1341063857saat

Saniyeler İki Katına Yavaşlasa…

Akşam – sabah, Cumartesi – Pazartesi arasına sıkışıverdi hayat. Kendimi bir çocuğun arabasına taş atarak zamanı hatırlattığı adam gibi hissetmeye başladım. Birileri de bana taş atıp hop nereye bu hızla dur biraz etrafına bak demeden önce yavaşlamak gerek.

Kadın olmak, anne olmak, çalışmak, kendi işinin başında olmak, yapılmayanı yapmak, bilinmeyeni anlatmak, bunu yabancı bir ülkede yapmak, dilleri farklı olan insanlara ders anlatmak, bir kadın olarak kadınları yönetmek….. Zor…

Hayalle gerçek arasında bir zaman boyutundayız. Çalışmanın dünya saatiyle çatıştığı bir aralıkta gözlerimiz kapanıyor ve açılıyor sadece. Yapılacak iş çok ama yetişebilen yok. Uyku beyinde anlamını kaybederken, vücudun en kıymetlisi.

Günler iki katlansa 48 saate bir uyunsa denilen anlar vücudun beyine yetişemediği zamanlar.  Saniyeler iki katına yavaşlasa yetişirmi herşey acaba.

Kayram, can tanem, nefesim, hayatımın anlamı, hayata bu arada hazırlanıyor.   Annesine bazen ‘evet doğru yoldayız’ dedirtecek, bazen de ’ben ne yapıyorum ya’ diye delirtecek şekilde potansiyelini tam olarak kullanıyor.

Güzel günler, güzel işler, yorgunluk sarhoşluğundan başarının keyfine varamadığımız anlarla harmanlanıyor.

Kelimeler kaçmış, kitaplar küsmüş, içimdeki spor ruhu derin uykuda. Noluyoruz ya . Az sabır, hepinizle ilgilenicem.  4 çocuk büyütüyorum kolay mı. Evliliğim, can tanem, iki de işim etti mi sana 4 çocuk. Biri 6 yaşında, diğeri 3, bir diğeri 2 ve en  tazesi 8 aylık. Herkesin ilgiye ihtiyacı var. Bana surat sallayan benden hiç bahsetmiyorum bile. Ara ara herkesin gönlünü yapmaya çalışıyorum.

Ama biliyorum ki biz mutlu bir ailleyiz. Herkes birbirine bağlı, destek, uyumlu. Herkes birbiri için var en önemlisi herkesin var olma nedeni tabi ki oğluşki.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir