Yirmi Yıllık Dem Lazım

       Yazar nasıl olunur? Yazar olmak ne demek? Bu yaştan sonra yazar olunur mu?

    Aslında ilk yazarlık hayallerim ortaokul yıllarına denk gelir. Hatırlıyorum; babamın iş yerinde bir daktilo vardı. Onu eve getirdim, bir masa buldum yerleştirdim. Kendi kendime role girdim ve o daktilo ile sayfalarca yazdım. Aklıma ne geldiyse yazdım. Zorla etrafımdakilere okuttum, hepsi de aferin güzel olmuş dediler.

Sonra öyle böyle derken, bir gün kendimi mühendis olarak buldum.

      Şimdi okuyorum, yazıyorum, araştırıyorum ve sonunda çıktığım kapının üzerinde koskocaman ‘Edebiyat’ yazısı yazıyor. Bu ne demek? Bu şu demek gerçekten yazar olabilmek için sağlam bir edebiyat geçmişinizin olması gerekiyor. Üniversite okumaktan bahsetmiyorum, ha tabi okullu olsan daha iyi olur ama şart da değil. Ama öncelikle Türk, Rus, Dünya edebiyatlarına ait bütün klasikleri okumanız gerekli. Dünya edebiyatına ait yazarları, eserlerini, üsluplarını, hayatlarını bilmeniz gerekli.

      Tabi dilbilgisinden, kelime yapısından, etimolojiden, dile hakimiyetten bahsetmeye gerek yok sanırım.

     Bunun yanında bir edebiyatçının sağlam bir şiir altyapısı olması gerekiyor. Şiirden anlamayan edebiyatçı olamaz.

    Bunun yanında sağlam bir tarih bilgisine sahip olmak gerekiyor. Çünkü edebiyat ve tarih iç içedir. En basitinden şiirlerin dilinden ancak o dönemin tarihine hakimseniz anlayabilirsiniz.

       Şimdi bütün bu saydıklarım işin temeli. Yani yolun başı. Ha gerçekten iyi bir edebiyat yazarı olmak için bütün bunları sular seller gibi bilmeniz gerekiyor. Öyle vize öncesi ezberden de değil, gerçekten özümseyerek, yorumlayarak, mukayyese ederek, yaşayarak bilmek.

      Bu noktadan sonra işte yazarlıkta branşlaşma başlıyor. Artık yazarlığın hangi dalında ustalaşmak istiyorsanız  o yönde uzmanlaşırsınız.  Roman mı yazarsınız? Öykülerle mi uğraşırsınız? Şiire mi dönersiniz? Siyasetle mi ilgilenirsiniz?

    Genelde birçok yazar, gelişme döneminde aşağı yukarı her telden biraz çalar. Tadına bakar. Belirli bir yaştan sonra da; zamanla, piyasayla, ekonomiyle ve birçok şeyle bağlantılı olarak yolunu bulur. Kimileri de bulamaz silinir gider.

     Yazarlık eskilerde pek de para kazandırmayan bir gönül mesleği olarak bilinirmiş ama şimdi devir değişti artık. Yeni dönem yazarları tüm yukarda saydıklarımın yanında artık ticaretten de anlıyorlar. Bu işten nasıl para kazanacaklarını biliyorlar.

     Yani, artık edebiyatın fakirlerin olduğu dönem değişiyor.

     Şimdi döndük tekrar başa, geldik benim durumuma. Bu yaştan sonra yazar olunur mu? O sağlam temel var ya onu atmaya şimdi başlasam aşağı yukarı altmış, yetmişlerimde falan tamamlarım herhalde. O saatten sonra artık ölene kadar kaç kitap sığdırabilirsem kardır.

     Düşünmeden edemiyorum. 12 yaşlarımda  yani böyle bir yeteneğimin ve hevesimin olduğunu bangır bangır bağırırken sağlam birileri karşıma çıksaymış. Beni yönlendirseymiş. Ailemi bilgilendirseymiş. Sağlam bir yol haritası çizseymiş. Düzenli okuma listeleri verseymiş. Okuduklarımı yorumlasaymış, benimle oturup uzun uzun edebiyat sohbetler etseymiş. Edebiyatçıların hayatını film kahramanları gibi hafızama kazısaymış. Bana şiiri sevdirseymiş. Yazdıklarımı kontrol edip beni yönlendirseymiş.

    Karşıma böyle idealist bir rol model çıksaymış, ben şu anda nerede, ne yapıyor olurdum acaba?  İşte ara ara bunu düşünmeden edemiyorum.

     Ben yalnız değilim ki. Benim gibi yetenekleri fark edilmeyen ve yıllarca savrulup giden, sonunda sadece para kazanmak için sevmediği işleri yapan, kendini telef olmuş hisseden o kadar çok insan var ki.

         İşin ilginç tarafı, bu düşünceler insanın kafasını, nedense kırklı dönemlerinde daha çok kurcalar hale geliyor. Hiç bir şey için geç değildir!!  derler ama ben buna tam olarak inanmıyorum. Örneğin 30 yaş artık piyano öğrenmek için çok geçtir. Bizzat deneyimle sabit:)

       Bazı yetenekler erken keşfedilir ve zamanla demlenirler.Siz hayatınızın ortasına geldiğiniz de ancak daha dem almış olurlar, en azından yirmi yıllık bir demden bahsediyorum. Bir işi ayrıntıları ile öğrenmek, o işte uzmanlaşmak ve deneyim kazanmak işte bu üç aşama için uzun bir zaman gerek vardır.

     ‘Deyyan sen de çok karamsarsın, bu anlattıkların her şey için geçerli değil. Her insan yaptığı iş hakkında her şeyi bilmiyor. Örneğin her yazar bu anlattıklarının hepsini bilmiyor sadece oturup yazıyor. Çok fazla şekilci ve kalıplı düşünüyorsun. Bu kadar karamsar olmaya gerek yok. İlla her şey mükemmel olmak zorunda değil. Sevdiğin şeyle ilgili elinden geleni yap ve gerisini zamana bırak.’

Öyle olsun bakalım….

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir