Kendini Misafir Gibi Ağırlamak

Beynim çırpınıyor. Son günlerde kendimle ilgili hissettiğim en yoğun duygu bu galiba.

     Tatil kelimesinin tam anlamını merak etmiyor değilim. Hani şöyle bakınca karşılığı dinlenmek olmalı sanki. Hayatın büyük bir kısmında yerine getirilen sorumlulukların biraz daha geri plana atılıp, fiziksel ve zihinsel olarak bir dinginlik dönemi olması gerekiyor. Bu duruma göre ben kesinlikle tatilde değilim.

Okumaya devam et Kendini Misafir Gibi Ağırlamak

Sabır, Öfke, Vicdan Üçgenindeki Anneler

Kafamızdaki ‘olmalı’ şablonları biz bu hale getiriyor. Muhteşem bir kadın, mükemmel bir anne, mükemmel bir eş, mükemmel bir evlilik, mükemmel çocuklar, mükemmel aile, mükemmel iş, mükemmel arkadaşlar….

      Yok güzel kardeşim öyle bir şey yok. Ne mükemmel bir anne, ne çocuk, ne eş ne evlilik, ne patron, ne arkadaş yok. Var oluşda öyle bir kelimenin anlamı yok zaten. Herkes ve her şey kusurlu. Bu hedef ve beklentiler bizi kendimizden geçiriyor işte. Elimizdekinin kıymetini anlamıyoruz, yaşadığımızdan zevk almıyoruz, başarılarımızın tadını bile doyasıya çıkaramıyoruz.

Okumaya devam et Sabır, Öfke, Vicdan Üçgenindeki Anneler

Vay Benim Halime

Hamileliğimizin 34. haftasını tamamladık. Neredeyse aşağı yukarı 3,5 – 4 haftamız kaldı. Bu süreç nasıl geçti anlamadım desem yalan olur. Beklediğimizin üzerinde problemle karşılaştık. Ne çok yavaş ne de çok hızlı kendi kıvamında yaşadık denebilir. Hamilelik Kayradaki gibi hayatımın merkezinde değildi ne yazık ki. Çünkü o döneme göre sorumluluk miktarım daha fazlaydı ve dengeye ihtiyacım vardı. Dengeyi bozduğum kimi zamanlarda yere yapıştım, kimisinde de göklere uçtum.
Bu dönemde artık yeter dedim, son bir ay bari tadında yaşayım bu dönemi. Sadece mutlu olduğum şeyleri yapayım, biraz daha fazla dinleneyim, mecburiyet duygumu körelteyim.
Elimden geldiğince de bunları yapmaya çalışıyorum ama sorun şurada benim kavramlarda arıza var. Okumaya devam et Vay Benim Halime

Kim bilir belki bir gün…

Ben kendimi bildim bileli, hatta yazmayı öğrendiğim andan itibaren, yazıyorum. Günlük, mektup, deneme yazıları, blog, elime dilime ne gelirse yazıyorum.

Bu bir nevi kendimi ifade etme, kafamı boşaltma, sakinleşme, toparlanma, terapi yöntemi benim için.

Üç konudan birinde meslek sahibi olmak isterdim. Yazmak, fotoğraf veya mutfak. Bu üçü de gerçekten sevdiğim, öğrenmek istediğim kimi zaman profesyonel olarak yapmak istediğim şeyler.

İlk bloğumu anne-çocuk bloğu olarak açmak istemiştim. Kayra ile olan hikayemizi, onun büyümesini, benim yaşadıklarımı, öğrendiklerimi anlatacağım bir platform oluşturmak istemiştim. Sonradan gördüm ki bu bir nevi özel hayatın deşifre edilmesi anlamına geliyor. Kayra daha çok küçüktü ve yaşı ne olursa olsun onun hayatı da kendine özeldi. Onun onayı olmadan hayatının her anını açıkça paylaşmak bana etik gelmedi.   Okumaya devam et Kim bilir belki bir gün…

Hamilelikte Denge!

Günler günleri deviriyor, haftalar haftaları. Bu ne kadar korkutucu bir hız. Hayatı fast food mantığında yaşamaya başladım artık. Hala “eski ben” mırıltıları arasında yeni “ben” le kavga halindeyim.

Bebeğimi öğrenmem ile bugün arasına koskoca 21 hafta sığdırmışız bile. Sanki ezelden beri böyle geziyorum. Yada tam aksi, iki günlük bir şey; dün bir, bugün iki, BİTTİİ.  Bu “zaman” denen canavarın hangi oyunu onu bile çözemiyorum.

Bugünkü kelimemiz DEĞİŞİM . Bu kelimenin anlamını şu aralar damarlarında hisseden birisi olarak ifade etmeye çalışmak, en doğal hakkım diye düşünüyorum. Okumaya devam et Hamilelikte Denge!

Anne Bloglarına Nasıl Ulaşırım?

İnsanın bir taraftan bilgilerini paylaşırken, diğer taraftan da kendini geliştirmeye devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Belirli zamanlarda tıkandığımı, ilerleyemediğimi, aynı yerde dönmeye başladığımı hissederim. Önceden zamanım daha bol olduğu için  kurslarla, eğitimlerle, daha yoğun ilgilendiğim için bu eksikliği çok fazla hissetmiyordum sanki. Çalışmaya başladıktan sonra, zaman problemi biraz daha beni kısıtlamaya başladı ne yazık ki. Ama hayat çok hızlı bir şekilde devam ediyor ve  bizim alanımız yani eğitim alanı hem çok derin hem de en hızlı gelişen alanlardan birisi. Çünkü bire bir insanla hatta insanın da en hızlı değişim dönemi olan çocuklukla ilgili. Bu nedenle de paylaşım- gelişim dengesini daha sağlıklı kurmak zorundayız.  Okumaya devam et Anne Bloglarına Nasıl Ulaşırım?

Beşlik Kare

Kutu var kutu içinde, onunda kutu var içinde diye devam eder gider hayatın tarifi son günlerde. Bu tarifin kıyısında köşesinde der ki ‘Mutlu ve başarılı  olmak  için; bulunduğun ‘an’ a odaklan, sahip olduğun  ‘an’ ı yaşa’

Peki o AN İnstagram karelerindeki gibi beş  karenin bir çerçeveye sıkıştırılmış hali ise, o zaman ne yapacağız. Nasıl yaşayacağız AN denen beşlik kareyi? Okumaya devam et Beşlik Kare

Erkek Gibi Kadın

Dünyanın son zamanlarda sorunlarından biri de cinsiyet rollerinin birbirine yaklaşması ve hatta karışması. Kadının ve erkeğin yaratılışı gereği kendisine ait karakteristik özellikleri ve dünya düzeni doğrultusunda paylaşılmış görevleri vardır. Bunlar siyah ve beyaz olarak keskin bir şekilde ayrılmamıştır. Ortak alanlarda esnek geçişler vardır. Ama asla roller değişmemeli, karışmamalıdır. Kurulu düzende parçaların yeri değişirse sistem alt üst olur. Okumaya devam et Erkek Gibi Kadın

Çiçekli Kadınlar

 Bugün dünya kadınlar günüydü. Oldukça ironik sayılabilecek bir gün aslında. Dün asansörde bir kadının bayramınız kutlu olsun demesiyle bir an gözümün önüne 8 mart 1857 de Amerikada olaylar sonucu ölen işçi kadınlar geldi. Anılası mı, kutlanası mı bilemedim pek. Biz aynı şeyi türkülerde de yaşarız ya . Recebim gibi, dom dom kurşunu gibi hüzünlü hikâyesi olan türkülerle eğlenebiliriz. Toplumlar da bir süre sonra benimsediği alışkanlığın kökenini irdelemiyor, tıpkı insan gibi. Okumaya devam et Çiçekli Kadınlar

Çemberini Kıran Kadınlar

Spor benim hayatıma çok geç giren, ama sağlam dostlarımdan biridir. Evlenmeden önce yoğun iş ve sosyal yaşam içinde çok bunalıyordum. Spor benim için bir nevi sakinleşme ve stres atma yöntemi oluyordu. Eğer insanın spor yapma alışkanlığı yoksa bir yaştan sonra ancak salon sporları yapabiliyor. Bu nedenle de bugüne kadar birçok farklı salonda ve farklı insanlarla birlikte çalıştım. Yılların gözlemiyle de bu konuda anlatacak çok hikâye birikti.
Şöyle salonun bir kenarına çekilip o kadınları izlerken öğrenebileceğiniz o kadar çok şey var ki… Kadına baktığınız pencereyi sporla boyadığınız zaman, ortaya çok farklı tablolar çıkıyor.
İlk olarak cebinden biraz para, hayatından biraz zaman ayırarak, içindeki “Boş ver, gidip de ne yapacaksın” diyen sesi aşıp salona gelen kadın, her Okumaya devam et Çemberini Kıran Kadınlar