Neden Kayboldum?

İlk cümlelerdir en zor olanı. O kısmı atlattıktan sonra gerisi, bir fincan kahvelik sohbette. Birbirini uzun zaman görmeyen can dostları için, pek tatlıdır o kahve. Yığılan kelimeler, çakışan zamanların parantez arasında.

Birikmiş konular, duygularla sarılmış ip yumağı. İlk cümleden sonra başlanır ucundan çekmeye. Desenler ilmeklerle dokundukça, yumak döner tozlu yerlerde. Okumaya devam et Neden Kayboldum?

Kim Bilir?

Okulda en nefret ettiğim ve neden tartışıldığını hiç anlayamadığım konu “Okuyan mı daha çok  bilir? Yoksa gezen mi?” idi.  Hatırlıyorum yine bu tartışmaların birinde, ben gezen bilir fikrini savunan kısmındaydım ama gönlüm karşı tarafta kalmıştı. İnanmadığım bir fikri savunmamı istediği için öğretmene de sinir olmuştum. Yıllar geçtikçe daha net anlıyorum; iki konu aynı türden değilmiş ki birbiriyle kıyaslansın, üstelikte bir taraf galip gelsin.

Okumaya devam et Kim Bilir?

Dakika Tuttum

 Bir akşam, elime kitabımı alıp salondaki üçlü koltuğun sol köşesine oturduğumu hatırlıyorum. Kafamı kaldırdığımda sabah saat 05.30’du. O arayı hatırlamıyorum. Koltuktan hiç kalkmamışım, susamamışım, uykum gelmemiş, sıkılmamışım. Okuduğum kitap hakkında hatırladığımsa sadece kurtlarla ilgili bir roman olduğu. İsmini, yazarını hatırlayamıyorum. (Zaten bu hafıza sorunum olmasaydı, şu anda başka yerlerde olurdum.) Okumaya devam et Dakika Tuttum