VNZZXHFFNK62420180132_Kapi-Askin-Gozyaslari-1-Sems-Tebrizi-Sinan-ya-mur

23-Aşkın Gözyaşları

Aşkın Gözyaşları

Sinan Yağmur

Bu kitap hakkındaki duygu ve düşüncelerim okuma sürem boyunca değişti diyebilirim. Ne sevdim, se sevmedim. Bazen çok kolay okudum bazen bırakmamak için çok direndim. Kitaba başlarken dili ne güzelmiş dedim birkaç sayfa sonra acaba yanıldım mı diye düşündüm.

Zamanın da az buçuk tasavvuf dünyası ile ilgili okumuşluğun, dinlemişliğim, yaşayanları izlemişliğim var. Kapısından giremesem de anahtar deliğinden gözetlemişliğim var. O ruhu, ortamı, duyguları yaşamak için çok fırın ekmek yemek lazım ama en azından tozunun kokusunu aldım denebilir. Bu yüzen bu kitapla ilgili bakış açım ve yorumlarım  o hissettiklerime dayanarak  şekillenmiştir.

İlk olarak Kitap Şems hazretlerini, Hz Mevlana ile olan tanışmalarını, ilişkilerini ve o dönemi anlatıyor. Bütün bunları Hz Şemsin ağzından anlatıyor. Kitap ne düzenli bir roman kurgusuna sahip, ne tatmin edici bir tarih yapısına sahip ne de dini bilgileri tatmin edici. Yani kitabı herhangi bir kategoriye sokamadım.

İkincisi böyle bir kitabı Hz şems gibi bir insanın ağzından yazabilmek cesaret ve derinlik isteyen bir iş. Onun dilini kullanabilmek hem tasavvufu hem de şahsın kendisini su gibi içer hale gelmek lazım ama ben okurken bunu bir türlü hissedemedim. Bunun da dışında önemli bir konu var ki: tasavvuf yüksek seviye de tevazu barındıran bir felsefedir. İnsanın kerametleri, iyiliği, güzelliği ancak başkası tarafından övülebilir. Böyle birini kendi ağzından anlatmaya çalışıp kerametlerini ve büyüklüğünü hissettirmek isterken, ortaya egosu tavan yapmış, az buçuk kendini beğenmiş bir kişilik çıkıyor.

Onun için bence bu kitabın en büyük yanlışı Hz. Şemsi kendi dilinden anlatmaya çalışmak olmuş.

Bütün bunların dışında tasavvufta ki ‘aşk’ kelimesinin ve anlamının beşeri aşkla hiçbir alakası yoktur. Orda ki anlam ve derinlik çok çok farklıdır ve normal bir insanın bunu anlayabilmesi çok zordur. Bu kitapta Hz Şems ile Hz Mevlana arasında ki sevgi muhabbet çok fazla vurgulanmış ve üzerinde durulmuş ama tasavvuf manası yeterince hissettirilememiş. Hele tasavvufla hiç ilgisi olmayan ya da oradaki aşkın manasını tahayyül edemeyen birinin bu kadar yoğun anlatılan bir aşkı anlamaması veya yanlış anlaması yüksek muhtemel.

Kitabı okurken ne kadarı kurgu, ne kadarı gerçek emin olamadım. Güven hissetmedim.

Eğer sıradan o döneme ait kurgu roman yazma niyeti olsaydı evet olabilirdi ama Hz. Şems gibi birinin ağzından yazmak demek okuyucuya karakter çizdirmek demek. Böyle önemli ve kıymetli  insanları, insanların hayaline çizmek bir nevi kazımak demek.

Hele de daha önce hiç tasavvuf ile ilgisi olmamış ama bir yerden başlayım diyerek bu kitabı eline almış biri için çok doğru bir kitap olduğunu düşünmüyorum.

Her kitap emek ister bu kitaba da çok emek verilmiş. Saygı duyarım. Bunun içinde bazı şeyleri yazıp yazmamak için çok düşündüm. Ama bir okur olarak kitabı okuduğumda düşündüğüm ve hissettiğim şeyler bunlar. Bilgi ve duygu çok farklı şeyler. Yıllarca okuyabilirsiniz, bu konu hakkında bilgiyle dolup taşabilirsiniz ama tasavvufun kurallarını insanın hayatına aksettirmesi çok farklı bir şeydir.  O dile de konuşabilirsiniz ama bu sufi olduğunuzu göstermez. O apayrı bir şeydir ve siz gerçek sufileri orda burada, olur olmadık yerlerde rahatça göremezsiniz.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir