hayaller

Terapi Notları: Kaliteli Yaşam

Herkes bir şekilde benzer olayları yaşıyor. Kimi zor, kimi kolay, aynı yollardan geçiyor ama çoğu zaman kendini tek sanıyor. Halbuki kısa sürede olsa,  etrafına başka bir pencereden bakabilse, her şeyin göründüğü kadar çetrefilli olmadığını görebilecek.

Yalnız şöyle bir şey var ki; başka pencereden bakabilmek hareket ister, çaba ister. İşte insanlardaki genel problemlerden birisi, bunun için hareket edememek. Bulunduğu yeri, sahip olduklarını, sıkı sıkıya tutunduklarını terk etmek en büyük korkuları. Güven alanını terk etmek kimsenin işine gelmiyor. Diğer pencereye adım atmak; düşünce yapısını, fikrini, inandıklarını, şimdiye kadar elde ettiklerini, sarıldıklarını riske atmak gibi geliyor. Bu nedenle de hiçbir şeyi  önyargılarını, alışkanlıklarını bir kenara koymadan düşünemiyorlar. Böylelikle aynı yerde dönüp duruyorlar. Kendine benzerleri kabul ediyor benzemeyeni tehdit olarak algılıyorlar.  İşte benzerlerin gruplaşması, çeşitliliğin azalması, yaşamların benzeşmesi, problemlerin kısırdöngüsü bu.

Aslında herkesin içinde az da olsa farklı, özel, saygıdeğer, sıra dışı olma güdüsü var ama bunları, bulundukları gruptan dışlanmadan, rekabet etmeden, konforunu bozmadan, çok fazla enerji harcamadan elde etmek istiyorlar. Bu da mümkün değil.

Yaşam kalitesini artırmak için en gerekli şeylerden birisi bakış açısı, bir diğeri de farkındalık becerilerini kazanabilmek. Bir insanın bu iki şeyi başarabilmesi demek hayatını baştan sona değiştirecek güce sahip olması anlamına geliyor bence.

Yaşam kalitesi ne demek peki? Çok paraya sahip olmak, hiçbir problemin olmaması, güzel bir ev, araba, vücut, eş, evlilik, çocuklar, iş, sağlık… Bunların tamamına sahip olmak mı kaliteli bir yaşam? Bu mümkün mü? Yani dünya da problemi olmayan bir insanın olması mümkün mü? Hayatında ki her şeyi kontrol edebilen ve her şey daima istediği gibi olan bir insan var mıdır?   Pek sanmıyorum.  Çünkü gelişim kurallarından birisi; İnsanın gelişmesinde ki en büyük etkenin problemler olmasıdır.

O zaman problemler bizim bir parçamız ve onları dışlamak, yok saymak, şikayet etmek bizi bir yere götürmüyor. Tecrübeyle sabit.

Kaliteli yaşam; benim lügatımda  bilinçli ve keyifli yaşam anlamına geliyor.

Attığın her adımın, düşündüğün, hissettiğin her şeyin, konuştuğun, dinlediğin her cümlenin farkında olabilmek. Yanlışları fark edip, analiz edip düzeltebilecek güce sahip olmak demek. Kendini tanıyabilmek ve uzaktan görebilmek demek. Yaşadıklarından anında keyif alabilmek demek. En önemlisi de geçmiş ve gelecekle çok uğraşmak yerine ‘an’ da kalabilmek demek.

Sıkıştğın yerde  kendine hava boşlukları yaratabilmek, gereken yerde yardım isteyebilmek, gereksiz beklentilerden sıyrılıp gücünü fark edebilmek demek. Gücünün üzerinde aldığın yükü ya bırakmanın ya da taşıyabilmenin yollarını bulmak demek.

Kaliteli yaşamak çok paralı ve problemsiz olmaktan geçmiyor. Tam aksi bunların fazlası başlı başına bir problem nedeni. Yaşamında ki problemlerle savaşırken aynı zamanda hayattan da keyif almayı bilmek önemli olan.

Ben bunları yapabiliyor muyum? Tamamen olmasa bile bu yönde üstün bir çaba gösteriyorum.   Epey bir yol katettiğimi de düşünüyorum, hissediyorum. En azından artık kendimden mükemmel olmayı beklemiyorum.  Mükemmel olmadığım için kendimden nefret etmiyorum.

Bunların içinde başka yapabildiklerim; kendime hava boşlukları yaratmayı iyi beceriyorum. Hobiler buluyorum. Gerekli yerlerde destek almaktan çekinmiyorum. Düşüncelerimi ve duygularımı bazen gereğinden fazla da olsa irdeliyorum. Geçmişe ve geleceğe eskisi kadar takılmamayı öğrendim.

En önemlilerinden birisi bakış açımı değiştirebilmek için okuyorum. Her şeyden okuyorum. Beyinle ilgili okuduğumda neyi neden düşündüğümü anlıyorum, çocukla ilgili okuduğumda çocuğumun neyi neden yaptığını fark ediyorum, sağlıkla ilgili okuduğumda beslenmeye dikkat ediyorum, yoga ve meditasyonla ilgili okuduğumda sakinleşmem gerektiğini hissediyorum, edebiyat okuduğumda kelimelere acıktığımı anlıyorum.

Kayra normal bir çocuk olsaydı hayatımız nasıl olurdu? Bugünün sorusu buydu aslında. Düşündüm. Evet çok daha farklı olurdu orası kesin ama ne yönde farklı olurdu o bilinmez işte. Hiç sorunum olmayacak mıydı? Her şey mükemmel mi olacaktı? Hayır. Ben ben olduğum sürece hayatımda hep uğraştığım şeyler olacaktı. Çocuk olmazdı da, kariyer olurdu ama olurdu.

Hayatımızın zorluk seviyesini aslında bir şekilde biz belirliyoruz. Bunu içimizdeki, genlerimizdeki, karakterimizdeki enerji belirliyor. Biz sadece dışarıdan gelenlere bu enerjiyi yansıtıyoruz. Mücadele şekillerimiz değişiyor. Problemler karşısındaki verdiğimiz tepkiler ve şikayet stillerimiz değişiyor.

İşin özü şu ki değişim farkındalık ve bakış açısını değiştirmekle başlıyor bu da beraberinde kaliteli, sağlıklı bir yaşamı getiriyor. Fakat bunların hepsi çaba ve hareket istiyor.  Yol çok uzun….

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir