images

Üzerimize Bulaşan Renkler

Bir insanın gelişimindeki en büyük etkenlerden birisi de; rol modelleridir. Her insan ama her insan için mutlaka bir veya birkaç kişi vardır, kendine model aldığı. Ama farkındadır, Ama değildir. Şöyle düşününce ‘Yok ya benim aklıma gelen öyle örnek aldığım biri yok’ dense de, yaşam içinde ayrıntıya bakılınca; biz, birileri gibi konuşur, birileri gibi yazar, birileri gibi yemek yer, birileri gibi çalışırız. Hayatımızda, davranışlarımızda, karakterimizde mutlaka başkalarından  bulaşmış renkler vardır.

Üzerimize bulaşan renklerin oluşturduğu desen bizi biz yapar.

NLP uzmanları der ki; ‘Bunu yani modellemeyi bilinçli olarak yapın’ Ne yapıyorsanız, o konuda başarılı olmuş, takdir gören insanların hayatlarını okuyun, araştırın, izleyin ve bunun üzerine de düşünün.

Bir insanı araştırmaya başlayınca, o süre boyunca, ister istemez kafanda onunla yaşıyorsun. Her hareketinde ‘O olsaydı ne yapardı’ veya ‘Hatırlıyorum buna benzer bir durumda şöyle yapmıştı’ gibi düşünceler geçer insanın kafasından. Giyiminden, kuşamından, oturmasından, kalkmasından başlar, bir süre sonra çalışma şekliyle devam edersin etkilenmeye.

Bu deneyimi gençler hayran oldukları sanatçılarla yaşarlar. Hayatın bir bölümünde anne baba olur bu modeller. Hatta bazı insanlarda bu ölene kadar da devam eder. İş hayatında, kariyer yapmış bir lider, yönetici, tasarımcı, bilim adamı, yazar, çizer olur.

Belirli bir yaştan sonra ise modelleme aşaması geçer ve bütün o okunanlar, yaşananlar, bilgi birikim ve deneyime dönüşür.

Tabi siz birilerini model alırken birileri de sizi gözlemliyordur. Buna değecek bir başarınız, yeteneğiniz, çekiciliğiniz, değeriniz varsa şayet. Bunlar her zaman pozitif olmaz tabi işin negatif modelleme yanı da oldukça güçlüdür hatta ve hatta bazen çok daha güçlüdür. Kötüleri örnek almak daha kolaydır.

Benim hayatımda bu modeller devamlı değişir. Kafayı birine taktığım zaman suyunu çıkarana kadar incelerim onu. Bu bazen bir yazar olabilir, bazen bir sanatçı, bazen bir lider, bazen de sıradan basit biri olabilir.

Son zamanlarda bir belgesel serisine takılmış durumdayım. Netflix de ‘Soyut Düşünce: Tasarım Sanatı.’ 2 sezon ve her bölümde farklı bir tasarım sanatçısının hayatı ve sanatı inceleniyor.  Sahne tasarımından, oyuncak tasarımına, ayakkabı tasarımından otomobil tasarımına kadar birbirinden farklı 15 tasarım alanı. Uzun zamandır beni bu kadar heyecanlandıran, şaşırtan, etkileyen bir şeyler izlememiştim. Aynı zamanda da bu kadar kendimi işe yaramaz ve küçük hissetmemiştim.

Her bölümdeki sanatçı farklı bir ülkeden ve hepsi de dünya çapında işler yapan insanlar. Kendi alanlarında eminim ki hepsi de örnek alınan ve bu mesleklerde duayen denilen kişilerdir. Sadece yaptıkları işler değil kişilikleri, yaşam felsefeleri, amaçları, kafalarının çalışma şekli, yaşadıkları problemlerle baş etme teknikleri, dünyaya baktıkları pencere sıradan insanlardan  o kadar farklı ki.

Benim bu belgeselleri izledikten sonra kendimi değersiz hissetmemin yanında düşündüğüm ikinci şey onların da 24 saat yaşadığı olmuştur. Aynı zaman dilimine sahibiz ama 24 saat dolunca ortaya çıkan şeyler birbirinden çok farklı. Onları izlerken şaşırıyorum, öğreniyorum, kıskanıyorum, özeniyorum, motive oluyorum. İnsan zekasının, çalışkanlığının sınırı olmadığını hissediyorum. Tanıdığım herkesin bunları izlemesini, benim gibi hissetmesini istiyorum.

İşte anlatmaya çalıştığım modelleme, empati kurma tekniği buna benzer bir şey. Tabi ki bu kadar basit değil ama bir o kadar da basit.

Çocuklara ve gençlere başarılı sanatçıların, ressamlarn, yazarların, bilim adamların liderlerin hayatlarını anlatan, sıkıcı olmayan, daha basit dilde ve daha öyküleştirilerek yazılmış kitaplar okutabilsek, kendimiz okuyup anlatabilsek, bunlarla ilgili film ve belgeselleri izletebilsek ne muhteşem olurdu dimi.  Bazen kitapçılarda elime geçiyor bu tür kitaplar ama dilleri çok soğuk veya anlatım amacından şaşmış geliyor.  Daha tam aradığım seriye ulaşamadım ama ümitliyim.

Kendimize amacımıza uygun rol modeller seçmek bizi ileriye götürür. Bizim ileri gitmemiz, başarılı olmamız demek doğal olarak başkalarının modeli olacağımız anlamına gelir. Bu tahmin edilenden daha büyük bir sorumluluktur. Çünkü model alınan karakterin kötü huylarının da iyiler gibi kopyalanma ihtimali yüksektir. Bu yüzden her şeyimize dikkat etmek zorunda hissederiz kendimizi.

 

Bu da doğru, dürüst, güzel, ahlaklı, kültürlü, saygılı, başarılı, empati yeteneği olan, sorumluluk sahibi ve çalışkan insanların çoğalması anlamına geliyor. Devamlı şikayet ettiğin dünyayı yaşanabilir kılmak için yapılabilecek çok basit bir şey, aslında kendine model alabileceğin pozitif insanlar bul ve onları takip et. Bu arada peşine takılanları da gözden kaçırma….

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir