4601638176_7da54ddda9_o

Hayatın Algoritması Zeka Küpünde

Her sabah bütün ev ahalisi olarak birlikte uyanıyoruz. Herkes(Kayra da buna dahil) kendine göre rutin işlerini hallediyor ve kapıdan çıkıyoruz. Günümüzün başladığı an asansörde 1 e bastığımız an. O birkaç sn arasında bir kıkırdama oluyor. Genelde de Kayranın ya iki  eli arkasında bağlı asansörü beklemesine, ya bize gülücükler atmasına veya da çantanın birinin ucundan tutmasına güleriz. Hatta yemek çantasını sürüklemesinden acıktığını bile anlayabiliyoruz.  

2 Yaşında çalışma hayatına başlaması iyi mi kötü mü? Aslında bu  iki kavram arası için fazla bir konu. İyi ve Kötü arası ya da Doğru ve Yanlış arası sanıldığı kadar da geniş değil.

Biz severiz her kavramı ya da düşünceyi illa bunlardan birinin yanına yerleştirmeyi  ama olay o kadar basit değil. Herhangi bir konuda yargıya varıp, o yargıyı da daha önceden sahip olduğumuz kelimelerin yanına iliştirebilmek, yani karar vermek,   çok bilinmeyenli denklemler konusunda uzmanlık gerektirir.

İşte can alıcı nokta tam da burası. İnsanların olayları değerlendirirken ilişkilendirme  becerisi  bahsettiğimiz bu çok bilinmeyenli denklemlerle alakalı. Bu da üç boyutlu düşünebilmeyle.

Zeka Küpünde her yüzünü aynı anda kendi renklerine getirebilmelisiniz. Nasıl? Aynı anda bir sürü parçanın hareketini planlayabilirseniz. Bunun için de Algoritmalar oluşturmanız gerekir.

Bu  çok yönlü düşünce yeteneğine sahip olanlar, aynı zamanda üç boyutlu düşünme becerisine sahip olan insanladır. Bu da neredeyse çocukluktan gelir.

Üç boyutlu düşünebilmek insanın hayatı boyunca, yaşadığı herhangi bir konudaki fikir ve yargı şeklini etkiler. Bu sayısal olabilir, sözel olabilir veya sosyal yaşamla alakalı olabilir. Empati yeteneğinin temelinde bile bu boyutlu düşünme becerisi yatar.

İşte çocukları için ne yapacağını nereden başlayacağını bilemeyen, hatta yanlış yönlerde çocuklarını zorlayan aileler bunun farkına varıp, bu beceriyi geliştirmek için çaba sarfetseler aslında problem gibi görünen birçok noktayı da düzene sokmuş olacaklar ama burada şöyle bir paradoks var, bunu kendiliğinden farkedebilmek için kesinlikle bu beceriye sahip olmak gerekirBu tek boyutlu, sığ ve önyargı kokulu düşüncelerin ulaşabileceği bir farkındalık değildir.

 

Dünyada ki bütün beyin geliştirme tekniklerinin temelinde bu yatar. Önce bu beceriyi kazandırmak, zemin oluşturmaktır. Bununla birlikte insanların kafasında, kendi  bilinçleriyle bir simülasyon merkezi inşa ederler. Bu merkezin çalışma tekniklerini gösterir, uygulamasını yaptırılar.  Gerisi  bu merkezi kullanma sıklığına kalmıştır. Eğer birey hayatındaki her türlü faaliyette bu merkezi kullanmayı alışkanlık haline getirirse   bir süre sonra bu beceri oturmuş olur.

Diğer taraftan bunu bilinçsizce yapan insanlarda çok fazladır aslında. Kiminin beyninde bu merkez doğuştan  aktif halde gelir. Kimi ise farketmeden  kullanır hatta herkesin kendi gibi düşündüğünü zannederek.

Bu beceri insanları toplumda bir üst dilim içerisine sokacak kadar güçlüdür.Neden? Çünkü bu insanlar ellerini attıkları her işte başarılı olurlar, bütün olarak düşünmeyi bilirler, analiz yetenekleri gelişmiştir, empati becerileri kuvvetlidir, özgüvenleri yüksektir, kendilerindeki gücün farkındadırlar ve bunu kontrollü kullanacak kadar akıllıdırlar. Çoğu insan bu özelliklerini karakterlerine bağlar ama hayır sadece düşünme şekilleri farklıdır o kadar.

Bunun için her şey Zeka Küpüyle başlar…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir