500 (5)

Melekten Rehber

Bu gece her şey karanlıkta yanan mumlara benziyor. Dizilmişler yan yana beni bir yere götürüyorlar. Kafamı yukarı kaldırdığımda her yer simsiyah. Adımlarımın mum ışığındaki gölgeleri yalnız olmadığımı hissettiriyor. Aklım kork diyor, kalbim güvendesin. İçimdeki titreme nefesimi kesiyor. Mum alevinden ötesi, karanlık. Aydınlığa mesafe uzun.

Ben azalıyorum, eriyorum. Zamanla mum alevi güneş oluyor tepemde. Hafızam biliyor ki, alevin ötesi karanlık. Gözlerim görüyor ki dünya aydınlık.Sadece ben bilemiyorum, neredeyim.

Beynim varsın diyor, kalbim yoksun. Varlık ile yokluk arasında iki kapılı bir mertebe.Akıl kapısından giriyorum, kalp kapısından çıkıyorum.Öğreniyorum ki makbul olanı ters istikametmiş. Giriş Kalp, çıkış akıl kapısıymış. Asıl dünya oradaymış.

Günün belirli saatleri vardır, bütün gün onun için yaşanır. Ömründe öyle anları vardır, bir ömür o an aranır. Ben ömürden geçtim, daha gündeki saatteyim.

Kimi geceler başımı yastığa koyduğum zaman o saati bulamıyorum hafızamda. İşte o zaman telaşlanıyorum. Dünyadaki varlığı hissettiren sadece o an.Eğer o da olmazsa elimde, mahcubum özüme. Kalkamıyorum bu borcun altından. Boşa geçmişliğin bedelini ödeyecek kadar zengin değilim. Olanı var mıdır bilemem.

Kimi geceler ise saatleri tekrar tekrar yaşatıyor hafızam bana. Ben de ben birikiyorum. İçim temizleniyor. Mum ışığında ilerlediğim yolda bir melek bana göz – kulak oluyor. Ne mutlu ki bana kaybolmuşluğun içerisinde melekten bir rehberim var. Parıltısıyla mum alevinden ötesini aydınlatıyor. Güvendeyim biliyorum. Kısa süre de olsa daha çoşkulu akabiliyorum.  Akıl, kalp, ruh hepsi birbirinde özleşiyor ben oluyor.

Anlıyorum ki neredeyim sorusu ben de değil. Zaman zaman içinde, ben zaman içinde. Kim bilir hangi saat yirmi dördün neresinde.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir