book-gift-fantasy-reader-card

Özgür Kelimeler Kitap Renginde

Kitap insanlarını yüzlerce guruba ayırmak mümkün. Bunlardan benim filtreme göre ayrılan bazı kategorileri sayarsak:

Satın almayı ve biriktirmeyi sevenler,

Kaynağını önemsemeden sadece okumayı sevenler,

Sabırla, birer birer, okudukça almayı başaranlar,

Kitaplığında okunmamış kitap olmasından hoşlanmayanlar,

Kütüphanesindekilerin sadece % 10unu okumayı başaranlar,

Kültürlü imajı için kitaba yapışanlar,

Kitapların canını çıkararak okuyanlar,

Bitirdiğinde kitapçı rafından daha temiz görünecek kadar titiz okuyanlar,

Kitap adı, yazar, yayınevi, basım tarihlerini kronolojik olarak sıralayacak kadar becerikliler,

Veya da elindeki kitabın yazarını hatırlamayacak kadar dağınıkları söyleyebiliriz.

Hiçbirini doğru yanlış veya iyi kötü diye yargılamak mantıklı değil. Hele de kitaplarla hiç ilişkisi olmayan insanların bu konularda yorum yapması çok çirkin bir davranış ama zaten bu konuda ileri geri konuşanların çoğu da onlardan çıkıyor.

Ben severim kitapları fakat düzenli hakkını veren bir okuyucu muyum dersek pek de öyle olduğum söylenemez. Her ne kadar en gıpta ettiğim şey de olsa şimdiye kadar o homojenliği yakalayamadım. Bir dönem olur kafamı kaldıramam bir dönem olur elime alamam.

Almayı, biriktirmeyi, kütüphaneleri severim hem de çok. Bu konuda açgözlü bile sayılırım. Param olsa kitapçıyı komple satın alabilirim. İlgi alanımın geniş olması büyük risk. Çünkü her bölümün önünde ayrı ayrı zaman geçirebilirim. Kişisel gelişim, yemek, edebiyat, alternatif tıp, çocuk gelişimi, romanlar, dergiler, çocuk kitapları, fotoğraf kitapları, hobi bölümü, tasavvuf, sözlükler, az da olsa tarih. İlgilenmediğim tek bölüm siyasettir. Nedenini bilmiyorum ama eminim bir açıklaması vardır.

Kitapların sadece kapaklarını incelemek, önsöz, arka kapak okumak bile beni sakinleştirip mutlu edebiliyor. Bu nedenle kitapçıya  kitap kültürü olmayan biriyle gitmekten pek hoşlanmam. Kimileri giyim mağazası gezmekten hoşlanır, kimileri teknoloji mağazası kimileri de benim gibi kitapçı gezmekten. Bu da ayrı bir zevktir.

Yıllardır eşimle bu konuda çelişiriz. O sadece okunacak kitabın alınması o bittikten sonra diğerinin alınması taraftarı olanlardan. Kütüphane de okunmamış kitap kalmamalı, boş boş duran kitabın kayıp olduğu düşüncesinde. Tabiî ki bu kendi çerçevesinde mantıklı karakter, benim gibi kitap konusunda açgözlü olan bir kişilikle karşı karşıya gelince ortalık ısınıyor. Bazen kabul ediyorum dediklerini fakat bu benim mantığımın devreden çıkıp tamamen duygusal yorumladığım bir konu olduğu için mantığı susturmak kolay oluyor.

Fakat yakın zamanda birçok etkenin bir araya gelmesiyle oldukça radikal ve beni zorlayan bir karar aldım. Kütüphanemde okunmamış kitap kalmayacak. Ya okunacak ya da alternatif çözümler bulunabilir…

Bu kararı almamdaki etkenlerden birisi işim gereği okumam gereken kitapların yığılmasıydı. Her hoşuma gideni aldığım için fark etmeden  zamanla büyük bir hacim oluşturmuşum.

Diğer bir etken ise çok daha önemli ve derin aslında.

Ben her ne kadar kitap okumayı sevsem de hızlı, aceleci, sonuç odaklı hareket eden, sabırsız bir karakterin bunu başarması çok zor. Çünkü okumadaki yavaşlık o sabırsızlığı terapi edemiyor. Bu nedenle de biran önce bitsin diğerine geçeyim istiyorum. Ara ara kafamda günde şu kadar okusam dan başlayan, yıllık şu kadar kitap ederle sonuçlanan raporlar oluşturuyorum. Fakat başarılı olamıyorum tabiî ki. Kısa zamanda çok bilgi edinmek googlen kariyeri zaten benim değil. Satın alma işi hızlı, okuma işi yavaş olduğu için bu sorunlar çıkıyordu bu zamana kadar.

Bu noktada yıllardır kullanmadığım ve şimdi eğitimini verdiğim hızlı okuma becerisini devreye soktum. Bu beni oldukça rahatlattı. Yine kişisel gelişim, psikoloji ve araştırma kitaplarında gerektirdiği hızda kalıyorum ama istediğimi nasıl ve nereden alacağımı biliyorum.

Böylelikle karakterimdeki sabırsızlık arızasıyla isteklerim arasındaki dengeyi kurmuş oldum. Biraz sabır biraz hızlı okuma işi kurtardım.

Bu karardaki başka bir etken ise okuduklarımı unuttuğumu sanmam veya istediğim zaman bilginin kaynağı kitabı hatırlayamamdı. Her ne kadar hafıza eğitimi versem de bu hafızanın dışında başka bir problem aslında. Bunu da kitapların haritalarını çıkarmaya başlayarak hallettim. Yine beyin haritaları da  eğitimini verdiğim bir konuydu. Şimdiye kadar günlük hayatımda farklı alanlarda kullanıyordum fakat kitaplar konusunda kullanmayı çok da düşünmemiştim. Sonra fark ettim ki bu teknikle yılar sonra 15 dk da kitabı tekrar edebileceğim bir sayfalık özet çıkarmış oluyorum. Hem de bu tek sayfalık haritalarla güzel bir kaynak oluşturmuş olacağım.Bu proje de beni oldukça heyecanlandırdı ve motive etti.

Böylelikle ben bir heves okumaya başladım. Öncelikle  işimle ilgili okumam gerekenleri hallediyorum, aralara da romanlar atıştırıyorum derken baktım ki kısa zamanda yoğun bir kelime bombardımanına tutulmuşum.

Uzun zamandır yazamıyorum. Yazıyorum yayınlayamıyorum. Bari dedim ben de okuduklarımı sıcağı sıcağına paylaşayım. Böylece bugün itibariyle bloğumda kitap köşesi açmaya karar verdim. Kitaplar hakkında çok  uzun yazmaya zamanım elvermeyebilir fakat en azından kısa bilgiler paylaşabilirim. Konuyla ilgisi olanlar içinde belki referans olabilir. Aslında bu şekilde bir sürü kitap bloğu var hatta takip ettiklerimden birisi de Okuryatar. Editörlüğünü sevgili Gaye’nin yaptığı kaliteli bir kitap paylaşım bloğu tavsiye ederim. Yeri gelmişken çocuklarına kaliteli kitaplar almak isteyip seçemeyenler içinse severek takip ettiğim Bir Dolap Kitap isimli bloğu tavsiye edebilirim.

Sonuç olarak yine aklımın estiği zamanda rüzgarım, Hakayde’nin rüzgarıyla kesişirse yine görüşürüz. Belki özgür kelimelerle, bekli de kitap renginde.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir