book-gift-fantasy-reader-card

Ekran Arkası Göz Teması

İletişim sadece sözlü ve sesli olarak kurulmaz. Aslında bu becerinin birden fazla yöntemi vardır. İnsanın iletişim becerisinin en büyük göstergesi göz temasıdır.

Uzmanların küçük çocuklarda herhangi bir problem olup olmadığını değerlendirmek için ilk kontrol ettikleri şey de budur ve çağımızın en büyük problemlerinden Otizm Spektrumunun en büyük göstergesi göz temasının zayıf olmasıdır.

Çocuk göz teması kuruyorsa sizinle iletişime geçmiş demektir ve öğrenmenin büyük bir bölümünü de izleyerek, kopyalayarak ve taklit ederek gerçekleştirir.

İletişim kuramayan çocuk kendi dünyasında yaşar. Kendi çabasıyla o dünyayı genişletmesi ve geliştirmesi de çok zordur. Fakat yeni dönem de, hem çocuklar hem de yetişkinler yeni bir dünya keşfediyorlar. Sanal dünya.

Son zamanlarda kime baksam, kiminle konuşmaya çalışsam, karşıma bir ekran çıkıyor. Ya telefon, ya tablet, ya bilgisayar.  Eşim, arkadaşlarım, velilerim, çalıştığım insanlar, ofisime gelenler… Kime ne demeye kalksam karşıdakinin yüzünün yarısı bir ekranın arkasında. Başlarda bu normal, olağan gibi geliyordu ama artık son dönemlerde iletişimde problemler yaşamaya başladım ve git gide de bende takıntı halini aldı.

Kayra iki yaşına gelene kadar her şeyi ile kendim bire bir meşgul oldum. Bu dönemde  yasaklarımız vardı. Bunlardan en önemli iki tanesi şeker ve televizyondu. Hatta bu konuyla ilgili de defalarca yazmışlığım vardır. Kayra 2 yaşını geçtikten sonra yavaş yavaş çizgi filmlerle tanışmaya başladı. Günde çok fazla olmamak şartıyla bizim seçtiğimiz çizgi filmleri, bazen tabletten bazen de tv den izliyordu. Bunlardan bir tanesi ise Maşa ve Medved denilen 6-7 dk lık Rus çizgi filmiydi. Biz kendimiz de bayılıyorduk.  Rusçası da gelişir diye düşünüyorduk kendi kendimize. Sonra yavaş yavaş Kayra da taklitler farklı ağız yüz hareketleri başladı fark ettik ki maşayı taklit etmeye başladı. Yine uyanmadık biz. Tabi bu arada Kayra duvarlara tırmanıyor, aşırı hareketli, ve anlamsız hareketli. Yani hedefsiz koşuyor, her şeyi hızlı yapıyor dedik yapısı böyle. Hatta kendi kendimize de hareket iyidir diyorduk. Sonra öğrencilerimden birinin dadısı sakın Maşa izletme ondan sonra hareketleniyorlar dedi. Sonra farkettik ki o anlamsız hızın nedenlerinden birisi oymuş.

Tabi bu arada bu hareket yani kendi kendimize oluşturduğumuz hareket  bizi yorduğu için tablet kaçışımız olmaya başlamıştı. Özel eğitici programlar indiriyorduk, kelime öğrenme, puzzle gibi. Kayra bunları yapınca öğreniyor sanıyorduk. Bu arada da teknolojiyi faydalı kullanıyoruz diyorduk.

Restorana gittiğimizde biz oturmak istiyoruz kayra koşmak istiyor, başka çare yok diyorduk açıyorduk bir çizgi film. Ki ben yıllarca restoranlarda önünde tabletle oturan çocuklara acıyan ailelerine saydıran ben yapıyordum bunu. Çünkü birkaç seçeneğimiz vardı. Ya dışarı çıkmayacaktık,  ya biz çıkarken onu dadıyla evde bırakacaktık, ya da yanımızda oturtup uyuşturacaktık. Şimdiye kadar  biz sonuncuyu tercih ediyorduk.

Türkiyeye gittiğimiz de  ise macera havaalanında başlıyordu. Özellikle yalnız olduğum zamanlarda başka çarem yoktu. 3 yaşında bir çocuğu bekleyeceksin diye oturtmak imkansız. Yemek yemesi lazım zaman kısa aç tableti, Araba kullanıyorum aç tableti derken tabi bu fark etmeden arttı.

Sonra karşımıza bir çocuk çıktı ki tanımak mümkün değil.

Bir gün akşam otururken bir baktım bizim evdeki manzara şu. Hakan bey tablette, Kayra tv de ben bilgisayarda. Hakan ve ben yorgunuz kaçacak delik arıyoruz ve ekrana saklanmışız. Kayrayı da susturacak şey bir ekran. Evde ses yok. Hoop dedim buraya kadar. Tv yi kaldırıyoruz ve Kayra uyuyana kadar ekran yasağı geliyor. Hakan dedi fişini çeksek. Hayır dedim kavramı kaldırıyoruz. Tv yi söktük, sardık ve kaldırdık.

Maşayı da tamamen hayatımızdan çıkardık. Tableti de minimuma indirdik.  En fazla yarım saat o da sadece pepe nin uygun olan bölümleri. Ben kendimde biraz daha güç bulduğum an onu da  temizleyeceğim.

Ben ki hepsini bilen insan yine de tongaya düştüm. Büyük suçluluk duygusu içerisinde ve devamlı kendime bahaneler üreterek kolay yolu şeçtim. Bu süreç çok değil sadece bir 6 ay içerisinde oluşan gelişen bir şeydi. Ama Kayra için bu süre çoktu ve zarar gördü. Biz gelişimle geçireceğimiz süreyi hatamızı temizlemekle geçirdik. Tabletten puzzle yapmasının bir anlamı olmadığını öğrendik. Bunun öğrenme değil ezbere otomatikleşen hareketler olduğunu öğrendik. Bunun da zeka gelişimi ile bir alakası yoktu. Bezi bırakma, emziği bırakma gibi bir de kendi kendimize oluşturduğumuz tablet bağımlılığını bırakma evresi geçiriyoruz.

Ben ki bu bilgi ve bilinçle bu hatayı yapabiliyorsam diğer annelerin buna kaçmamaları imkansız. Çünkü yoruluyoruz, çünkü gezmek ve arkadaşlarımızla zaman geçirmek istiyoruz, çünkü çok çocuğumuz yok birbirini oyalayacak, çünkü oturup çocukla oynamayı bilmiyoruz, onunla oynarken her zaman eğlenmiyoruz. Onun uyduğu veya ekrana yapıştığı süre bizim özgürlüğümüz oluyor. Ama iş öyle değilmiş. Sonrasında bu pisliği temizlerken çok çok daha fazla enerji ve zaman kaybediyormuşuz.

Ben hala tam anlamıyla temizleyemedim.

Eğitime gelen çocuklar da ilk baktığım şey hayal güçleri. Çocukta bunun zayıf olduğunu gördüğüm zaman hemen alarma geçiyorum ve aileyi uyarıyorum. Bazı aileler benim bu konuda ki ısrarımı anlamıyorlar. Fakat hayal kuramayan çocuk öğrenemez. Zeka’nın ve Hafıza’nın en temel özelliklerinden birisidir hayal kurmak.

Çocuklarda bunu engelleyen en büyük etken ise ekranlar işte. Çok tv izleyen ve bilgisayarla uğraşan çocuklarda hayal gücü zayıflıyor. Buna bağlı mantıkları zayıflıyor, bağlantı kurma analiz yapma becerileri azalıyor. Eğitimlerine ezberci sistemde devam ediyorlar.

Ben teknolojiyi seven bir insanım. Gerektiği kadar da kullanırım. Ama asla bağımlı değilim. Dört köşe ekranda yaşamıyorum. Oyun oynamayı seviyorum ama canlı insanlarla oynuyorum. Okuyacağım bir şey uzunsa print alıp okuyup dosyalıyorum, sevdiğim insanlarla fotoğraf alışverişi yapıyorum ama yediğim yemeği koymuyorum, telefonda iki dk konuşarak halledeceğim bir konuyu geyiklerle harmanlayarak saatlerce yazışmıyorum, işim gereği en çok kullandığım sosyal paylaşım facebook ve sayfayı kaydırırken görüntülerin akışından midem bulanıyor ve beynimde görüntü çöplüğü oluşuyor.

İnsanlara anlatmak istediklerimi oturuyorum böyle yazıyorum ve bloğuma koyuyorum. Aslında teknolojiyi kullanıyorum gerektiği kadar ama bu sosyal iletişimimi etkilemiyor. Ama diğer insanların bağımlılığı beni çıldırtıyor.

Bir çocuk anne babasının elinde kitap görürse kitap okur,  ekran görürse ekran okur, bu kadar.

Doktorlar iletişim becerileri için çocuklardaki göz temasını kontrol ediyor ve aileyi uyarıyor. Çocuğunuzun gözüne bakarak konuşun. Size bakmasını sağlayın.

Çocuklar artık ekran arkasında ki anne babalarının gözlerini bulamıyor ki iletişim kursunlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir