8129539-

Kayranın Bulmacaları…

Çocukların dünyasındayız.

Ekip olarak öyle bir işe soyunduk ki biz bile sonunda ortaya ne kadar büyük  bir şey çıkacak tahmin edemiyoruz.

Çocuklar için, zeka gelişimi başta olmak üzere, birçok gelişim alanında etkili, eğlenceli eğitim kitapları hazırlıyoruz.   Yetenekli, (telaşlı)  dizaynerim, deneyimli (kuralcı) öğretmenim, araştırmacı (sakin) asistanım ile birlikte güzel, uyumlu, başarılı, istekli ve çalışkan  bir ekip oluşturduk.  Tabi bu ekipte Kayramı ve çayı güzel dadımızı da unutmamak lazım. Onların motivasyonları olmasa bu kadar hevesli çalışamayız.

Bazen bir şeyi  eğer gerçekten çok istiyorsak, kendimize de güveniyorsak, bununla ilgili maceralara düşünmeden atlamak gerekiyor.  Bizim kitap işi de böyle başladı zaten. Gerçi genelde benim bütün işlerim böyle başlıyor o ayrı mesele ama.

Önce farklı çağrışımların tetiklemesiyle hayal etmeye başlıyorum. Bu genelde kayrayı uyuturken oluyor ne hikmetse. Sonra diğer işlerimle bağlantısını kuruyorum ve bütünlüyorum. Ardından ilk düşündüğüm başarılı olunduğu takdirde ne olabileceği?  Bir sonraki düşünce ise proje sadece bu ülke için mi geçerli, yoksa Türkiye ve Dünyada da tutulabilir mi ? Tutulursa farkı ne olur?

Tabi ki  bunları düşünmek   ortalama 10-15 dk mı alıyor. Sonra sessizce içimdeki sesi dinliyorum. Onsuz olmaz.  Eğer okey geliyorsa koşa koşa salona geliyorum ve daha içeri girmeden, kapıda ” benim bir fikrim var cümlesiyle birlikte başlıyorum heyecanlı heyecanlı  anlatmaya. İşte burası son adım. Eğer Hakan, suratındaki ifadenin de desteklediği bir ses tonuyla “evet olabilir” derse o iş demlenme aşamasına geçiyor.  Yok eğer surat ifadesinin hayır dediği bir ses tonuyla “olabilir” derse biraz uğraşıyorum ama genelde de sonuç alamıyorum. Yok kesin bir ifadeyle “olmaz o iş” derse konu orda kapanıyor.

Hayal kuruyorum derken aslında o anda ilham gelmiyor. Mutlaka daha önceden bilinçaltımda o hayalin temelleri vardır. Mesela Kayrato. Bu bir iki günde çıkmış bir fikir değildi. Bu fikrin ilk tohumu üniversite 2. sınıfta elime geçen bir zeka bulmacası ile başlamıştı. Aradan yıllar geçti Hakanla ege seyahatimiz sırasında arabada kurduğumuz oyuncak atölyesi ile baş vermeye başladı. Ondan  tam 3 yıl sonra hiç beklenmedik bir zamanda hayata geçti.

Kitap işi de sistemin bir parçası olarak ortaya çıktı. Eğitimlerimiz vardı, derslerimizde kullanmak için Oyuncaklarımız da vardı ama kitaplarımız yoktu.Topladığımız örneklerle   istediğimiz ilerlemeyi sağlayamıyorduk.  Elimizde Türk, Azerbaycan ve Rus dillerinde örnekler vardı ama bu beni tatmin etmedi. Sistemli değillerdi.

İşte böylece kitap maceramız başlamış oldu. Bu tür işlerde her şeyi bir şekilde halledersiniz ama en zor olanı ekip oluşturabilmektir.  Tek başınıza hiç bir şey yapamazsınız.Anca düşünür, tasarlar, projelendirir ve orda kalırsınız. Ekip için ise  sadece herkesin kendi alnında başarılı olması yeterli değildir. Zaten  bu tür işler için bu başarılar büyük bir dezavantaj bile sayılabilir.

Ekipteki insanlar ilk olarak proje konusunda istekli olmalı, herkes hedefi aynı oranda benimsemeli,  birbiriyle uyumlu çalışabilmeli, birbirini tamamlayabilmeli, motivasyonu yüksek olmalı ve birbirini motive edebilecek güce sahip olmalı.

Motivasyonun  her zaman tek kaynaktan gelmesi bir süre sonra problem yaratabilir.

Bireyler kendini bir bütünün parçası olarak hissedebilmeli. Sabırlı olmalı, stresle baş edebilmeli, gelişime açık olmalı, yaratıcı düşünme becerisine sahip olmalı, azimli olmalı ve en önemlisi  “ben ” merkezli olmamalı.

Bu özelliklerin hem bireylerin hepsinde olması hem de bu bireylerin karakter olarak bir araya gelip uyumlu çalışmaları hiçte kolay bir şey değildir.

Bunun dışında profesyonel ekiplerdeki en önemli özellik, asla, projenin bireye bağlı olmamasıdır. Proje artık canlı bir kavramdır ve ihtiyaçları karşılanmak zorundadır. İşte bazı projelerin en büyük problemi de budur.  Bireye bağımlılık oranının yüksek olması. Halbuki sistem yeri geldiğinde eksiği kamufle edebilmeli yeri geldiğinde yeni olanı ortama entegre edebilecek güce sahip olmalıdır.

Bu şartları sağlamak  birçok açıdan Azerbaycan koşulları için dünya piyasasına göre  iki hatta iç kat daha zordur. Tabi bunun birçok sosyolojik açıklaması var ama bunu ifade  etmek biraz zor. Bunu  daha çok bu ülkede yaşayanlar daha  net bir şekilde idrak edebilirler.

Çünkü  yaşanan her kavram kelimelere tercüme edilemez.

Biz şimdilik iyiyiz. Keyfimiz yerinde. Setimizin örnekleri ele gelmeye başladı hatta zeka oyunlarına gelen çocuklar uygulamaya bile başladı ve çok sevdiler. Çocuklarda gözlemlediğimiz ve annelerinden duyduğumuz gelişimlerle doğru yolda olduğumuzu daha güçlü hissetmeye de başladık.

KAYRA yavaş yavaş  eğitimleriyle, oyuncaklarıyla ve yayınlarıyla birlikte içerisinde yaşayacağı kocaman bir dünyaya sahip oluyor gibi görünüyor.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir