kayra

%100 Düşünce Gücü

Kayra Fim nasıl doğdu? Önceki yazılarımda ucundan kıyısından bahsetmiştim ama istiyorum ki baştan sona hikayesini kayıt edeyim. Bu tür geleceğe mektuplarda beni cezbeden, yıllar sonra okunduğunda hissedilen duygular.

Günlüklerde,  dosyalanan gazete küpürlerinde, ders notlarında, akıl defterlerimde yaşarım bu duyguları. Listelemeyi severim, kaydetmeyi ve biriktirmeyi severim. Nedeni geri dönüş sahnelerindeki renklerdir.

Bu aynı zamanda bir hayalin gerçekleşmesinin öyküsüdür.

İlk ”%100 Düşüce Gücü” kitabını elime aldığımda 17-18 yaşlarındaydım. Benim dönemimdeki birçok insanın başlangıç noktasıdır bu kitap. O dönemden sonra da kişisel gelişim, insan, psikoloji, beyin hep ilgi alanım oldular. Fakat buna rağmen lise dönemimde sayısal bölüme geçtim, annemin baskılı motivasyonu sonucunda mühendisliğe kapağı attım. Bu dönem ve sonrasında da hayatımda bu konular hep ön sıralardaydı. Gücüm ve zamanım elverdiğince bulduğum her eğitime katıldım, yayınları takip ettim. Hayatımın bir bölümünde bunları mesleğimle de birleştirmeyi başardım. Yani iş yaşamındaki gelişim uygulamalarını görme şansım oldu.

Her eğitimde kendimi eğitimcinin yerinde konuşurken hayal ederdim. Birgün bu konuda uzman olacağımı hiisediyordum ama bir türlü zamanının geldiğini hissetmiyordum. Bu nedenle de nasıl bir başlangıç yapmam gerektiğini bilemiyordum.

Sonra evlendim ve Anne oldum. Kayrayla birlikte hamileliğimden itibaren ilgi alanımın yaş ortalaması ve uygulama alanı değişti. Hamilelik, 0-3 yaş arası çocuk gelişimi konusunda araştırmalar yapmaya ve önceki bilgilerimi birleştirmeye başladım.O kadar çok şey öğreniyordum ki bir şekilde de paylaşmam gerektiğine inanıyordum. Başka birilerininde bunları bilmesi gerektiğini düşünüyordum. Bu dönemlerde de anne bloglarını takip ediyordum. Bir gün neden olmasın dedim ben de bir blog açabilirim. Daha doğrusu Hakan beni teşvik etti bu konuda. Bir anne bloğu niyetinde Hakayde yi açtım. Sonra baktım ki anne bloğu diyince çocuğunun hayatını canlı yayında dünyaya açman gerekiyor. Bu da pek benim işime gelmedi. Her ne kadar bilgi ve tecrube paylaşımını sevsem de bir noktadan sonra özel kavramı konusunda daha hassas olduğumu düşündüm. Bu noktada da deneme yazılarım ortaya çıktı. Yıllardır geri planda kalan yazma hevesim canlandı. Bu dönem tam da Lohusa dönemlerime denk geldi ve beni karanlık gecelerden korudu.

Yazmayı seviyordum bu konuyla ilgili de hedeflerim vardı ama en büyük hayalim hala başkaydı. Bu arada da Kayranın gelişimine destek için birşeyler yapmam gerektiğini biliyordum ama bir türlü istediğimi bulamıyordum.

Sonunda dedim ki ben gerekli eğitimleri alıcam, var olan temelimle birleştiricem ve insanlarla paylaşıcam. Böylece Kayra’nın gelişimini de daha profesyonel olarak takip edebilecektim. Tam bu notada zaman ve yol haritası hazırlarken Hakandan bu fikir geldi. Gel dedi Mega Hafızayla görüşelim. Hem ikimizin de  hakim olduğumuz bir konu hem de senin istediğin iş. Tabiki hiç düşünmeden atladım. Ben istedim bir göz Allah vedi iki göz. Sevdiğim işi sevdiğim adamla paylaşmak kadar güzel bir şey olabilir mi hayatta?

Böylece Melik Beyle konuştuk işlemleri hallettik ve birkaç ay süren eğitim maratonum başladı.

Sanıldığı kadar kolay değildi.  Kayrayla birlikte geçen bu sürenin zorluğunu anlatmam mümkün değil. Evet annem yanımdaydı. Zaten annem olmasa ne yapardım bilemiyorum. Kelimelere dökülünce anlamını yitirecek kavram ve şartlar arasında bütün eğitimleri aldım.

Azerbaycana döndüğümüzde ortada elle tutulur  hiçbirşey yoktu. Sıfırdan bir iş kurmak zor, bunu başka bir ülkede yapmak daha zor, bir de 1,5 yaşında bir bebekle yapmak anlatılamayacak ayarda.

İşte bu noktada dostlarımız girdi devreye. Çünkü gurbette aileniz dostlarınızdır. İyi dostluklarınız varsa büyük bir aileniz var demektir. Biz o büyük ailesi olan şanslı kişilerdendik.

Duygum ilk günden geldi ve “Ben, bu işi oturtana kadar senin yanındayım dedi ne gerekiyorsa herşeyi birlikte yapacağız dedi”. Bu devirde siz birşey demeden birinin gelip size bunu demesi ne demek biliyor musunuz? Sadece bu cümle bile çok ağlatmıştır beni. Gerçekten de Bu güne kadar aklınıza gelebilecek her konuda hiç gocunmadan yanımdaydı. İnsanlar iyilik yapar ama bazen o iyilik altında sizi ezer. Duygu onlardan değildi. Benim tek düşüncem  onun bu dostluğuna nasıl layık olabileceğimdi. Ne yaparsam yapayım onun bu dönemde yaptıklarının karşılığını ödeyemem. Çünkü yok öyle bir karşılık. Maddi yapılanlardan bahsetmiyorum onlar bir şekilde yapılırdı veya yaptırılırdı. Ondan aldığım enerji desteğinin bedeli olamaz. Allah herkese böyle dostlar ve dostluklar kısmet etsin.

Duygumun yeri ayrıdır ama onunla birlikte sayamayacağım o kadar insan yardım etti ki. Yeri geldi Kayraya her gün birisi baktı. Onun dışında da insanlar gerçekten koşturdu. Bu Hakanla beni çok duygulandırdı.

Bu şu demek; bu işin hamurunda kocaman bir sevgi var. Biz biliyoruz ki bu sevginin kaynağı ne benim, ne de Hakan, sadece Kayra’nın enerjisi etrafında toplanan ışık.

İlk etapta bomboş bir dükkan vardı elimizde. Aylar süren arama aşamasını atlıyoruz.  Önce içinde gerekli tadilatlar yapıldı. Ustalar, alçılar, sıvalar günlerce sürdü. Ardından mobilya seçimleri. Burada Türikyede ki kadar kolay ilerlemiyor işler. Ha diyince her dediğinizi bulamıyorsunuz veya yaptıramıyorsunuz. Ulaşmak epey bir zaman alıyor. Çocuk sınıfı, büyük sınıfı, ana ofis, salon,mutfak ve Kayra’nın odasıyla 6 farklı mekanın mobilyaları, teknik cihazlar, montajları derken epey karışık bir dönemdi.Daha da eksiklerimiz var. Aradıklarımıza ulaşamadığımız için.

Bunları tamamladıktan sonra da kağıt kürek işleri başladı. 3 farklı dilde planlanan, 5 gurup eğitim. Şimdilik hepsinin Türk dilindeki eğitmeni benim. Diğer eğitmenlerde yolda. Teknik çevirilerden bahsetmiyorum bile.

Aynı anda ders hazırlıkları, kurumsal kimlik, form sistemi, muhasebe, tanıtım, teknik problemler, personel arayışı, planlama, yani birçok ana dalda aynı anda aktif çalışma gereksinimi var. Tabiki kısıtlı insanla.  Bunun yanında da tabi ki oğluşum var. Neyse ki ananemiz imdada yetişti şimdilik.

Çok çok büyük hayallerim var. Ne kadarını gerçekleştirmek kısmet olur bilemem ama elimden geleni yapıcam. Burası zeka ve kişisel gelişim merkezi olacak. 7den 70 e herkese hitap edecek. Çocuklar farklı çeşitli yollarla kapasitelerini kullanmayı öğrenecekler.

Kaliteli yaşam için önce kendimizi tanımalıyız. Zihnimizi, karakterimizi, becerilerimizi öğrenmeliyiz. Sonrasında da iletişimi.İşte çocuklar bunları öğrenecekler.

Üzerine tencere koymadıkça yanan ateşin anlamı yok. Tenceredeki yemek paylaşılmadıkça da  kimseye faydası yok. İnsanlar önce potansiyellerini nerede kullanabileceklerini öğrenmeli sonrasında ise bunu paylaşabilmeyi başarmalı.

İşte ben de bu yolda önce kendime, aileme,  sonrasında da insanlara eşlik etmek istyorum.

Bize, eğitime ve kendine değer veren insanlar gelecek çünkü bu eğitimlerle ancak onlar ilgilenir. Ve bu insanlarla birlikte kocaman bir aile kurucaz. Hepimizin aynı dilden konuştuğu, birbirimizi yukarıya taşıyacağımız, çocuklarımızı birlikte ve daha kaliteli büyüteceğimiz bir aile.

Hayalim gerçek oldu.  Ben kendimi sadece eğitmen olarak düşünürken ,birçok dalda eğitim verecek bir yerin kurucusu oldum. Hem de ben bunu tekbaşıma düşünürken oğlum ve eşimle birlikte başardım.

İnsanın  bir hayalinin faiziyle birlikte gerçekleşmesinin yaşattığı duyguyu başka ne hissettirebilir bilmiyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir