Satır Arasındaki Felsefe

Bazı insanlar vardır, konuşurken kendinizi hipnotize olmuş gibi hissedersiniz. Sohbeti hiç bitmesin istersiniz. Hayatına bakarsınız, anlattıkları ile birebir örtüşür. Konuşurken de tıpkı yaşarken olduğu gibi oldukça sakin, düzenli ve sabırlıdırlar. Kelimelerini seçerek konuşurlar ve size bir şey anlatırken kabul ettirmek için çabalamazlar. Sadece inandıklarını paylaşmak isterler. Hayatı keskin köşelerden yakalamazlar, daha yumuşak ve esnek bir bakış açıları vardır. Bu, kendilerine ait fikirleri olmadığı anlamına gelmez. Sadece şartlanma ve önyargılarının olmaması, ayrıca ego seviyelerinin düşük olması, fikirlerinin daha geniş alana yayılmasını sağlar. Bu yüzden de sabit fikirlilikten kurtulurlar.
Bu insanlar, çoğu kişinin aksine “dinleme” eylemini iyi becerirler. Bu yüzden, sıra kendilerine geldiğinde çok konuşmalarına rağmen, sessiz bir karakter çizerler.
Aslında oldukça ağır olan bir yemeğin, yağı doğru seçildiği ve az miktarda kullanıldığı için çok lezzetli ve hafif olduğunu düşünürsünüz. İşte bu insanlar da ağır ve etkili konuşurlar, ama kelimelerin miktarını öyle bir ayarlarlar ki sohbetin sonunda kendinizi enerji dolu, mutlu ve hafiflemiş hissedersiniz.
Bu insanları farklı kılan, satır aralarındaki “Hayat felsefem” diye başlayan cümlelerdir. Çok az insan bir hayat felsefesine sahip olacak kadar kendini tanıyabilir. Ancak “Ben neyi, neden yaptığımı bilecek kadar kendimi tanıyorum, her hareketimin sorumluluğunu alabilecek olgunluktayım, hayatıma belirlediğim prensiplerin aydınlattığı yoldan devam ediyorum” diyebilen insanlar felsefelerini belirleyebilirler.
Satır aralarındaki kısa ama derin cümleler, insanın karakterini ve yaşam şeklini apaçık ortaya koyar. Zorlayıcı hayat şartları içinde belirli erdemlere sahip olmak ve kendini toplumdan soyutlamadan, hoşgörülü olup sana uymayanı da kabul ederek kendine toplumda tarafsız bir yer edinmek gerçekten çok zordur.
Hayat felsefesi “her zaman pozitif düşünmek” olan insanların, etrafındakileri etkileme kabiliyetleri çok kuvvetlidir. Onların yanında kendimizi mutlu ve güvende hissederiz. Onlar hayatı çok da fazla büyütmeden, dramatize etmeden, daha basit yaşamayı severler. Bu nedenle de daha kolay mutlu olurlar.
Hayat felsefesi “namuslu ve düzgün yaşamak” olan insanlar biraz daha sert çizgilere sahiptirler. Olmazsa olmazları vardır. Daha seçici, dikkatlidirler, hayatta daha az risk alırlar. Her insanın amaçlarından biridir bu, ama bazı insanlar için hayat bu amaç etrafında döner. Yaşamın akışı içinde namuslu bir insan olmakla, sadece bunun için yaşamak çok farklıdır.
Bir de hayatının anlamı “başkalarına faydalı olmak” olan insanlar vardır. Onlar, bu içgüdüyle doğarlar. Her zaman sosyal sorumluluk projelerinin içindedirler. Attıkları her adımda, sonucun kime ne faydası olacağını düşünürler. Kendilerini başkalarına çok rahat adayabilirler. Bu insanlar doğaya da saygılıdır.
Böyle uzar gider kişisel felsefe çeşitleri. Her insanın kendine ait bir bakış açısı ve öncelikleri vardır. Yaşamını da buna göre şekillendirir, ama çoğu zaman oturup bunu düşünmez. Buna gerek duymaz. Bunu belirlemenin veya isimlendirmenin kendine ne katacağını bilemez. “Ben zaten böyle yaşayıp gidiyorum, neden benim hayat felsefem şudur diye belirteyim ki?” diye düşünür. Biraz da kendini kalıplara sokmak istemez. “Ya bir şey söyler de iki gün sonra aksini yaparsam” diye düşünebilir. Çünkü bu bir sorumluluktur.
Bu sorumluluğu ancak kendini çok iyi tanıyan, hayatına şekil vermiş, yolunu belirlemiş, özgüveni yüksek, kendinden ve hayatından her zaman emin olan insanlar alabilirler. Bu noktaya gelmek için insana biraz yaş ve deneyim lazım.
Manevi karakteri oturmayan insanın felsefesi de olmaz.

“Satır Arasındaki Felsefe” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir