SALINCAK

Salıncak

Salıncağın çocuklar için çok faydalı olduğu söylenir. Çocuğun izafiyet duygusunu geliştirip derinlik duygusunu artırdığı bilinir. Acaba fiziki izafiyet duygusu, manevi izafiyet duygusunun da yerleşmesini sağlar mı? Manevi izafiyet duygusu aslında çok derin ve üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.
Kayra’ya anneannesi iki tane dev masal kitabı aldı. Bunlara kucak kitabı da deniyormuş. Çok büyük olduğu için çocuğun görüş alanını tamamen kaplıyor. Müzikli olmayanların pek yüzüne bakmazken bunlar çok ilgisini çekti. Kimi zaman her ne kadar üzerinde oturarak okumaya çalışsa da sayfalarını çevirmek, kapatmak, açmak onu inanılmaz mutlu ediyor. Yüzünde “başardım” gülüşü oluşuyor. Oturduğu zaman boyunu geçen dev bir kitabı kaldırmak onun için çok önemli bir şey.
Fiziki olarak kendinden büyük bir nesneye hâkim, bazen de sahip olmanın insanı mutlu etmesi ilginç. İnsanın içindeki kontrol güdüsünü tatmin ettiği için olabilir veya kendini güçlü hissettirdiği için. Bu daha da ilerleyerek ego tatminini artırıyor. Daha büyük araba, daha büyük evle başlıyor, sonunda da en büyük ve en güçlü benim duygusu oluşuyor. Bu duygunun kontrolsüzlüğü ise felaketlere yol açıyor.
Büyüklük, küçüklük, yakınlık, uzaklık kavramları aslında insanın boşluktaki yerini tayin etmesini sağlıyor. Etrafındaki nesnelerin veya varlıkların durumu kendi konumunu belirlemesine yardımcı oluyor. İnsan kendini dışarıdan göremediği için, ancak bu veriler sayesinde beyninde kendi varlığını şekillendirebiliyor.
İşte çocuklar için salıncağın önemli olmasının nedeni budur belki de. Çocuk daha kendini yeni tanıyor ve beyninde kendine bir boyut belirlemeye çalışıyor. Bunu başarabilmesi için de derinlik duygusunun gelişmesi gerekiyor. Bu bütün insanlar için geçerli, ama çocuklar ilk yaşlarda her şeyi kıyaslamayla öğreniyorlar. Elinde bir referans olmalı ki diğer bilgiyi onunla kıyaslayarak şekillendirip kütüphanesine kaydedebilsin. Referansları boyutlandırmak, kendini boyutlandırmak…
Buna paralel olarak gelişen bir de manevi izafiyet duygusu var. Bu da dünya üzerindeki kendi varlığı ile diğer varlıklar arasındaki bağlantıyı keşfedebilmekle oluşur. Kime göre büyük, küçük, güçlü, zayıf, akıllı olduğunu da kıyas yoluyla fark ediyor. Böylece kendisine bir konum belirliyor. Asıl önemli nokta ise buradan sonra devreye giriyor: Vicdan. Bu kavramları fiziki izafiyetten ayıran şeyin vicdan olduğunu öğrenmesi gerekiyor.
Elindeki büyüklük gibi avantajları yerinde ve adaletli kullanıp, dezavantajları ise kendisine zarar vermeyecek şekle dönüştürmeyi öğrenmek de insanın insan gibi olabilmesi için en az diğer bilgiler kadar önemli.
Çocuklar, bu duygularını hayvanlarla ilişkilerinde çok sağlıklı bir şekilde fark edip geliştirebiliyorlar aslında. Onlardan güçlü ve akıllı olduklarını fark ediyorlar, hareketlerini kontrol etmek için çaba sarf ediyorlar, bazen başarıyor bazen başaramıyorlar ve yönlendirilmeye ihtiyaç duyuyorlar. Bu nedenle çaba sarf etmeyen ve gücünü kullanarak hayvanlara eziyet eden çocuklarda karakter problemleri olduğu hemen ortaya çıkıyor.
Çocukların gelişiminde bunlara dikkat etmek ve yön vermek kolay, fakat asıl tehlike bunu atlayarak büyüyen yetişkinlerde. Bu insanlar çocuk yetiştirmesin diye temenni etmekten başka elden bir şey gelmiyor. Çünkü her yeni nesil bir öncekine göre olumlu konularda olduğu kadar olumsuz konularda da daha hızlı gelişiyor. Buna vahşet de dahil.
Eğer insan daha çocukken maddi ve manevi olarak dünya üzerindeki konumunu, üstünlük ve zayıflıklarını öğrenirse büyüdüğü zaman kimlik arayışı daha az sancılı geçiyor.
Küçükken bu konularda işe yarayan salıncak, büyüyünce de işe yarar mı onu bilemem, ama her yaşta çok keyifli.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir