Hangisini konuşalım derken hiç konuşamazsak?

İnsan beyninde en az 8 çeşit zeka olduğu kabul edilmekte artık. Bunun müzik zekası, görsel zekası ,doğa zekası … bir sürü çeşit var.Böylece IQ ölçümlerinin de havası pek kalmadı tabi. Yani bir konuda becerisi olmayan bir kişi başka konuda süper zeka olabilir.Adam dil öğrenme konusunda biraz zayıftır ama mesela güzel yazı yazıyordur yani bilinmez ki:) Ben kelimelere aşık bir insanım.Bence kelimeler yaşıyorlar.Hangi dilde olduğu  önemli değil.Sözlüklere bayılıyorum özellikle etimolojik sözlükler. Birsürü dil bilsem ve etimolojik sözlüklerini toplasam keşke. 

    Yabancı dil konusunda,  pek şanslı bir çocuk değildim. Okullardaki eğitimlerde çok yeteli değildi.Belirli bir yaştan sonra, dil öğrenmek çok zor. Ama tabi ki ben  pes etmedim. Üniversiteyi bitirdikten sonra, kalktım İngiltereye gittim.Üç ay dil kursu için.Ama orada da gördüm ki, bu da pek yeterli değil ve sistem biraz ticari.Hani hiç mi bir şey kazanmadım,  tabi ki çok ama çok şey kazandım. En azından geyik yapacak konuma gelmiştim yani.Geldikten sonra da dili aktif kullanamadığım için, tabi ki unuttum. Azerbaycana geldikten sonra, Rusçaya merak sardım.İnanılmaz bir dil.Bence dünyada rusça ve arapça İngilizcenin  çok üzerinde bir dil. Kalite açısından.Bir süre kursa gittim, bir noktaya geldim, sonra da bir üniversitenin hazırlık bölümüne gittim. Rusça ingilizce tercümanlık bölümüydü.Hedefim bitirmekti ama oğluşki geldi.

    Benim ‘çocuklarda yabancı dil eğitimi’ merakım etrafımdaki çok dilli ailelerin çocuklarıyla başladı. Kayradan önce. Burada Rusça ve Azerice ortak ana dil. Bu kişi bir Türkle evliyse eğer bu çeşit üçe çıkıyor. Evet genelde evde babanın dili konuşuluyor, özellikle de Türkse.Çünkü genelde bu çabayı kadınlar veriyor.Erkekler pek kendini yormuyor. Bunun da bence temeldeki nedeni; kadının daha fazla konuşmaya ihtiyaç hissetmesi ve çocukla baba arasında ki köprüyü kurma görevi.Tabi bu sadece bir gözlem. Çocuk en az iki dil, iki kültür arasında büyüyor.Bu onun için şans mı şanssızlık mı bilemiyoruz ama bence şans.
   Bu konuda çok araştırma yaptım ve bir çok fikirle karşılaştım ama sonuç olarak baskın ve net bir yargı yok. Bence çocuk eğitimiyle ilgili sonsuz kombinasyon var.  Profesyonel eğitimciler var, kişisel gelişimciler, doktorlar ve yaşayanlar, her kesimden yazılar okudum ,dinledim her kesimin içinde de farklı fikirler ve deneyimler var. Yani şu doğru ya da bu doğru denemiyor. Sadece ortak yargı 7 yaşından önce en az bir yabancı dile adım atılması gerektiği.
    Yazarı rus, eğitimci bir annenin makalesine göre, yeni doğanların beyninde nörofizyolojik mekanizma faalmiş ve bu mekanizma sayesinde dil otomatik olarak kaydolurmuş.0-5 yaş arası çok kritikmiş ve çocuğa ne verirsen ver, şartsız, yargısız kaydedermiş.İlerde de bu bilgiyi geri çağırıyormuş.Bu anne çocuğuna bu şekilde japonca ve ingilizce öğretmiş.
    Diğer bir eğitimciye göre 3 yaşına kadar çocuğa dokunmayacaksın,kendi ana dilini oluşturacak ve ondan sonra ana dilini şablon olarak kullanarak yabancı dil öğrenecek.Yoksa dilleri birbirine karıştırıp geç konuşma olabilirmiş.
    Başka birine göre de; çocuğa yüklenmeden, dillere adım atılmalı ama bunun kesin şartları var, örneğin bir dilde aynı kişi konuşmalı, özellikle de anne baba dil değiştirmemeli, çok dikkatli olunmalı. Bir süre diller karışabilir ama sonradan hepsi yerine oturacaktır. 
    Bize gelince kafam çok karışık.Ben yabancı dil konusunda, birden fazla dili vermek istiyorum.Bu kadar dil deneyimimden öğrendiğim şey, bir kültürü ancak kendi dilinde alabilirsin.Çeviri diye bir şeyin özellikle kritik konularda tatmin edici olduğunu düşünmüyorum.Bunun nedenini sayfalarca anlatabilirim. Kayranın da bu yaşadığımız dünyada, burnuna dayatılan kültürü almasından ziyade, daha özel, daha köklü ve onu daha çok zenginleştirecek kültürlere ulaşmasını istiyorum.Kendisi bunu tercih eder veya etmez  tabi ki ama bir dilin ona fazla geleceğine inanmıyorum. Bunların dışında, bir dilin ancak, en az altı ay yaşamak koşuluyla, konuşulduğu yerde öğrenileceğini biliyorum.Bunun için burada olmamızın avantajını kullanarak rusçaya adım atmasını istiyorum, eğer kendisi severse. İngilizceye de adım atması gerektiğini düşünüyorum, olmaz sa olmaz. Ama bunları nasıl ne zaman hangi sırada yapıcaz bilmiyorum.
Bence çocuğu yormadan, süre çok uzun olmadan,kafasını karıştırmadan ,bunu bir oyun olarak algılamasını sağlayarak dillere adım atılabilir. Kısa masallar, şarkılar, oyunlar.Haftada bir saat mesela. Gittiğimiz GYMBOREE Amerika kökenli olduğu için, dil ingilizce tamamen.İster istemez ingilizce hayatımıza giriyor. Ama çok dikkatli gitmeyi ve en ufak bir aksaklık yada sıkıntı gördüğümüz anda kesmeyi düşünüyorum.Ana dil konusundaki gelişime destek faaliyetlerimiz devam edecek. 
  Bütün bunların sonucunda kafam karışık olmasına rağmen, içgüdülerim ne kadar erken başlanırsa o kadar başarılı olunacağını söylüyor  ama kesinlikle şartlara uyarak.Bunun bir formülü yok ve tamamen çocuğa göre ve sizin çocuğunuzu ne kadar tanıdığınızla orantılı olarak sonuç değişebilir.
   
  

“Hangisini konuşalım derken hiç konuşamazsak?” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir