Camdan Esaret

Beş tane aç maymunu bir kafese koyarlar. Tepelerine muz asar, ortaya da bir merdiven yerleştirirler. Maymunlar muzlara ulaşmak için merdivene yöneldikleri anda hepsinin ıslanacağı şekilde üzerlerine bir kova buzlu su dökerler. Bu olay birkaç kere daha tekrarlandıktan sonra, kafesteki maymunun birini, yenisi ile değiştirirler. Yeni gelen maymunun muzlara yöneldiğini gören diğer dördü, ıslanma korkusu ile onu döverek engellerler. Okumaya devam et Camdan Esaret

Yaşamın Altı Tutarsa

Yemek kavramının insan psikolojisi üzerindeki etkisi büyüleyicidir. Bu konu,  yazarlara, sanatçılara, senaristlere çoğu zaman iyi malzeme olmuştur. Bir çok farklı açıdan derinlemesine incelenebilecek ve her seferinde de insanı şaşırtan sonuçlar elde edilebilecek bir konudur.

Kadın için yemek yapmak fiili, istese de istemese de hayatının baş  köşesinde durur. Evdeki sağlık ve kontrol müdürü genelde kadındır. Ofisi de mutfak olarak düşünülebilir. Ne iş yaparsa yapsın, sevsin sevmesin, yemek yapsın yapmasın yine de bu işin göbeğinde o bulunur. Okumaya devam et Yaşamın Altı Tutarsa

İçi Geçmişler

Ruh, beden ve zekâ hızını dengeleyen bir formül var mıdır acaba? Çoğu insandaki problemlerin başlıca kaynağı, bu üç kavramın hızlarındaki dengesizliktir. İnsanın yaşam yolunda mutlu ve huzurlu ilerlemesini sağlayan en önemli unsur, varlığını oluşturan birimler arasındaki denge ve uyumdur. Okumaya devam et İçi Geçmişler

Erkek Gibi Kadın

Dünyanın son zamanlarda sorunlarından biri de cinsiyet rollerinin birbirine yaklaşması ve hatta karışması. Kadının ve erkeğin yaratılışı gereği kendisine ait karakteristik özellikleri ve dünya düzeni doğrultusunda paylaşılmış görevleri vardır. Bunlar siyah ve beyaz olarak keskin bir şekilde ayrılmamıştır. Ortak alanlarda esnek geçişler vardır. Ama asla roller değişmemeli, karışmamalıdır. Kurulu düzende parçaların yeri değişirse sistem alt üst olur. Okumaya devam et Erkek Gibi Kadın

Hayata Bir Ters, Bir Düz

Çoğu zaman hayat o kadar gürültülü akar ki, zamanla uyum sağlarsın kargaşa yaşama.  Zaman gelir de ortalık birden bire sessizlik kokarsa da, şaşırıverirsin o anda. Çoğu zaman sessizliğin hayır alâmetlerini soruşturasın gelir. Sanki bugüne kadar ters giden kargaşa değilmiş gibi, huzurun yönü sorgulanır. “Fırtınadan önceki sessizlik” damgası yapıştırılır zamana. Oysa hayatın düzü huzur, sessizlik,  sakinlik. Okumaya devam et Hayata Bir Ters, Bir Düz

Melekten Rehber

Bu gece her şey karanlıkta yanan mumlara benziyor. Dizilmişler yan yana beni bir yere götürüyorlar. Kafamı yukarı kaldırdığımda her yer simsiyah. Adımlarımın mum ışığındaki gölgeleri yalnız olmadığımı hissettiriyor. Aklım kork diyor, kalbim güvendesin. İçimdeki titreme nefesimi kesiyor. Mum alevinden ötesi, karanlık. Aydınlığa mesafe uzun. Okumaya devam et Melekten Rehber

Nahif Kültür

Anneannemin meşhur bir sandığı vardı. Hayatımda belki de en merak ettiğim şeydi o sandığın içindekiler ama hiçbir zaman öğrenemedim. Misafir geldiğinde sessizce yatak odasına gider, kapıyı kapatırdı.

 Dikkatle dinlerdim kapıyı. Tık tık iki dil sesi, arkasından ince bir gıcırtı ve sandık açılır. Tak diye duvara yaslanır. Sonra haşur huşur poşet sesleri arasından bir şeyler çekiştirilir. Tekrar ince bir gıcırtı, tak kapak kapandı ve yeniden tık tık iki dil sesi. İşte en önemli kısım burada başlıyordu. O anahtarın gizli yerine yerleşme sesi. Ama nedense o andan itibaren ses kesilirdi. Bir türlü o anahtarın yerini bulamamıştım. Kâh bulsam da ondan izinsiz açamazdım ama belli de olmazdı. Okumaya devam et Nahif Kültür

Çiçekli Kadınlar

 Bugün dünya kadınlar günüydü. Oldukça ironik sayılabilecek bir gün aslında. Dün asansörde bir kadının bayramınız kutlu olsun demesiyle bir an gözümün önüne 8 mart 1857 de Amerikada olaylar sonucu ölen işçi kadınlar geldi. Anılası mı, kutlanası mı bilemedim pek. Biz aynı şeyi türkülerde de yaşarız ya . Recebim gibi, dom dom kurşunu gibi hüzünlü hikâyesi olan türkülerle eğlenebiliriz. Toplumlar da bir süre sonra benimsediği alışkanlığın kökenini irdelemiyor, tıpkı insan gibi. Okumaya devam et Çiçekli Kadınlar

Duyguların Ruhu

 

“Sevgi” bugün mutfak tezgahımın köşesindeki menekşeye benziyor. Suyunu, ışığını ve ilgisini tam almış ve nerden yaprak vereceğini şaşırmış menekşeye.Duyguların ruhu sihirlidir.

Bugün Kayra’nın diş buğdayını yaptık. Bir nevi diş partisi. Benim için  özel bir gündü. Sabah çok sevdiğim biri aradı nasılsın diye sordu, “bugün bayram sabahı gibi hissediyorum” dedim. Güldü, anlam veremedi keyfime. Ama tabi ki anlamı bir yerlerde gizli.

Okumaya devam et Duyguların Ruhu

Satır Arasındaki Felsefe

Bazı insanlar vardır, konuşurken kendinizi hipnotize olmuş gibi hissedersiniz. Sohbeti hiç bitmesin istersiniz. Hayatına bakarsınız, anlattıkları ile birebir örtüşür. Konuşurken de tıpkı yaşarken olduğu gibi oldukça sakin, düzenli ve sabırlıdırlar. Kelimelerini seçerek konuşurlar ve size bir şey anlatırken kabul ettirmek için çabalamazlar. Sadece inandıklarını paylaşmak isterler. Hayatı keskin köşelerden yakalamazlar, daha yumuşak ve esnek bir bakış açıları vardır. Bu, kendilerine ait fikirleri olmadığı anlamına gelmez. Sadece şartlanma ve önyargılarının olmaması, ayrıca ego seviyelerinin düşük olması, fikirlerinin daha geniş alana yayılmasını sağlar. Bu yüzden de sabit fikirlilikten kurtulurlar.