Kendini Misafir Gibi Ağırlamak

Beynim çırpınıyor. Son günlerde kendimle ilgili hissettiğim en yoğun duygu bu galiba.

     Tatil kelimesinin tam anlamını merak etmiyor değilim. Hani şöyle bakınca karşılığı dinlenmek olmalı sanki. Hayatın büyük bir kısmında yerine getirilen sorumlulukların biraz daha geri plana atılıp, fiziksel ve zihinsel olarak bir dinginlik dönemi olması gerekiyor. Bu duruma göre ben kesinlikle tatilde değilim.

Okumaya devam et Kendini Misafir Gibi Ağırlamak

Milyon Yüzlü Kristal

Kişisel gelişimin en önemli ve en zorlu ayaklarından birisidir iletişim konusu. İnsanların birbirini anlayabilmesi aslında sonsuz kombinasyonda biri yakalamak gibi bir şey.

Daha her insanın mavi dediği şeyin aynı mavi olup olmadığını bile bilmediğimiz bir dönemde anlaşabilmek kadar mucize bir şey olabilir mi?  Zaten bilim adamlarına bakarsan mavi diye de bir şey yok. O sadece bir frekansmış. Okumaya devam et Milyon Yüzlü Kristal

Neden Cıncık Boncuk?

Kelime: Boncuk

       Çoğu insanın takıntılı olduğu, sevdiği, dayanamadığı objeler vardır. Kiminde ayakkabı, kimin de mum, kiminde saat, kiminde çanta, kiminde defter. Normal alışverişin dışında, bunlar, ayrı bir dayanılmazdır. Aldıkça alası gelir insanın. Her renkten, her boydan, her markadan, her çeşitten olsun istersin. Para harcarken az da olsa çalışan kontrol mekanizması bu objeyle ilgili çalışmaz. Kimileri bunu anlamsız bir müsriflik olarak görür. Kimileri ise cinsiyetçi bir alışveriş hastalığı. Bu takıntılarla ilgili biraz soru sorulduğunda genellikle insanlar ‘çok hoşuma gidiyor, dayanamıyorum, kendimi kontrol edemiyorum, cebimde ne varsa vermeye hazırım, alamazsam uykularım kaçar’ gibi cevaplar verirler.

     Bu konuyla ilgili benim asıl merak ettiğim konu ise; o tutkuyla bağlı olunan objenin beyindeki anlamı nedir.

Okumaya devam et Neden Cıncık Boncuk?

Çöp Kraliçesinin Sihirli Tüneli

              Dünyaya hep, boyumuz hizasında  yatay eksenden bakıyoruz.  Oysa hafif bir açı değiştirdiğimizde birden bire her şey değişebiliyor. Serbest zamanlarda, kafam yukarılarda gezmeyi seviyorum.

      Biz aşağılarda koştururken tepemizde duran ve bazen farkında bile olmadığımız binalarda kimler yaşıyor, neler oluyor, merak ediyorum.

Okumaya devam et Çöp Kraliçesinin Sihirli Tüneli

Sabır, Öfke, Vicdan Üçgenindeki Anneler

Kafamızdaki ‘olmalı’ şablonları biz bu hale getiriyor. Muhteşem bir kadın, mükemmel bir anne, mükemmel bir eş, mükemmel bir evlilik, mükemmel çocuklar, mükemmel aile, mükemmel iş, mükemmel arkadaşlar….

      Yok güzel kardeşim öyle bir şey yok. Ne mükemmel bir anne, ne çocuk, ne eş ne evlilik, ne patron, ne arkadaş yok. Var oluşda öyle bir kelimenin anlamı yok zaten. Herkes ve her şey kusurlu. Bu hedef ve beklentiler bizi kendimizden geçiriyor işte. Elimizdekinin kıymetini anlamıyoruz, yaşadığımızdan zevk almıyoruz, başarılarımızın tadını bile doyasıya çıkaramıyoruz.

Okumaya devam et Sabır, Öfke, Vicdan Üçgenindeki Anneler

Kendimle Ettiğim Kahve Sohbeti

Çocukluğumu özlemişim. Selam vermek için de ince bir bileklik öreyim dedim.

Geçenlerde izlediğim bir belgeselde Hindistanda ki  makrome sanatçılarından ve ördüğü model model bilekliklerden bahsediyorlardı. O anda birden uçtum, geçmişe.

Annem kapının koluna pembe renkli bir sarkaç başlamış , ‘ Siz bunu bitirene kadar geleceğim’ deyip çıkıyor kapıdan. Akıllı kadın. İşlerini halledip geldiğinde biz hala o sarkacın başında olur muyduk olmaz mıydık onu tam hatırlayamıyorum ama ne kadar hevesle ördüğümü çok iyi hatırlıyorum. Hatta ördüğüm pembe sarkaçları yan bloklarda oturan Almanlara satıp para bile kazanmışlığım var bu işten. Okumaya devam et Kendimle Ettiğim Kahve Sohbeti

Kalk da Yola Devam Edelim

Ruhumun geride kalmış parçalarını toplamakla meşgulüm. Çünkü onlar olmadan yola devam edemiyorum. Her biri bir tarafa dağılmış. Geri dönüp onları aradığımda, bir kaçını yol kenarında, yaşadığım talihsiz kazaların başında buluyorum. Çok azı ise mutluluk anlarına yapışmış, beni bekliyor. Herkesi toparlamalıyım ki yola devam edelim. Okumaya devam et Kalk da Yola Devam Edelim

Pamukların Arasında Biriken Duygular

Kelime: Biriktirmek. Her baktığın köşeden farklı ışık alıyor. Görünümü sade olsa da, içeriği kalabalık bir kelime.

Geçenlerde gittiğimiz sahil, kabuk doluydu ve daha çok iri olanlar siyah renkliydi. Önce  desenini beğendiklerimden bir iki tane aldım sonra orta boy ve küçüklere dadandım.  Tabi ellerim yetmeyince arabadan küçük bir poşet bulduk. Kabukların üzerindeki farklı desenleri gördükçe torbaya atıyordum. Kum gibi, o kadar çok kabuk vardı ki hepsini toplamak mümkün değildi ama kendimi de durduramıyordum. Biraz daha, biraz daha diyerek ilerliyordum. Okumaya devam et Pamukların Arasında Biriken Duygular

Bir Kırmızı Işık Masalı

Fotoğraf:  benim bir türlü kavuşamadığım aşklarımdan. Profesyonel olarak fotoğraf çekebilmek en büyük hayallerimden. Bugüne kadar ki çabalarım bu aşk için yetersiz kaldı ama inanıyorum ki doğru zaman da, doğru yolu bulduğumda kavuşacağız.

Hayata bir objektif gözüyle bakabilmek farklı bir şey. Yani gözlerinizi bir objektif gibi kullanabilmek. Hayatın hareketli sahneleri arasında bir kare yakalayıp, gözlerinizle çerçevesini belirleyip, o anda zamanı dondurabilmek. Sonra da o kareyi hafızanıza kaydedebilmek. Hatta ve hatta birkaç saniye içerisinde fotoğrafın renk ayarını yapıp, gerekli filtreleri kullanabilmek.

Tabi ki sonra da bunun hikayesini anlatabilmek… Okumaya devam et Bir Kırmızı Işık Masalı