Müzikli Güneş

Müziğe merakım yeteneksizliğimden geliyor. Aynı şey resim içinde geçerli ama onu şimdi karıştırmayalım. Sanırım yeteneğimin olmasını istediğim ve gram zerresinin olmadığı iki alan bunlar.Ama sanıldığı gibi yeteneğim yok diye pes etmedim, etrafın bütün olumsuz baskılarına rağmen  bunu kendime kanıtlamam gerekiyordu ve kanımın son damlasına kadar uğraştım.Önce gitarla başladım, olmadı. Sonra yan flüte geçtim (29 yaşında) o aslında olacaktı  ama hocanın tayini çıktı. En son dedim telli olmadı, üflemeli olmadı tamam benim enstrümanım piyano.Onun hazin hikayesini hiç anlatmayım ama tahmin edersiniz 31 yaşından sonra o hiç olmadı. İkna oldum yeteneğim yokmuş.Şimdi düşünüyorum hadi Kayranın varsa. Tabiki bu yeteneği ortaya çıkarmak lazım. 
      Şaka bir tarafa müzik konusu gerçekten çok derin ve ilginç bir konu.Hamilelikte klasik müzikle başlıyoruz olaya. Eşimin hamileliğimizde en çok kafasına takılan soru ‘bebekler nasıl duyuyor? Bence duymuyorlar’. Tabiki araştırldı ve   bebeklerin titreşim yoluyla frekansları  algıladıkları sonucuna varıldı. Kayra karnımdayken babasının sesine tepki verirdi.Hatta birgün konuştu konuştu tekme gelmedi, en son sinirlendi ‘bak 3e kadar sayıyorum dedi, biiirr ikiiii ses yok ve üççç bir tekme, ama sadece o kadar. Eşimin suratındaki dehşet ifadesine çok gülmüş ve kayranın ne kadar şakacı olduğunu o zaman anlamıştım. Baktık ki duyuyor, kanıtladıkta bizde işi riske atmamak için, tabiki hamilelikte müziklerimizi dinledik.
   Çok önceden, beyin yapısını araştırırken okuduğum makaleye göre;  müziğin ses frekansları  suda titreşimler yayıyor ve insan vücudunun %80inin su olması nedeniyle, insan, vücudunda oluşan titreşimler sayesinde kendini mutlu, eğlenceli,huzurlu hissediyormuş. Bebekler içinde aynı şeyin geçerli olma ihtimali yüksek gibi sanki.İşin bilimsel boyutunu bilmiyoruz tabiki ama. 
  Müziğin öyle ya da böyle bütün bebekler ve çocuklar için hayati önem taşıdığına inanıyorum.En başta yazdığım yazılarda ki işitsel algılama ne kadar artarsa beyin gelişimi bir o kadar hızlı olmalı.Yine tam kaynağını hatırlamamakla birlikte bir yerde müziğin 8 yaşına kadar çocuklardaki sağ ve sol lob arasındaki bağı kalınlaştırdığı ve bu sayede çocukların ilerki yaşlarında beyinlerinin her iki bölümünüde dengeli kullandıklarını okumuştum.İlla ilerde müzisyen olmasına gerek yok, bir çocuğun müzik eğitimi alması için. 
  Sergeat ve Thatcher e göre ”Tüm yüksek zekalı insanlar illa müzikal değillerdir ama tüm müzikalitesi yüksek insanlar yüksek zekalıdır”  ben erken dönemde verilecek bir eğitimle çocukların müzikalitesinin yükseltilebileceğine inanıyorum.
         Bu nedenle üzerime düşeni yapıp deli gibi müzik,masal,çocuk şarkıları araştırmasına girmiş durumdayım.Müzik marketlere gidip, ben bebek müzik cdlerine bakayım dedim baktım ki deli gibi bir piyasa var.Ohh dedim süper.Geçtim tezgahın başına Ben bir ”ninni cd si alayım,bir iki masal cd si alayım,bir iki de zeka geliştirici bebek klasik müziği alayım ” hakanın delici bakışları arasında, bir taraftan Kayrayı çekiştirirken topladım hepsini ”ama aşkım almamız gerekiyor” ‘Aşkım ben sana alma demiyorum ama önce bi bak iyimi kötümü, bir iki al dene araştır, sonra istediğin kadar al’  ‘ yok canımmm çocuk müziği nasıl kötü olabilir ki?’ 
Aman Allahım hemde nasıl kötü olabilirmiş. Ninni cd sini bir açtım bırak uyumayı çocuk gözü açık kabus görür o müzikle, klasikleri açtım, hepsi zaten dönencesinde ve müzikli oyuncaklarda çalıyor.Hele bir güneşimiz var bir tane, bu oyun halısının içinden çıktı ilk zaman zorla dinletiyordum çocuğa, gel zaman git zaman tepesine astım ona da hareket verdiniz mi çalıyor susuyor.kayra bunu keşfetti,tamda ayaklar havaya zamanında , bir tekme, bitene kadar kımıldamıyor, bittimi bir tekme daha, bayıldı buna ve 3-5 gün ben aynı şarkıyı saatlerce dinledim daha da çook dinlicek gibiyim.Neyse dedim masal cd sine bakayım. Bu kadar mı kötü olur,ne seste bir renk değişimi, tonlama, ne arka fonda müzik ama en azından okuyanın sesi korkutucu değildi.Yazık genç bir kız, sanırım kolundan çekip getirmişler şunu iki oku diye.Ben anladım ki masalı yaşlılar okuyacak. Rusçaya merak sardığım zamanlarda onların masal cdlerini dinliyordum inanılmaz profesyonellerdi. Efektler,birkaç kişi okuyor, müzikaller. Çocuğa rusça dinletesim geldi bir ara.Neyse, sonra baktım, bizim Adile Naşiti buldum ne dua ettim kadına üç Kulhu bir Elham okudum ha. Kadın ne güzel okumuş ya. Bir ara taklitmi diye de baktım ama kendi sesi sanırım.D&R larda satılıyormuş şiddetle tavsiye ederim. Sonra çocuk şarkılarında Banu Kanıbelli diye bir bayan buldum onunda sesi güzel 2 cd si varmış alamadım ama netten dinledim. Araştırmalarım devam ediyor bu konuda.Tabi bunları halledene kadar napayım napayım.Aslında güzel bir albüm yaptım şöyle karışık 100 150 şarkılık ama sıkıldık biraz. Dedim evet radyo devrimi yapıyoruzzz.
   Süper, bayılırdım ben eskiden. Çocuğun işitsel algısı ne kadar gelişirse, soyut düşünme , problemi beyinde üç boyutlu canlandırma ,matematik hafızası,dil zekası  bir o kadar gelişiyor. Görsel olarak, tv de görüntüyü dayatıyorsunuz,dışına çıkamıyor,kendi bişey ekleyemiyor ama işitsel olarak, beyni daha özgür ve hayal edebiliyor. Tv de bir merkeze odaklanıyor kalıyor,kareler çok hızlı geçiyor ve gerçek yaşama döndü mü, çocuk aynı hızı bekliyor bu nedenle de konsantre olamıyor, bir oyuncakla uzun süre oynayamıyor , çabuk sıkılıyor. Tabiki faydalı çizgi filmlerin faydalarını tamamen göz ardı etmiyoruz ama önemli olan limit  sanırım.  Türkiyede çocuk radyosu tahminimce yok, ya da bizim tarzımıza uygun bulamadım ben , şimdilik ulusal radyolarla devam ediyoruz ama inşallah kısa zamanda masal, şarkı, ninni, bilimum diğer çeşit müziklerden bir sistem kurucaz oğluşkiyle. Müzik konusunda tek hayran olduğum kadın Angelika Akbar. Şimdilik bu konuya giremeyeceğim  yoksa yazı bitmicek ama sayfasındaki annesinin mektuplarını okumanızı isterim ben bayılmıştım,çocuk ve müzkle alakalı.  İçim ne doluymuş benim. Başka zaman bir müzik sofrası daha açarız….

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir