Kapı Gibi Hayal

“Bugün bundan sonra ki hayatımın ilk günü” felsefesini yoğun hissettiğim farklı  bir güne uyandım. Hala sesimi yankıya teslim etmeden, negatif insan etkilerine maruz kalmadan, mecburiyetler dosyasının kapağını açmadan, sessizliği kutsal saydığım şu temiz anı, bir fincan çay eşliğinde kelimelerle paylaşmak istedim. Paylaştığım kelimeler nereye uçar kimin çatısına konar benden bağımsız.

Bu atmosfer beni “Dünya mı benim içimde, ben mi dünyanın içindeyim” paradoksuna doğru sürüklemek istese de, hayır buna izin vermiyorum. Gözümü kılavuz bildim, masamda hanım hanım oturuyorum ve bu konuyu kapatıyorum. “Şimdi matruşka oynamanın hiç zamanı değil”  demek istiyorum benden bağımsız şımarık düşüncelerime.

“Sen daha hayalle gerçeği bile ayırt edemiyorsun, onun için zorlama pek, bırak kim nerdeyse orada kalsın”

Beynin bu zaafı beni çoğu zaman bilinmeyene doğru sürüklese de hoşuma gidiyor. Anlamsız görünen bir çok hareketin sorumlusunun bu zaaf olduğuna inanıyorum.

Romantik filmlerden sonra kadınların suratındaki aptal gülümsenenin nedeni de kuvvetli hayal güçleri sanki. Akıllı geçinen beyin, film karelerini gerçek zannedince salıyor endorfinleri ortalığa. Sonra kadınlarda bir romantik bağımlılığı ki sorma gitsin.

Hayal ve gerçek. Kim ayırt edecek bunları. Söylenecek çok söz var. Ama şimdi değil…….

“An” dediğim şu temiz zaman aralığında gelmicem beynimin oyununa. Aptal olasım var bu anın içinde. Kısa süreli aptallık hızlı dinlendiriyor sanki beni.

Belki bu da onun bir oyunudur kim bilir…

Çayımın son yudumlarında hissediyorum ki hayat kapıyı çalıyor, beni yokluyor. Sorumluluk dosyası kabarık.  Telefon listesi uzun. Evet yanılmamışım bugün yeni bir hayat başlıyor. Bilinmeyen çok ama önemli değil, elimde kapı gibi hayallerim var.

 

Not:  Bu yazıyı yazdıktan 2 saat sonra bir mekan gördük ve tuttuk. Yazı yazılırken ortada birşey yoktu:) İçgüdü

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir