Görenler Giremez

      Türkiyede, çalıştığım zamanlarda, sosyal sorumluluk projelerini çok seviyordum. Elimden geldiğince de katılmaya ve destek olmaya çalışıyordum. Bu tür sorumluluklar insana, başka hiçbir yerde bulamayacağı şeyler öğretiyor. Aslında siz başkalarına yardım etmiyorsunuz, onların size yardım etmesine izin veriyorsunuz. Bu düşüncem, çoğu kişiye uçuk ya da mantıksız gelse de, ben o dönemde böyle hissediyordum. Çok şey öğreniyordum, hayata bakış açım daha farklı ve güçlü oluyordu, içimin temizlendiğini hissediyordum, insan olduğumu ve sorumluluğumu yerine getirdiğim içim kendimi hafiflemiş hissediyordum. Çocukların yüzlerindeki birazcık buruk gülümseme ve onların,  mutlu olduğunu görmem, bana daha fazla güç veriyordu. Daha çok şey yapabileceğimi hissediyordum.
   

     İnsanların ne kadar boş ve anlamsız şeyler için kendilerini paraladıklarını görüyordum çünkü daha beterlerini biliyordum. Bir kesimin çocuk dediği, çocuk olamayan,  küçük insanların, daha büyük şeylerle nasıl savaştıklarını görüyordum. Çocuk olmak yaşla alakalı bir şey değildir, şansla alakalıdır. Bu şansı yakalayamayanlar, büyümüş olarak, bir sürü sorumlulukla başlar hayata.
 
    O dönemlerden birinde de, sesli kütüphane peşine düşmüştüm. Bulunduğum şehrin kütüphanesine, sesli kitaplık bölümü açtırmaya uğraşmıştım ama yapamadım. Araştırdım, ücretsiz sesli kitap cd leri buldum ama Bürokrasiyi geçemedim. ‘Sessizini okumuyorlar ki, gelip seslisini alsınlar’ dedi bir memurumuz. Şurayı arayın, bunu bulun,  falan filan yol gösterdiler. Bizim en güzel yaptığı şeylerden biridir yol göstermek.
 O dönemde başaramadım ama pes etmiş değilim. Hayatımın bir döneminde, mutlaka bu işle ilgili bir şeyler yapmak istiyorum. Bence bu müthiş bir proje ama daha farkına varılabilmiş değil.
 Aslında bu konuda çalışan bir sürü insan var. Merkezler var, gönüllüler var ama bir türlü geniş alana yayılamıyorlar. Beklide sadece görme engellilere maledildiği için, diğer insanlar ilgilenmiyor.
    
     Aslında insanlara empati eğitimi verilmeli. Çok da basit egzersizler yapılabilir. Mesela insanlar; bütün günlük işlerini, gözlerini dört beş saat bağlayarak, görmeden yapacak, ya da kulaklarını hiç ses gelmeyecek şekilde tıkayarak, ya da tekerlekli sandalyeyle dışarıda gezmeye çalışacak,  buna benzer ufak faaliyetlerle empati duygusu gelişebilir belki de.
  Bazı gönüllü insanlar hayatlarında, kısa bir zaman ayırarak, kitapları sesli şekilde okuyup kaydediyorlar. Bunlar genelde, ya yakınında görme engelli biri olan insanlar veya da vicdan ve sorumluluk duygusu gelişmiş insanlar oluyor. Bu kayıtları belirli merkezlere gönderiyorlar. O merkezde de bu cd leri çoğaltıp isteyenlere ücretsiz olarak dağıtıyorlar. Şimdi internet yaygınlaştığı için daha kolay olabiliyor. Doğu bölgelerinde yaşayan ve interneti olmayan insanlar, hala posta yoluyla ulaşıyorlar bu cd lere. Bir çok görme engelli kişi, bu cd ler sayesinde,  açık öğretimden,  üniversite bitiriyor. Çoğu okul kitaplarını bile, sesli kaydetmişler. Bu inanılmaz güzel bir şey bence. Özellikle sözel bölümler için.. Bütün dünya klasiklerinin ses kayıtları var mesela. Güncel kitaplar da tabi ki…
  
   Aslında illa da engelli olmaya gerek yok ki. Okumaya zamanınız yok ama arabada, mutfakta çok fazla zaman geçiriyorsunuz veya yatmadan önce haliniz olmuyor okumaya. Bence dinlenebilir. Eskiden TRT de radyo tiyatroları vardı. Bayılırdım. Hele de eski seslendirme sanatçılarının sesi ve diksiyonu inanılmaz güzeldi. Ses efektleri; kapı gıcırtıları, rüzgar sesi, yağmur sesi, hayalimde giderdim o mekana. Hala ara sıra dek gelse, kesinlikle dinlemeden geçemem. Sesli kitapta tabi bu kadar efekt yok ve profesyonel insanlar seslendirmiyor ama çok da kalitelileri var.
 
     Bir ara Kayra için güzel seslendirilmiş masallar aramıştım. Birçok da masal bulmuştum. Bir iki gün önce de gazete de bir haber gördüm. ‘Konuşan kitap şenliği’ hemen aklıma bizim sesli kitaplar geldi. Süper dedim. Hemen halay ettim; demek ki dev bir kütüphane kurulacak, herkese açık olacak, insanlar hem kaydetmeye hem dinlemeye teşvik edilecek, görme engelliler için bir hazine olacak, okumak isteyip de okuyamayanlar içinde, bir kapı açılacak. Gözümün önüne huzur evleri geldi; dedemler ninemler takmışlar kulaklıkları dünya klasikleri dinliyorlar. Hayalin sonu yok ya, düşünüyorum belki özel stüdyolar kurulur, kayıtlara efektler eklenir. Birkaç dakika içerisinde,  neler geçti aklımdan neler.
 
    Sonra, hemen bir tarama, bakayım neler varmış, şu ‘Konuşan Kitaplıkta’ dedim. Karşıma şöyle bir yazı çıktı

  (Görme engelli vatandaşlarımızın Sesli Kitap arşivi hizmetimizden faydalanabilmesi için 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Ek 11 nci maddesi gereğince, görme engelli olduklarını belirten kimlik veya raporlarını +90 312 223 04 51 numaralı faksımıza ulaştırmaları gerekmektedir.) http://www.mkutup.gov.tr/mkp/
Kendimi çok aptal hissettim. Belki de benim düşünemediğim bir şeyler vardır. Bırak göreni, görmeyenin bile zor ulaşacağı bir yere saklamışlar kitapları. Altına da not düşmüşler bu sayfa sadece görme engelliler için (çabuk çık sayfadan, defol, sen görüyorsun…) Yalnız, sağına soluna baktım, sayfanın seslendirmesini bulamadım, zaten bugünlerde önümdekini de göremiyorum. Hani gazetelerde, bazı makalelerin yanında ‘yazıyı dinleyin’ yazar ya, ne bileyim,  burada da aradım göremedim. Kesin vardır, inanıyorum.
Ama bu sayfanın dışında da bir sürü sayfalar var sesli kitap arşivleri. Çok da güzel projeler var. Belki bir gün, ben de bu projelerin  içerisinde bulunabilirim. Kayra ile beraber okuruz masalları, kim bilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir