Akıllı Bebekler Akademisi

‘Çocukluk dönemlerinde öyle zamanlar vardır ki, beyinde bazı kapılar açılır ve gelecek içeriye alınır. Bu kapılar en fazla doğumla 3 yaş arasında açılır ve geleceğin büyük bir bölümü içeri girme şansını yakalar’                                              Graham Greene


Küçük siyah bir not defterim vardır ve içinde  her zaman alınacak bir kitap listesi vardır. O dönem ki ilgi alanıma göre değişir. Yurt dışında olunca;  her canınız sıkıldığında kitapçıya gidip,  canınızın istediğini alamazsınız.Bu nedenle de orada burada duyduğum kitap isimlerini not alırım her zaman.  Hamile olduğumu öğrendiğim  zaman hazırlıksız yakalandım böyle bir listem yoktu ama   tabi ki soluğu kitapçıda aldım ve ne kadar hamilelik kitabı varsa aldım.9 ay boyuncada okudum.bebeğin fiziki gelişimden, zeka ve  ruhsal gelişimine kadar. Elimden geldiğince de hamileliğimi mutlu düzenli geçirmeye çalıştım.Kitaplarda yazılanların hepsinin doğruluğunun kesin olduğunu bilemeyiz ama ya doğruysa:) Elimden geldiği kadar, mantığıma yattığı kadar, zevk aldığım sürece birçok uyarıyı dikkate almaya çalıştım.Bir bilginin doğru olabilirliği birkaç farklı kitapta bulunmasıyla artıyordu.Bazen etrafımdan tepki aldım, hatta bazen de dalga geçtiler, kimi de her şeyi kendi haline bırakmam gerektiğini, çok gereksiz çaba harcadığımı söyledi ama ben kendimi öyle rahat, mutlu ve güvende hissediyordum.Tabi ki en büyük şansım beni her zaman destekleyen ve benimle aynı fikirde olmasa bile bunu  kibar yollarla dile getiren bir eşimin olmasıydı.Doğumun son zamanlarında da bebek bakım kitapları okumaya başladım.Çaktırmadan etrafımdakilerden okuduğum bazı şeyleri soruyordum,  kimi aynı şeyleri söylüyordu kimi farklı.Bu benim ilk bebeğimdi, ilk deneyimimdi ve birazda olsa önümü görmek istiyordum, basit hatalar yapmak istemiyordum.Tabi ki her şey asla kitaplarda yazıldığı gibi değil.Ben sadece alternatif bilgi birikimim olsun istedim.Annem yanımızdaydı ve bize inanılmaz yardımcı oldu ama her şeyi bizim elimizden alıp kendi yaparak değil,biz çabalarken destek olup yetemediğimiz ya da acemi olduğumuz yerde müdahale ederek.

 Bizim için bebeğimizin üç çeşit gelişimi vardı. Fiziksel gelişimi ve bakımı,zeka gelişimi ve ruhsal gelişimi.Biz onun benim karnımda tercihleri olan bir birey olduğunu kabul ettik.Amacımız kendi isteklerimize göre onu şekillendirmek değil, amacımız onun yapısına,  karakterine göre kişiliğinin sağlıklı bir şekilde gelişmesini sağlayabilmekti.
  Bu konuda bu son okuduğum Mehmet Öz’ün kitabında çok güzel bir benzetme var.

‘Bize göre bir çocuğun gelişimi; uzun ve nasıl akacağı genelde belirsiz bir nehirde kayıkla ilerlemek gibidir.Kılavuz olarak siz , yönün ve hızın ayarlanmasına yardımcı olursunuz. Çocuğunuz da arkasına yaslanıp her şeyi izleyerek öğrenir.Böylece bir gün kendi kendine kürek çekip dümen kullanmayı öğrenecektir.

* Kayığınızı,  yani çocuğunuzun genetik yapısını göz önünde bulundurun.

* Kürekler, sizin davranışlarınız, hareketleriniz ve sözlerinizdir.

* Nehir çocuğunuzun içinde yaşadığı ortamı temsil eder.

* Sizin nihai hedefiniz , yolcuyu nehirde , bir aşamada dümeni devralabilecek kadar ileri götürmektir.’

Bu benzetme her başlık altında detaylı açıklamalarla devam ediyor.Benim hissettiğim şeyi daha güzel anlatabilecek bir benzetme olamaz sanırım.

  Bu yolculukta benim ilk hedefim 0-3 yaş arası gelişimleri.yukarıda belirttiğim üç başlık altındaki gelişim.Bunun içinde destek alabileceğim materyaller,eğitim kitapları, oyuncaklar, çocuk kitapları, müzik.En önemlisi bunları içinde barındıran bir ortam sağlayabilmek.

   Girişteki alıntıyı Akıllı bebekler akademisi adlı bir kitaptan yaptım.Yazarları Dr.M. Semih Summak ve Dr. Elçin Gören Summak. ‘Bebekler için beyin ve çoklu zeka geliştirme rehberi’ diye geçiyor.İlginç bir kitap.içinden alınabilecek çok şey var.Bu kitaba ve okuduğumun birkaç kaynağa göre de bebekler doğduklarında beyindeki sinir hücrelerinin çok büyük bir kısmı bağlanmamış oluyormuş.Zaman içerisinde, çok hızlı bir şekilde ,bulunduğu ortama ve aldığı uyaranlara göre bağlanıyormuş.Bir süre uyarılmayan sinir hücreleri ise etkisiz hale geçiyormuş. Sinir hücrelerini çözülmüş örgü iplerine benzetiyor kitapta.Bu algılamalar ise tatma,duyma,görme ve ten yoluyla oluyor. 3 yaşında artık bağlantılar tamamlanmış oluyor ve siz bu bağlantıları geliştirmeye başlıyorsunuz. Başka bir kaynakta okuduğum makalede de ‘ İnsanlar 3  yaşına kadar gelişim için bir şey yapmıyor , 3 yaşında elinde kalanlarla eğitime başlıyor’ diye yazıyordu.Uyarılmayan ve etkisiz hale geçmeyen sinirler kendi hallerinde bağlantılar oluşturuyorlarmış.

  İşte en baştaki parçanın anlatmak istediği nokta buydu.Ben buna yürekten inanıyorum ve bu yönde de elimden geleni yapmak, sanırım bebeğim için yapabileceğim en önemli şey diye düşünüyorum.

 Son olarak bunları yapan herkesin çocuğu süper zeka oluyor yapmayanların ki salak oluyor diye bir düşünce tarzı oldukça cahilce olur. Ama  yine de böyle düşünen insanların çok olduğunu biliyorum.Bunu  açıklamayı her ne kadar  yazdıklarıma hakaret saysam da sanırım gerekli.Biz ; ben ve benim gibi düşünen ve uğraşan anneler çocuklarında olmayan bir şeyi oldurmaya, az olanı çoğaltmaya, çocuğa bilgisayar programı gibi bir şeyler yüklemeye çalışmıyorlar. Çocuklarını süper zeka yapmaya da çalışmıyorlar. Sadece onlarda var olan kapasitenin (bu ne kadarsa) yeteneklerin (bu nelerse) ortaya çıkması için,aktif hale gelmesi için destek oluyoruz,yol açıyoruz, rehberlik ediyoruz. Bunların hiçbiri yapılmamasına rağmen zeki olan çocukların anneleri biz yapmadık salak mı oldu yerine,biz yapmadık bu kadar zeki birde ilgilenseydik neler olurdu acaba diye düşünebilir sanırım.Eski kuşaklarda bunları tetikleyen bazı ortamlar kendiliğinden bulunuyormuş ama şu anda bu ortamı sağlamak için çaba sarf etmemiz gerekiyor.


“Akıllı Bebekler Akademisi” için bir yorum

  1. Gecen gun bir makalede okudum yeni bir yetistirme stili daha turemis "proje cocuk"! Ailelerin kendi hayatlarinda yapamadiklarini cocuklarinda uygulamaya calistiklari, cocuklari o projeden bu projeye yonlendirdikleri bir sistem. Ve aci olan cocuklarin cocukluklarinin tadini cikaramadan sadece buyumeye yonlendirildigi bir yontem. Dedigin gibi daha bilincli, okuyan ve hayatinda cocugunun kisiligini ve zevklerini on planda tutan biz yeni anneler umarim umdugumuz gibi hayatinda ne istedigini bilen ve mutlu bireyler yetistirmeyi basaracagiz. Ve dunya daha iyi bir yer olacak gelecek nesiller icin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir