Kalk da Yola Devam Edelim

Ruhumun geride kalmış parçalarını toplamakla meşgulüm. Çünkü onlar olmadan yola devam edemiyorum. Her biri bir tarafa dağılmış. Geri dönüp onları aradığımda, bir kaçını yol kenarında, yaşadığım talihsiz kazaların başında buluyorum. Çok azı ise mutluluk anlarına yapışmış, beni bekliyor. Herkesi toparlamalıyım ki yola devam edelim.

Hayat hep güllük gülistanlık değil ki. Mutluluk ancak filmlerde insana gümüş tepsilerde sunulur. Gerçek hayatta yok öyle bir şey. ‘Yaşıyorum’ dediğin seyahatte neler görüyorsun neler. Bazen kaza yaptığın oluyor, bazen yolda kaldığın. İyi insanlarda çıkıyor karşına, kötüler de. Yolunu kaybettiğin hiç bilmediğin diyarlarda kaybolduğun da oluyor, kestirme yolları kullandığında. İşte mutlu olanlar profesyonel yolcular…

‘Yaşıyorum’ dediğin yolda, çoğu zaman, ruhun parçalanarak ilerliyorsun. Hele de hamurun naifse vay haline. Her kaza mahalinde, oturur kalır bir parçan, kaldırımın dibine. Olan olmuş, biten bitmiş, herkes gitmiş hatta üzerinden mevsimler geçmiş. Yağmurlar defalarca yıkamış o yolları ama seninki hala oturur o köşede. Hayatın kaldığın yerinden geri dönersin artık onu toparlamak için. İkna etmeye çalışırsın, ‘haydi gidelim, daha yolumuz uzun’ dersin. Kimi zaman kolay olur. Tutar elinden gelir ruh parçası.

Ama kimi zaman da pek inatçı çıkar. Kaza anını tekrar tekrar yaşar, aynı şeyleri sil baştan ezbere geçer. Hatta bazen farketmeden biraz da kendisi replik ekler. Kimseyi affetmez. O kaldırım köşesinde oturur bekler. Boş bakan gözleri hep geçmiştedir. Birileri geri dönecek de ondan özür dileyecek diye, her şeyi baştan değiştirecek diye bekler. Oysa olan olmuş giden gitmiştir. Geri dönen de daha görülmemiştir. Bir tarafın ‘bırak kalsın, ben yoluma devam edeyim’ der ama olmaz. Kural belli. Herkes toplanacak.

Geride kalan ruh parçaları toparlanmadan yola devam edilemiyor. Ya zamanında bırakmayacaksın orada burada kendinden bir parça, tabi becerebilirsen. Ya da toplamayı bileceksin.

Çoğunu toparladım da bir ikisi kaldı. Onlarda tövbe billah gelmiyorlar benimle. Yol uzun, keyifli, boş ver artık diyorum, bundan sonra daha dikkatli oluruz diyorum, kimseye güvenmeyiz, bizi üzmesine izin vermeyiz diyorum, artık daha güçlüyüz diyorum ama yok. İkna olmuyor. Sanki bana pek güvenmiyor.

Haksız mı?  Ben bana güveniyor muyum ki? Bilmediğim bir yolda, çoğu zaman tam tanımaya bile fırsat bulamadığım insanlarla gidiyorum. Yol bu, her mevsimin içinden geçiyor. Sen iste, ya da isteme birileri yanında yürümek zorunda.

Sevmek zorundasın, güvenmek zorundasın. Çünkü biraz dinlenmek için mola verdiğinde, azıcık kestirmek için gözlerini kapadığında biri olsun istiyorsun yanında. Yolda giderken yarenlik etmek istiyorsun. Parmağının ucundaki manzarayı birilerine göstermek, paylaşmak istiyorsun. İşte o anda savunmasız kalabiliyorsun. Beklemediğin bir anda kaza geçirebiliyorsun. Darbe alabiliyorsun. Canın acıyor.  Ruhun yaralanıyor.

Hatta bazen bir parçanı kaybettiğin bile oluyor. Bunu çook sonraları anlıyorsun. Bir bakıyorsun ki gecikmiş bir yasın içerisinde dağılmışsın.

İşte o anda ayılıyorsun ve ‘tamam’ diyorsun kendi kendine ‘kalk ayağa’. Topla sağdan soldan parçalarını. Yola devam.

Tam da bunu anlatmaya çalışıyorum ya. Çoğunu toparladım ama bir ikisine gücüm yetmiyor bir türlü. Bunları ikna etmek zaman alacak.

Siz yavaşdan ilerleyin, ben toplayıp getiricem onları. Geçmişi geçmişte bırakıp yola devam etmeyi öğrenemezsek  bitmez bu yol. Ahh Bunu bir anlatabilsem. He diyor hı diyor ama o kahrolası kaldırımdan bir türlü kalkmıyor işte.

Bozuk plak gibi devamlı aynı şeyleri söylüyor. ‘Neden?’ ‘Böyle olmamalıydı’ ‘Anlamıyorum’ ‘ Nerede yanlış yaptık?’  ‘Bu haksızlık’ ‘Keşke….’

‘Keşkelerle yol mu biter ruh parçam.  Ben sana bir bir anlatıcam hepsini, sen hele bi kalk. Yola devam etmek lazım’

Yoruyor beni… Ne yapalım onsuz olmaz. Bir şekilde sarmalı yaraları. Kim bilir  derdi başka da, bahanesi bu. Olamaz mı?

Belki beklediği başka. Benim çok eskilerde unuttuğum başka bir parçam. Düşünüyorum da, neden olmasın?

Haydaaa……   Yok ya ben anladım, bu kadar dağılmamak lazım, sağlam olmak lazım. Yoksa arkaları toplaması çok zor işmiş..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir