Takıntıya Nazik Davran

Evde ki 34.günümüzü de kazasız belasız tamamladık. Kazasız belasız dediysek her şey de güllük gülistanlık anlamına gelmesin tabi. Son zamanlarda üç beş günde bir Kayra’nın ayarları bozuluyor. Adım adım takıntıları artmaya başladı. Kısa bir süre sonra ‘Takıntılı Biriyle Yaşamak’ adıyla yayınlanacak kitabımı raflarda bulabilirsiniz. İlk kitabımı da hiç böyle hayal etmemiştim ama o taraflara doğru ilerliyoruz. Bu aşağıda anlatacaklarım tamamen benim şahsi düşünce, deneyim ve çıkarımlarımdır. Herhangi bir uzman eminim ki duruma çok daha teknik konulardan bakabilir. Fakat bu kadar yılda şunu çok iyi öğrendim ki bazı olayların akademik yönleri ile yaşamsal deneyimleri birbirini tutmayabiliyor. Çözümlerin uygulanabilirliği imkansız hale gelebiliyor. Bu yüzden ben sadece kendi bindiğim geminin kaptanı olmayı anlatabiliyorum. Okumaya devam et Takıntıya Nazik Davran

Hayatı Hangi Dilden Okuyorsun?

Bugün bizim evde 29. günümüz. Düşünüyorum ama inanamıyorum. İşin tuhaf tarafı hatırlayamıyorum. Sanki başka birilerinin hayatını izliyormuşum gibi geliyor. Çocuklar yine beklediğimden daha iyi idare ediyorlar. Kayra son iki üç gündür pencerelerde ama bir şekilde oyalanıyor. Duygusal olarak çok farkında olmadığı için endişesi korkusu yok, tek derdi dışarısı. Can için durum çok daha farklı; görünürde keyifli ama ara sıra hiç beklenmedik anlarda patlamalar yaşıyor. Evde televizyon ve benden başka yetişkin olmamasına rağmen mikrop kelimesi duymak istemiyor. Devamlı ellerini yıkıyor ki ben o kadar yıkamıyorum.  Okumaya devam et Hayatı Hangi Dilden Okuyorsun?

Dünya Omzunu Silkti

Karantina günlükleri diye mi başlasak acaba, yoksa İstanbul da, iki çocukla tek başına karantina, diye mi atsam başlığı. Önümüzün ne olacağı, ömrümüzün kalanı belli değilken şuraya iki şey çiziktersem diye damardan mı girsem yoksa. İçinde yaşadığımız zamana bakacak bir sürü farklı pencere var aslında. Okumaya devam et Dünya Omzunu Silkti