Kıvrımlarda Asılı Yüzyıl…

Uçaklara özel dergiler olur. Ben Azerbaycan uçağındaki dergiye bayılırım. Değişik ülkelerden haberler, Azerice, Rusça ve İngilizce olmak üzere üç dilde yayımlanır.
Hatta yoğun bir şekilde Rusça çalıştığım dönemlerde, mecburi pratik oluyordu benim için.
Zaman hızlı geçsin diye önce Rusçasını okuyordum, çözemediğim yerde Azericesine bakıyordum. Azericesinin de tamamını anladığımı söyleyemem ama kendi kendime çok eğleniyordum.

Kim Kimin Balyozu?

  35’e kadar insan geleceğe bakarak ilerliyor, 35’ten sonra ise geçmişi peşinde sürüyerek. Önemli olan peşinden sürüdüğün çuvalın boyutu ve ağırlığı. Ağır bir çuvalla çok ileri gidilemez. O zaman iki seçenek var; ya çuvalı ağırlaştırmayacaksın ya da taşımayacaksın.

Şöyle bir bakarsak, güzel olaylar ve sevilen dostlar baskülde hafif ama pahada ağır şeyler. Kötü olaylar ve sizden nefret eden insanlar ise baskülde oldukça ağır gelen şeyler. Tabii bunların da kendine göre bir kıymeti vardır.

Tarih Affeder mi Acaba?

Kafamdaki kütüphane yine birbirine girmiş durumda. Aldığım bilgiyi, bulduğum yere kaydedince böyle oluyor işte. İstediğim zaman aradığım bilgiye ulaşamıyorum. Her yeni bilgiyi aldığımda bağlantısını bulup, kendi kıvrımına yerleştirebilsem süper olacak ama yapamıyorum işte.

Bir de olmazsa olmaz bilgilerin, kıvrım rafları var. Onların da kimisi dolu, kimisi boş. Son zamanlarda hep tarihle ilgili bilgiler lazım oluyor, elimi atıyorum boş çıkıyor. Sağa sola bakınıyorum başka kıvrımlara mı karışmış diye, yok. Kütüphanemde yeterli tarih bilgisi yok demek ki. Beynimin tarihe ait kıvrımları boş bırakılmış, belki günün birinde dolar diye.