minimalizm-nedir-minimalist-1_w1145_h572_op

Minimalist İtiraflar 1. bölüm: Eşyalarım Dünyaya Dağılmış

Bundan iki sene öncesine kadar eşya bağımlısı biriydim. Eşyaları canlı kabul eder ve onlarla aramda bağ kurardım. Bu kendimi bildim bileli böyleydi.

Geçen senelerde bir ara\ ilk günlüğüm elime geçti. İlkokul birinci ya da ikinci sınıf (ki ben yazmayı ilk öğrendiğimde başladım günlük tutmaya) aşağı yukarı şöyle yazmışım: ‘ Sevgili defterim, bugün okulda kompozisyon yarışmasında birinci oldum ve öğretmen bana kalem hediye etti, hem de arkasında silgisi var. Şimdi bu kalemle yazıyorum. Yoksa kıskandın mı? Kıskanma seni de çok seviyorum ben’  Diye devam ediyor.

Evet ben de epey gülmüştüm okuduğumda.

Eşyalarla kurduğum bağın temelleri işte o yaşlardan geliyordu. Üniversite de yurttan millet valizle çıkarken, pikapla çıkan tek kişi bendim çünkü masam, kitaplığım ve kitaplarım vardı. İşte üniversitede başladım valiz hazırlamaya, geçen seneye kadar da valiz hazırlıyordum. Hayatımın neredeyse son yirmi senesini valiz taşıyarak ve ne yazık ki taşıtarak geçirdim.(Bugün en çok içime batan şey de budur)

Gezmeyi de hep sevdim ama diğer taraftan da güvenlik problemimim vardı. Daha doğrusu kendimi güvende hissetme ihtiyacı. Bu problemi fark etmem yıllarımı aldı. Bu konuyu biraz araştırınca aslında bunun benim hayatımdan çok, önceki kuşaklardan, genetik miras kaldığını anladım. Bir bende değil aslında, benim kuşağımdaki çoğu kişide bu ihtiyaç var. Bu alışveriş ve tüketim manyaklığının asıl nedenlerinden birinin de bu olduğunu düşünüyorum. Bizden önceki kuşakların kıtlığı ve açlığı görmesi, sonrasında depolama alışkanlığını getirmiş. Dedem vefat ettiğinde şehir merkezinde güzel bir apartman dairesinde oturuyorlardı ama depoda en az 5-6 tane çalı süpürgesi ve onlarca kalıp sabun vardı. Babamın çocukluk anıları boyu kadar küplere basılı peynirler, tereyağları, salçalar arasında geçiyor.  Buna benzer ne hikayeler var. İşte bu dönemde ise depolama yeri  olmayınca ve ürüne ulaşmak kolay olunca, bu alışkanlık tüketim çılgınlığı olarak evrilmiş.

Biz ziyan olur, günah olur ve belki bir gün lazım olur nidalarıyla büyümüş bir nesiliz.

 

İşte benim bu genetik güvenlik ihtiyacım, gittiğim yere tam olarak adapte olmak yerine, kendi düzenimi kurmak olarak geri döndü. Tabi bunun içinde dekor lazımdı ve bunun içinde yıllarca eşya taşındı.

Bütün bunların üzerine çocuklarım oldu. Doğal olarak eşyalar, valizler üç- dört katına çıktı. Kendimiz yurtdışında yaşıyorduk, ailelerimiz Türkiye de başka bir şehirde, Kayra’nın doktorları, terapistleri başka bir şehirde derken baktım ki bölünerek çoğalıyoruz.

Bu arada Hakan gerçek bir minimalist ve bu kadar eşyanın içerisinde o sadece bir sırt çantasıyla  geziyor. Diğer kalan her şey bana zimmetli. Satın almada ve taşımada büyük rol oynuyor ama aldığı ve taşıdığı şeylerin çoğu ona ait değil ve kullanmıyor. Aslında bu daha büyük bir eziyetmiş.

Neyse ben tabi, yıllarca aldığım, taşıdığım şeylerin gerekliliğini, aciliyetini, ehemmiyetini savundum. Hem kendimi inandırdım, hem etrafımı inandırmaya çabaladım. Aldığım çoğu şeyden iki tane alma huyum da vardı. Bu da güvenlik duygusuyla alakalıymış. Hep yedekli, hep hazırlıklı, ortada kalmayalım, bir daha bulamayız psikolojisi. Alternatifler olmaz, neden? Alışkanlık işte, bildiğimiz olacak.

Bütün bunların içinde de en yorucu olan yorgunluğumu ve bıkkınlığımı gösterememekti sanırım. Bir taraftan savunup, bu eşyaların gerekliliği için milleti ikna etmeye çalışırken diğer taraftan nasıl bende bıktım diyebilirdim ki. Bir de karşında ki adam bir lokma, bir hırka felsefesiyle yaşarken sendeki bu kamyon felsefesi ezici oluyor tabi.

Neyse en son yıl 2018 biz İstanbul’a taşınma kararı aldık. İki ülkede, üç şehre yayılmış bir eşya ağıyla dördüncü şehre taşınıyoruz. Hiç bilmediğim bir şehir, iki çocuk ve tek başına. Al sana güvenlik sınavı. Hayat böyle işte korktuğun ne varsa, sen onunla baş etmeyi öğrenmediğin sürece, hep bir üst versiyonuyla koyar kağıdı önüne. Bizim sınav kağıdı da geldi kondu önümüze.

Ben anlatmayım ama siz hayal edebilirsiniz benim o kadar eşya ile savaşımı. Bir de üzerine yeni alınan eşyaları ekleyin, benim yalnızlık ve emniyet korkumdan dolayı stoklama miktarımı düşünün. Yerleşmem tam anlamıyla bir yılı buldu diyebilirim.

İşte asıl olayın başladığı nokta da tam burasıydı.

Bir gün…….

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>