadının danışmana neden ihtiyacı olsun ki, zaten iyi bir kariyer yapabilir” diye düşünülebilir ama işin iç yüzü öyle değil. Özgüven, teknoloji uyumu, sosyolojik baskı gibi eksik olan parçalar var. Okumaya devam et Sadece Kadınlara

Beyindeki Çöplük Kokuyor

Her insanın yılda bir iki kez ruhsal temizlik yapması gerekiyor. Ne yazık ki herkes bu lükse sahip olamıyor.  Şartları, alışkanlıkları, öncelikleri, yaşam tarzı veya önyargıları buna izin vermiyor. Çoğu kişi bu sistemin mantığını anlayamıyor.
Aslında mantık oldukça basit. İnsanlar arabalarına, evlerine, bilgisayarlarına, çantalarına, ayakkabılarına ve buna benzer günlük kullandıkları, duygusal bağ kurdukları nesnelerin bakımına çok özen gösterirler.. Araçlarının bakımı, bilgisayarlarının virüs temizliği, donanım bakımı ihmal edilirse bu araçlar çok enerji harcayarak az iş Okumaya devam et Beyindeki Çöplük Kokuyor

Sınırsız Hayal Defteri

Eski eşyalarımı karıştırırken küçük defterlerimden birini buldum. Sayfaların arasından, bundan tam on yıl önce, üniversite de katıldığım kişisel gelişim kurslarından birinin notları çıktı. Orada sekiz tane güzel soru sormuşlar ben de tane tane cevaplamışım.
 Sorulardan bir tanesini görünce gülümsedim. “ Böyle giderse 10 yıl sonra nasıl bir hayat yaşıyor olacaksınız?”  “ On yıl sonra sevdiğim bir işi yapacağım, kendi işyerimi kuracağım, beğendiğim bir şehirde yaşayacağım ve tabiî ki sevdiğim insanlarla birlikte olacağım” demişim ama eksik yazmışım, anne olacağım demeyi unutmuşum. Bu listedekilerden sevdiğim işi yapmak dışında hepsini gerçekleştirdim. Eksik konu hakkında da hala çalışıyorum.

Üst Bilinçli Yaşamak

Bir ben var benim tanıdığım, eşimin tanıdığı başka bir ben, ailemin tanıdığı birkaç tane daha ve tanımadığım onlarca kişinin hayalinde onlarca ben daha. Benler çoğalınca mı gerçek ben oluyorum yoksa hepsi bana ait farklı parçalar mı? Acaba ben biliyor muyum ki kim olduğumu?
İnsanın kendini tanıması mümkün müdür gerçekten bilemiyorum. Bu bir bakıma, devamlı yuvarlanan bir topta köşe aramaya benziyor. Yine de insan bu çabasından vazgeçmiş değil ve dünyanın sonu gelene kadar da vazgeçmeyecek. İçindeki KORKU isimli duygunun kaynağı da bu bilinmeze ulaşamamak ya zaten. Bu  bir de MERAK duygusuyla birleşince ortaya felsefe çıkıyor işte. Bilimlerin şamar oğlanı. Gelen sataşır giden sataşır ama sonunda da çoğu bir yerinden bulaşır. Okumaya devam et Üst Bilinçli Yaşamak

Pratik Yaşama Sanatı

        Evimize karla geldik, Baküye kar getirdik. Düzenimizi kurmak sandığımdan da zor oluyor. Oğlum kalabalığa, ben de özgürlüğe çok alışmışız anlaşılan. Bu aralar hayatımdaki her şey indirim sepetindeki kıyafetler gibi birbirine girmiş durumda. Neyin ucunu çekince elime ne gelecek pek bilemiyorum. Aynı zaman diliminde yapmam gereken o kadar çok şey var ki.
    Zamanı iyi değerlendiren insanlara gıpta ediyorum. Aynı anda o kadar çok şeyi bir arada yapabiliyorlar ki. Gayet sakin ve keyifli görünüyorlar. Onlar bunu yaşam tarzı haline getiriyorlar. Kendimi düşününce çoğu insana göre çok da kötü  sayılmam ama yine de yapılacak çok şey var.