426x681-24

Hayatının Hikayesi Var mı?

Ayaklarının altında ince bir tahtayla koskoca okyanusun ortasındasın. Bazen dev dalgalarla boğuşuyorsun, bazen çarşaf gibi denizde tetikte bekliyorsun. Hava devamlı değişiyor. Deli eden, nefes aldırmayan bir sıcak, sen bir şey anlamadan kendini yağmura bırakıyor. Aynı anda hem üşüyüp,  hem yanabiliyorsun. Tek başına olduğunu düşünüyorsun ama aslında ayaklarının altındaki derinliklerde ve başının üzerindeki gökyüzünde göremediğin öyle yaşamlar var ki. Asla göremeyeceğin bambaşka, akıl almaz yaşamlar. Buna rağmen okyanusun ortasında bir tahta parçasıyla tek başınasın. O tahta parçası bir nevi bedenin. Ona iyi bakmak, korumak ve sahip çıkmak zorundasın aksi takdirde, yok olursun. Bazen dans eden yavru yunuslar görünüyor etrafında, kafalarını çıkarıyor bir şeyler diyorlar sana. Kuyruk sallayıp eğleniyorlar. Sen de gülümsüyorsun, umut oluyorlar, yalnızlığını unutturuyorlar. Ardından köpek balıkları üşüşüyor. Hayatta kalabilmen neredeyse onların damak keyfine kalmış.

İşte yaşamak dediğin de aynen böyle değil mi. Hayat denen sonsuz okyanusta bir bedenle debelenip durmak.  Bazıları sahil kenarında, bir ayakları karadayken denizin keyfini çıkarıyor ama bazıları okyanusun ortasında, hayatta kalabilmek için debelenip duruyor. Bir ısınıp bir soğuyan hava, metrelere ulaşan dev dalgalar, etrafında göremediğin boyutlarda ki yaşamlar. Kafayı yememek için tek çaren umut,  sabretmek, beklemek, özlemek, istemek. Ama neyi? Hayatı mı? Herhangi bir hayatı mı, yoksa özellikle bir modelini mi? Yaşayım da nasıl olursa olsun mu, yoksa istediğim gibi yaşayamayacaksam hiç gereği yok kafası mı imrendiğin.

Yatıyorsun kalkıyorsun, kalkıyorsun yatıyorsun ve döngü devam edip gidiyor. Bu iki eylem arasına sığdırabildiğine takvimden bir gün, ömrüne bir ilmek deniyor. İlmek ilmek işlerken anlaşılmıyor hayat, çoğu zaman herkes resmin tamamını görme çabasında ama bu yolun sonu, ölüm demek. Önemli olan resmin tamamından ziyade ilmekleri doğru yere atabilmekte çünkü hiç kimse işlediği resmin tamamını doya doya seyredemiyor.  Yanlış ilmek geç fark edilince düğüm oluyor, çözülmüyor. Kestiğin zaman tamir edilmiyor. Arkalara saklanıp bir ucundan yeniden başlanabiliyor.

Hayatı birşeylerlere benzeterek anlamlandırma çabası. İnsan anlamadığını,  daha önce görmediğini, duymadığını kavramak için dil arar. Dil bulamazsa önceden bildiklerine bağlamak ister. Bilmediklerini ancak bildikleri ile kabul eder. Bu yüzdendir kötünün iyiliği kötüye çevirmesi ya da iyinin kendine yapılan her kötülüğü affedebilmesi.

Yaşadıklarını anlamlandırabilmesi için de kelimelerine bakar ve cebinde ne varsa onları koyar yan yana. Beş kelimesi varsa her şey o kadardır, on kelimesi varsa o kadar. Olan, yaşanan, eldeki aslında hep aynıdır, fark insanların bunları nasıl karşıladığında yatar.

Hayatını okul, insanları öğretmen, yaşadıklarını ders olarak alırsan bir ömür sınavların bitmez.  Hayatı yolculuk, yaşadıklarını yol, insanları yol arkadaşı olarak görürsen tek derdin yolun sonunda varacağın yer, kazanacağın şey olur. Hayatı içinden gelip geçtiğin bir tünel ya da ip köprü olarak görürsen bir ömür hep tetikte, hep korku içinde, denge çabasında yaşarsın.

Bu örnekler insanların bakış açılarına ve ellerindeki kelimelere göre çoğaltılabilir. Benim beynimde okyanusta sörf yapmak diğerinin beyninde terbiye edilen, iflah olmaz bir günahkar olur.

Önemli olan insanın hayatı benzettiği örneğe uygun yaşadığı mı, yoksa yaşadığı modele doğru benzetmeyi yerleştirebildiği mi?   Hayat okuldur diye her şeye sınav gözüyle baktığı mı, yoksa başına gelen bütün kötü olaylardan kendini psikolojik olarak  koruyabilmek için onları olumluya çevirme çabasında olduğu mu?

Hayatımı illa bir şeye benzetmek zorunda mıyım? Böyle bir zorunluluk yok ama böyle bir alışkanlık var. En cahilinden en kültürlüsüne kadar genelde herkesin bir reçetesi var. Bu da ister istemez birilerinin bu işe fazlasıyla kafa yorduğunun göstergesi.

Hikayeleştirme, kavramları kolay anlayabilme çabasındandır…

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir