DSCN3357

Kim Bilir?

Okulda en nefret ettiğim ve neden tartışıldığını hiç anlayamadığım konu “Okuyan mı daha çok  bilir? Yoksa gezen mi?” idi.  Hatırlıyorum yine bu tartışmaların birinde, ben gezen bilir fikrini savunan kısmındaydım ama gönlüm karşı tarafta kalmıştı. İnanmadığım bir fikri savunmamı istediği için öğretmene de sinir olmuştum. Yıllar geçtikçe daha net anlıyorum; iki konu aynı türden değilmiş ki birbiriyle kıyaslansın, üstelikte bir taraf galip gelsin.

Tabloya bakılınca eğitim sisteminden, özgür düşünceye kadar tartışılacak çok nokta var ama benim derdim okumakla. Okumayı anlamsız bulan insanlarla. Şimdi öğretmenim hayat ve bana diyor ki “ Olgun bir insan olman için fikrine katılmasan dahi, her insana saygı duymak zorundasın” Ben yine aynı sıkıntılı duygular içerisindeyim. Kitap okumayı anlamsız bulan insanlara saygı duymak istemiyorum. Beni olgun olmam için buna zorlayan hayata da ayrıca sinir oluyorum.

Küçükken kütüphane haftalarında, okumanın faydalarını anlatmamızı isteyen kompozisyon ödevlerimiz olurdu. Okumayı da, kompozisyon yazmayı da severdim ama, bu konuda ne yazacağımı hiç bilemezdim. Komik gelirdi. ”Okumak işte yemek gibi, uyumak gibi bir şey, neden faydaları anlatılsın ki” diye düşünürdüm. Bu yaşlara gelince anladım ki öyle değilmiş. Herkes böyle düşünmüyormuş. Hatta kitap okumaktan nefret eden veya anlamsız bulanların sayısı hiç de az değilmiş.Onlara faydalarını anlatmak,sevdirmek gerekmiş.

Facebookta kitap okumaktan nefret edenlere ait birçok platform olduğunu gördüğümde çok şaşırmıştım. Severim ama zamanım yok, okumaya üşeniyorum, uykum geliyor, konsantre olamıyorum,  her şeyi okumam diyenleri anlıyorum. Bu tercih meselesidir. Zevke, zaman ve ihtiyaca göre değişir, bunlar tartışılabilir. Fakat nefret etmenin nasıl bir açıklaması olabilir, buna bir türlü aklım ermiyor.

İnsanlar kelimelerle anlaşır. Kelime kapasitesi olgunluk dönemine kadar çok hızlı bir artış gösterir. İnsanın konuşmayı öğrenmesinden itibaren on sekiz yaşına kadar olan süre beynin öğrenme ve kaydetme kapasitesinin en yüksek olduğu dönemdir. Bu kadar kelime ne televizyondan, ne de konuşarak öğrenilmez, sadece kitaplardan alınır.

Kitap okumak normal insanlarda büyük ölçüde konsantrasyonun gelişmesini sağlar. Sürükleyici bir kitabı elinizden bırakamazsınız ve bu arada zamanın nasıl geçtiğini de anlayamazsınız. Bu devirde çocukların en büyük sıkıntısı dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon bozukluğu. Bu noktada bir paradoks yaşanıyor. Kitap okumanın bu problemlere iyi geleceği düşünülürken diğer taraftan bu problemi yaşayan insanlar çocuğun zaten konsantre olamadığı için okuyamadığını anlatıyor. Bu noktada yaş ve alışkanlığın kazanılması da göz önünde bulundurulabilir. Okuma alışkanlığı, rahatsızlık belirli bir aşama kaydettikten sonra, tedavide işe yaramasa da, öncesinde önlem olarak değerlendirilebilir.

Hafızayı güçlü tutmanın en güzel yolu,  bilgileri beyinde birbirine bağlayarak öğrenmektir. Bu da sistemli bilgi akışıyla mümkündür. Bunun en güçlü kaynağı tabi ki kitaptır. Basit bir roman bile olsa akışı ve ayrıntıları takip etmek ayrıca da hafızada tutmak zorundasınız. Bu aslında beyniniz için basit bir hafıza egzersizidir. Aynı zamanda roman içerisindeki kurguyu görsele çevirmek(hayal kurmak), anlatılan duygularla empati kurmak, işin içine diğer algıları da sokar. Bu beyin için, çok güzel bir restoranda a’dan z’ye sınırsız bir ziyafet çekmeye benzer.

Güzel konuşan insanlara her zaman hayranımdır. Hatiplik  güzel ve bir o kadar da zor sanattır. Ancak bilgisi ve kelime sayısı yüksek seviyede olan insanlar bunu başarabilir. İnsanlar hiç bir şey bilmese bile en azından kendisini güzel ifade etmek zorundadır. Bunu da ancak kaliteli kelimelerle yapabilirler.

İstikrarlı okumak çok büyük bir başarıdır benim gözümde. Ne yazık ki ben bu konuda pek başarılı değilim. Dönem okuyucularındanım. Kitabı sevmek, okumayı savunmak illa yemeden, içmeden harıl harıl okumak anlamına gelmiyor. Kitap aşkı farklı bir duygudur. Herkes aşık olmak zorunda değil ama kitap kavramına saygı göstermek zorunda.

Eğer hayat, benim aşık olduğuma saygı göstermeyene, saygı göstermediğim için beni olgun saymayacaksa, varsın sınıfta bıraksın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir