IMG_7429

İçi Geçmişler

Ruh, beden ve zekâ hızını dengeleyen bir formül var mıdır acaba? Çoğu insandaki problemlerin başlıca kaynağı, bu üç kavramın hızlarındaki dengesizliktir. İnsanın yaşam yolunda mutlu ve huzurlu ilerlemesini sağlayan en önemli unsur, varlığını oluşturan birimler arasındaki denge ve uyumdur.Yıllarca zekâ’nın tek çeşit olduğu düşünülüyordu oysa şu anda sekiz çeşit olduğu biliniyor. Bunu bilmenin en büyük faydası çocukların yeteneklerini fark etme konusunda görüldü. Önceden birkaç konuda algılama problemi yaşayan çocuklardan ümit kesilirken  şu anda acaba başka bir şeye yeteneği olabilir mi diye araştırılıyor.

Öyle insanlarda var ki, algılama ve kaydetme kapasitelerinin geniş olması, onların hızlı ve kolay öğrenmelerini sağlıyor. Tabi ki ilgi alanları doğrultusunda ilerliyorlar ama  çoğu zaman pek konu ayırt etmiyorlar. Bu nedenle de genel kültür seviyeleri yüksek oluyor.  Beyinleri hızlı, algılama kanallarının her çeşiti tam kapasite çalışıyor. Etraflarındaki tüm bilgileri sünger gibi emiyorlar. Bu yüksek enerji doğru şekilde işlenip gereken noktalara aktarıldığı zaman ortaya küçük mucizeler çıkabiliyor. Ama ne yazık ki  her zaman böyle olmuyor. Ruh ve beden hızının da bu kapasiteye eşlik etmesi gerekiyor.

Yaş kavramı da tıpkı zekâ gibi sadece tek noktaya bağlı olarak algılanıyor. Yaş insanın yaşam kilometresini belirleyen bir sayaçtır. Hayat sadece bedenle yaşanmaz. Ruh yaşı, zekâ yaşı, kalp yaşı, hayat bağlılığı yaşı, hatta beden içerisindeki metabolizma yaşı bile farklıdır. Bu farklılık bütün insanlar için geçerlidir ama kadınlarda daha net gözlenebilir. Bunun nedeni ise kadının duygularını daha rahat ifade edebilmesi ve daha korkusuzca yaşama kabiliyetidir.

Öyle insanlar vardır ki kaç yaşına gelirse gelsin hayat dolu, enerjik, güçlü, girişimci, cesur yaşarlar. Onlar için yıl denen kavramın çok da bir önemi yoktur.  Yatay veya dikey bir çizelgede yaşamazlar. Daha çok sınırsız alan içerisinde artarak ama serbest yaşarlar. Kendilerini artırmaları ilerleyen yaşlarına göre biriktirdiklerinden ziyade, çekim alanlarının genişlemesindendir. Nereye giderlerse gitsinler parlarlar, etraflarına enerji verirler, gıpta edilir, takdir görür, örnek alınırlar. Motive edici ve sürükleyicidirler. Böyle insanları bu kadar enerjiye rağmen beden yaşına göre değerlendirmek çok büyük bir hatadır. Ruh hızları yüksek insanlar her zaman özeldir.

Toplum içerisinde enerji üreten insanlar kadar, tüketen hatta iki gıdım enerjilerini diğerlerini aşağı çekmek için kullanan bir kesim de vardır. Bu gruba girenlerde belirli bir yaş sınırı  yoktur. Onlar hiç bir şey yapmak istemezler, devamlı canları sıkılır, hayatlarının büyük bir yüzdesinde depresyondadırlar, hep suçlayacak birilerini bulurlar, hiç bir zaman sorumluluk almazlar, üretmek fikri çoğu zaman onlara enayilik gibi gelir, yatmak varken çalışmak anlamsızdır, kolay yoldan para kazanmak isterler, çabuk yorulurlar, her şeyden şikâyet ederler, her zaman geçerli bir bahaneleri vardır, hep mutsuz ve memnuniyetsizdirler. Doğdukları gün pişman olmuş gibi bir halleri vardır.

Bu insanlar toplumun enerjisini sömürürler. Devamlı eleştiri halindedirler. Eleştiri cümleleri genelde ‘ Daha çok erken veya bu yaştan sonra” diye başlar. Bazı yaşam noktalarını, kendilerince yaş aralıklarına bölmüşlerdir. O sınırın dışındakiler terstir. Diğerlerini de kıskaç içine almak isterler. Çoğu zamanda başarırlar. Böylece içinde üretme isteği ve enerjisi olan onlarca insan sırf bu baskı, dışlanma, aşağılanma korkusu yüzünden harekete geçemezler.

Hele en acınasıları beden yaşı küçük olup, fiziksel enerjisi yüksek olanlardır. Ruhları çabuk yaşlanır ve yıllarca bedenlerinin yaşlanmasını beklerler. Zeka hızları ise en geriden gelendir. Sadece gerektiği kadarını kullanır, gerisini ziyan etmezler.

Beden ise insanı içerisinde toparlayıp yaşamda ilerletendir. Onda oluşacak en küçük hasar diğerlerini  pasif kılar. Ruh veya zeka hızı ne kadar ileri olursa olsun beden sağlıklı olmadığı sürece yeterince işe yaramaz. Akıllı insanın ilk yaptığı şey kendine değer vermek ve bedenine saygı duymaktır. Dünya döner, takvim ilerler ve beden değişir. Bu maddenin var oluş kanunudur. Fakat sağlıklı ve bakımlı bir beden her zaman, hak ettiği gibi ruha eşlik eder.

Ruh beden ve zekâ hızının dengelenmesi insandaki bilinç seviyesini yükseltir. Bireylerin bilinç seviyesi, toplumun gelişim düzeyini yansıtır. Çok fazla hareket ettiği halde gürültüden başka bir şey üretemeyen, çok çalışan kafası kişisel ataleti altında ezilen, ruhu dışarı çıkmak için yalvarırken ağır bedeni içerisinde kaybolan insanlar her yerde var. Ne zaman ki hayatlarında uyumu yakalamış, kendilerine ve etraflarına faydalı insanların sayısı diğerlerinin üzerine çıkacak, işte o zaman dünya daha yaşanılası olacak.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir