Terapi Defteri: Üç Cadı

Mükemmeliyetçilik-Kararsızlık-Güven

Üç cadı kardeş. Kim kimi kışkırtıyor, kim kimi besliyor, kimin nedeni kim Allah bilir. Yüzlerce kombinasyon yapma yeteneğine sahipler.

Bu kombinasyonlar birini şöyle sıralayabiliriz mesela. Güvensizlik duygusu her şeyi kontrol etme güdüsünü tetikliyor.  Her şeyi kontrol ederek yüksek güvenlikli bir yaşam ortamı sağlanabilir gibi geliyor. Yüksek güvenlik için riski en aza indirmek gerekli. En az risk demek, mükemmele yakın bir proje demek. Mükemmel proje için her seçim, her detay doğru ve tam olmak zorunda. Bu da doğal olarak, doğru kararlar verilmesi gerektiği anlamına geliyor. En ufak bir yanlış karar, güvenlik alarmı verir. Bu da en temel yaşam ihtiyacımızı tehdit altına sokar ve paniklememize neden olur.  Aynı zamanda da saldırma ya da kaçma reflekslerimizi de harekete geçirir.

Bu şu demek; hayatta kalabilmek için verdiğin her karar doğru olmak zorunda. Beyin bunu kodladığında, en ufak bir konuda dahi seni uyarıyor ve üzerinde ister istemez baskı oluşturuyor. Bu bir süre sonra senin karakterine yerleşiyor ve yaşam tarzını da buna göre şekillendirmeye başlıyorsun. Çalışma prensiplerin, insanlarla ilişkilerin, aile yapın, çocuk yetiştirme modelin, giyiminden kuşamından tut da beslenme şekline kadar bu etki altına giriyorsun ve kendin asla bunu fark etmiyorsun. Yani, çoğu zaman neyi neden yaptığının bilincinde değilsin. Dışarıdan mükemmeliyetçi, çoğu zaman başarılı, hırslı, hedeflerinde kararlı, seçimlerinde (kararsız) yerine (titiz), güvenlik katsayısı yüksek, risk almaktan hoşlanmayan, akılcı ve hatta özgüveni inanılmaz yüksek biri olarak değerlendiriliyorsun.

Mükemmeliyetçiliğin, kontrolcülüğün ve kararsızlığın seni ister istemez yalnızlığa itiyor. İnsan ilişkilerinde, sınırları belirlemekte zorlandığın ve güven problemi yaşadığın için sonunda uzaklaşmayı tercih ediyorsun.

Çoğu zaman sana normal gelen veya karakterinin bir parçası olarak düşündüğün ufak tefek huylarının temelinde,  güvensizlik duygunun olduğunu çözebilmek şans. Bunun için ya kendini çok iyi tahlil edebilmen ya da dışarıdan destek alman gerekir.

E öyle böyle bunun farkına vardık diyelim. Yavaş yavaş birçok şeyin nedeni aydınlanmaya başladı. Neye, kime, neden, nasıl davrandığını da az buçuk çözdün. Şimdi ne olacak peki? Bir şeyler değişmeli mi? Farkında olmana rağmen böyle mi devam etmeli? Değişim nerden başlamalı?

Güven duygusundan mı? Güvensizliğin nedenlerinden mi? Kontrolcülükten mi? Mükemmeliyetçilikten mi? Yoksa sadece farkında olmak içgüdüsel olarak değişimi sağlar mı?

Anne ya da baba olarak bu psikolojiyle yetiştirdiğin çocuklarda ne gibi karakteristik özellikler oluşabilir? Kendi güvensizlik duygun nedeni ile onları aşırı güvence altına alma güdün onlar da nasıl bir güven duygusu oluşturur?

Deli sorular…

İnsan psikolojisi. Kendimizi tamamen tanımak mümkün müdür, gerekli midir, bilmem. Aslında bu kendine bakış şekliyle ve kabullenmeyle ilgili sanki. Problemleri bir kusur olarak görüp, düzeltme çabasına girmek hafiften mükemmeliyetçiliğe ışık yakıyor. Kendini tamamen tanıma çabası, kontrolcülüğe göz kırpıyor. Ve her şey en  başa dönüyor…

Kendi içinde, kendini güvende hissetmemek ne demek?

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir