Bilginin Bilgesi_480x280

Bilginin Bilgesi

Bütün meslek dallarını birbirleriyle olan bağlantı şekillerine göre, dev bir ağaca benzetiyorum. Bu dev ağacın kökleri ilkokul öğretmenleri. Dışarıdan çok fazla göze batmayan ama bütün mesleklerin bağlı olduğu kalın ve derin kökler. O kökler olmadan, ne iş yaparsa yapsın, kimse ayakta duramaz. O kökler yeterince güçlü olmazsa, ağaç kurur ve etrafındakiler oksijensiz kalır, beslenemez. Yine o kökler topraktan ne kadar çok şey alıp beslenebilirse, yukarıları o kadar çok besleyebilir.
Ağacın gövdesini lise ve üniversite öğretmenleri oluşturur. Gövde ne kadar sağlıklı ve sağlam olursa, ağaç bir o kadar heybetli durur.
Bir çocuğun, anne babadan sonra belki de hayatta ilk güvendiği yabancı insan ilkokul öğretmenidir. O güne kadar evde aldığı ne varsa aynısını öğretmeninden bekler. Sevgi, ilgi, sabır, anlayış, paylaşım. Aynı şekilde eğitim alacağının da farkındadır. Ev dışında ve anne babadan farklı birinden bir şeyler öğrenmek çok heyecan vericidir. Kimi zaman bunu korkuyla veya başka şekillerde ifade etse de.
İlk gün sıraya oturduklarında hepsinin gözlerindeki ifade aynıdır. Şaşkınlık, tedirginlik, korku, heyecan ve bu duyguların arasına sıkışmış sevinç.
Her sırada, hayat defterinin tertemiz yeni sayfaları oturur. Öğretmen bu sayfaları teker teker doldurur, imzalar ve büyük deftere ekler. Her sayfanın rengi, anlattığı, yazı stili, mürekkebin rengi, kalemin kalınlığı farklıdır. Öğretmen aynıdır ama her sayfayı malzemesine göre farklı şekillerde doldurur.
Çocuğun karşısına nasıl bir öğretmen çıkacağı tamamen şans işidir. Bunun özel okulla, parayla, ailenin çabasıyla birazcık ilgisi olsa da tamamen kontrol edilebilecek bir şey değildir. Belki bilgi tarafı denetlenebilir ama sevgi kısmı denetlenemez. İlgi kısmına müdahale edilse de bir noktaya kadar başarılı olunabilir.
Öğretmen çocuğa sadece şekil vermez, yoğururken elindeki enerjiyi de ona aktarır. İşte ailenin müdahale edemeyeceği nokta bu enerjidir.
Öğretmek bir sanattır aslında. İnsanın yaradılışından gelen ve sonradan eğitimle geliştirilebilen bir yetenektir. Nasıl resim, müzik gibi yeteneklere sahip olamayan insan zorlamayla bir yere gelip öteye geçemiyorsa, öğretmen de yeteneği yoksa eğitimle bir noktaya kadar gelir ama bunun ilerisine geçemez.
Öğretmek için asıl olan aşk ve sabırdır. Gerisinin kendiliğinden gelmesi gerekir. İşin içine maddi kaygı girdi mi sihir bozulur, özgürlük gölgelenir ve verim düşer.
Bir ülkede en zor sahip olunacak meslek öğretmenlik olmalı. İlk olarak yetenek sınavına girmeli insanlar, eğer bunu geçerse diğer sınavlara devam etmeli. Mesleğinden en çok maddi karşılık alması gereken de  yine öğretmen olmalı. Özgür olmalı, köklerini istediği yöne akıtabilmeli. Karnı tok olmalı, gövdeye yeterli besin gönderebilmeli. Mutlu olmalı, dallara çiçek açmayı öğretebilmeli. Önce kendine değer vermeli, kendini özel hissetmeli. Bu duyguyu bilmezse öğretemez. Kendini ve hayatı sevmeli ki sevgiyi öğrencisine gösterebilsin.
Ruhsuz bilgiyi öğrenmek kolaydır. Hangi yaşta olursan ol biraz uğraşarak ezberlersin.
Fakat ruhun bilgisini ancak bilgesi öğretebilir. Belki bir gün, her çocuk bir bilge elinde yetişir, kim bilir?
Aslında dünyadaki en büyük güç ilkokul öğretmenlerinin elindedir. Onlar nasıl bir dünya hayal ederse, ona göre insanlar yetiştirir. Zamanı gelince de o insanların elinden mükâfatlarını alırlar. İyisi de, kötüsü de onlara aittir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir