IMG-20140620-WA0010

Anne Yazısı

Uzuun zamandan sonra ilk defa bir sabah sessizlik ve keyif içerisinde masamda oturmuşum, sol tarafımda keyif çayım, sağ tarafımdan 17. kat seviyesinden Bakü manzarası, kulağımda  güzel bir müzik. Ne keyif ama. Tabi ne kadar sürer bu keyif arası  bilinmez.

Bloğumun ilk yazısı 18 Temmuz 2011 tarihinde yazılmıştı. O tarihte Kayra 5 ay 3 günlüktü. şimdi ise 43 aylık. Yani nereden baksanız 3 yılı geçmişiz.

Bu tür hesaplarda zaman kavramı beni  sarsıyor.Zaman denilen kavram  içinde yaşadığımız boyuta mı yoksa ilerlerken  yol kenarındaki çizgi sayısına göre mi hesaplanıyor bilinmiyor. Bir çizelge de ilerliyor muyuz yoksa olduğumuz yerde dönüşüyor muyuz o da göreceli.

Kayra   büyüdü ve kreşe başladı. Bende çoğu anne gibi oğlumu terk ettiğim düşüncesinin sancısıyla kıvranıyorum.

Geçen sene ülkede ki nerdeyse bütün kreşleri tek tek gezdim. Kimini ben beğenmedim kimi de bizi uygun görmedi. ( Bu apayrı ve üzerinde uzun uzun yazabileceğim bir konu olduğu için hiç girmiyorum oralara )

En sonunda montessori eğitimi veren yeni açılmış bir yer buldum ve müdiresini çok sevdim.  Kendisi de psikologdu ve çocuk eğitimi ile ilgili kafa yapısı, düşünce tarzı benimle çok uyuşuyordu.

Onlarda başlarda aynı endişeye kapıldılar ve Kayrayı da tanımadıkları için tedirgin oldular tabi ki. Fakat yine de deneyelim dedik.Geçen sene yarısında  birer saatlik, birebir derslerle başladık, sonra bu sene başında iki saate çıkardık. Uyku saatini ve yemek saatini denedik ve Kayra her aşama da uyum göstermekle kalmadı en uyumlu öğrencilerden biri olduğunu gösterdi . Neden daha önce almamışız dediler.

Böylelikle geçen haftadan itibaren tam gün başladı. Mutlu, keyifli, değişiyor, gelişiyor. Bir haftada bu kadar farklılık görebileceğimizi söyleseler inanmazdım zaten.  Kameralardan izliyoruz ve bu bizim Kayra mı diyoruz.

Atık çocuklarla birlikte  ve peşindeki Kayra kadınlarından kurtuldu sonunda. Sosyal gelişim, kurallara uyma, paylaşma, sıralı iş yapma, modelleyerek öğrenme, akademik beceriler gibi birçok alanda ilerleyecek.

Fakat bir sorun var. Ben!!  Ben alışamadım. Kendimi boş ve çocuğumu terk etmiş gibi hissediyorum. Onun orda korumasız olduğunu düşünüp kendimi suçluyorum, aç kalacağını, ( ki yediğini kendimiz gördük), sıkılacağını falan filan onlarca şey üretebiliyorum. Çok mantıksız olduğunu biliyorum. Orada daha mutlu olduğunu da biliyorum ama kabul edemiyorum. Akşam hala “Hakan acaba yarın gitmese mi? Sanki hasta gibi biraz” derken buldum kendimi.

Uzun zamandır ihtiyacım olan, şu an keyfim bu vicdan azapları ve virüslü anne düşünceleri ile sabota ediliyor. ilk hafta günde iki kere gidiyordum. Dadısı kapıda oturuyordu, kibarca bizi kovdular.Şimdi bıraksalar saat başı telefon açacağım ama cevap vermiyorlar. En hastalıklı düşüncem ise hadi bir gün kayra derse ki sen beni kreşe bırakarak terk ettin. Hadi terk edilme travması olursa.

Ki  şu anda Kayranın keyfini  görenler bunun ne kadar aptal bir düşünce olduğunu biliyor ve gülüyor bana.

Ama böyle. Ben biliyorum ki çocuğu kreşe başlayan on anneden en az altısında bu geçiş oluyor. Ama yine de bir garibim.

Hakayde bizim hayatımıza eşlik ediyor. Gün gelecek kayra büyüdüğünde bu yazıları okuyacak.

Kayraya Not:

Annecim ben mükemmel bir anne değilim. Ama senin için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Bazen doğru bazen de yanlış kararlar verebiliyorum ama dua ediyorum ki yanlışlarımız telafi edilebilir seviyedeyken fark edebilelim.  Orada mutlu olduğunu bilmek beni rahatlatıyor sadece.Birçok kazancımızda olacak kaybımızda biliyoruz ama en önemlisi hayatı öğrenmeye başladın annem artık, ne mutlu sana.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir