49-original

Havuç mu Kovalıyorsun Yoksa Köpekten mi Kaçıyorsun?

İnsan neden ve nasıl hareket eder? İnsanların bir miktar boş zamanı olduğunda ilk yapmak istedikleri şey ne olurdu?  Eğer ulaşmak istedikleri bir hedefleri veya arkalarından kovalayan korkuları yoksa en çok ne yapardı? Bence yatardı. Yani hareketsizliği tercih ederdi. Enerji koruma kanununa göre gerekmedikçe enerjini  harcama, acil durumlarda ihtiyacın olabilir. Bu, hayvanların çok büyük bir kısmında da olan bir güdüdür. Avlanmaz ya da kaçmazlarsa yatarlar. Mantık aynı enerji dengesini korumak için.

Hiçbir gerekliliği olmadan veya karşılığında bir bedel almadıkça çalışmak insanlara çoğu zaman saçma ve gereksiz gelmiştir. Eğer bir çıkarı yoksa, zamanını ve enerjisini neden harcasın ki? Yatmak varken.

İnsanların hareket etmesi için üç ana neden vardır. Ya havuç kovalayacaklar, ya köpekten kaçacaklar veya içlerinde yanan ateşin gücüyle koşacaklar. Bu ateş kendiliğinden de olabilir, sonradan da yakılabilir.

Bizi hareket ettiren dış motivasyon ve iç motivasyon.  Tabi iç motivasyona sahip olabilmek için deneyim, entelektüel seviye ve bir miktar olgunluk gerekmektedir. Zaten, iç motivasyona sahip olan insanlar, kendi alanında oldukça başarılıdırlar. Onların, ne arkadan kovalayacak bir patrona, müdüre, sınava, cezaya ne de verilecek ödüllere, primlere, yüksek maaşlara, başarıya, takdire ihtiyaçları vardır. Onlar sadece yapmaları gerekenleri, gereken titizlikle yaparlar gerisi kendiliğinden gelen ayrıntılardır.

Eğitim hayatında çocuklara ve gençlere kazandırılabilecek en büyük becerilerden birisi, bence, iç motivasyon becerisidir. Bu sonradan kazanılır mı? Kesinlikle kazanılabilir. Bunun için illa yaş ve deneyim beklemeye gerek yok. İç motivasyon kazanabilmenin ilk şartı insanın kendini tanımasıdır. Ne istediğini, ne istemediğini, neyi sevip, sevmediğini, nasıl enerjik hissettiğini hangi durumlarda yorulduğunu, gücünün sınırlarını, becerilerini, beceriksizliklerini çok iyi bilmeli. Kendinin iyi yönleri kadar kötü yönlerini ve zaaflarını görebilmeli ki, daha rahat kontrol edebilsin, egosuna yenilmesin. Egosu olmayan insan yoktur, sadece onu kontrol edemeyen insanlar vardır.

İç motivasyona sahip olan birey, neyi ne için yaptığını net bilir, hatalarının sorumluluğunu alabilecek olgunluktadır, negatif veya pozitif dış etkenlere kapalıdır. Tek rakibi kendisidir. Çünkü çoğunun amacı kendisinin bir üst versiyonuna ulaşmaktır. Hareket etmek için tetiklendiği noktalar genel bakış açısı ve insanlığıyla ilgili şeylerdir. Bu tetikleyicileri de kendisi dışında kimse bilemez zaten.

Motivasyon kısmını hallettik diyelim peki tek başına yeterli midir? Tabi ki hayır. Motivasyon, partneri irade olmadan hiçbir işe yaramaz. Güçlü bir motivasyon belirli bir noktaya kadar götürür ama hep yarı yolda bırakır. O yolun sonuna kadar götürecek güç irade den gelir. Bazı insanlar bu konuda doğuştan şanslıdır. Dünyalar kadar yeyip kilo almayan insanlar misali, yani o kadar şanslı olup, doğuştan güçlü bir iradeye sahiptir. Bu, ara sıra inatçılıkla karışsa da farklıdır. İnatçılık anlamsız direnç, irade ise kontrollü güç kullanımıdır.

Peki asıl soruya gelirsek; irade sonradan nasıl gelişir? Bunun tek bir formülü olsa ne iyi olurdu değil mi? İradeyi insanın vücudunda ki kaslara benzetirim ben. Ciddi bir süre emek verir, uğraşırsın o kasları yapabilmek için. Düzenli spor yaparsın, sağlıklı beslenirsin, disiplinli ve programlı çalışırsın. Başlarda hiçbir şey olmuyor gibi görünür. Motivasyonun düşmeye başlar, pes etmeye yaklaşırsın derken vücudunda hareket başlar. İncelmeye, sıkılaşmaya, forma girmeye başlarsın. Gitgide daha da güçlenirsin. Fakat bu nokta da bırakırsan eskisinden daha beter olursun.

Çünkü beyin bir kere başarısızlığı gördü mü, ona aksini ispat etmen, eskiye göre iki kat daha zordur.

İrade gelişimi de aynen böyledir. Kendine küçük hedefler koyar, başarıya ulaşırsın ve beyni biraz kandırırsın. Sonra hedeflerin adım adım seni zorlayacak seviyelere çıkmaya başlar zorlansan da beyin sana der ki ‘ daha önce başardın yine yapabilirsin, pes etme’. Bir süre sonra gerekli iradeye sahip olursun ama bununla da bitmez bir de bunu koruyup alışkanlık haline getirmek lazım. İşte üçüncü aşama, alışkanlık aşaması, zamanla alakalıdır. Beyin sürekliliği sağlamak ve otomatiğe almak için çok tekrar ister. Yani sana ‘Başardım’ nidaları attığın çok sayıda örnek gerekmektedir.

Eğer bunu alışkanlık haline getirebilirsen bir süre sonra bu karakterine ve genlerine kaydolan bir bilgi haline gelecektir. Yani bu sadece senin savaşın değil, senden sonraki neslin için bırakabileceğin miraslardan biri de, aynı zamanda.

Kulağa her ne kadar ütopik gelse de bunlar deneyimlenen gerçeklerdir.

 

İrade ve motivasyon bir araya geldiğinde ise artık önünde başaramayacağın hiçbir şey kalmamış demektir.

Sonuçta dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz. İnsan kendini tanımak zorunda. Tanısın ki kendinin bir üst versiyonuna ulaşabilsin…

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir