164278103-fashion-wallpapers

Neden Alışveriş Yapıyorsun?

Sahip olmak, anlam yüklemek, bağlanmak ve biriktirmek. Aslında kendimizi iyi hissetmek için yaptığımız en temel dizilerden  birisi bu. İnsan, hayvan, eşya, duygu, konfor, vs. Her şey olabilir. Sahip olmak için çaba sarf ediyorsak ona göre anlam yüklüyoruz, yok kolaylıkla elde ediyorsak kıymet miktarı biraz daha aşağılara iniyor.

En temel duygu tabi ki sahip olmak. Ben, benim, sadece benim, bana özel… Nedir bunun anlamı? Farklı olma, üstün olma, güvende olma, güç gösterisi, savunma veya intikam alma stratejisi, eksik tamamlama… İşte alışveriş kültürümüz de ihtiyaçtan ziyade, ‘sahip olma arzusunun’ ön planda olmasının en önemli nedenlerinden birkaçı. İnsanlar beyinlerindeki alışveriş mekanizmasını çözebilirlerse, temelinde birçok problemin olabileceğini de gayet net görebilirler.

Hadi bir şekilde, ekonomik gücümüz çerçevesinde alışveriş yaptık, ikinci aşama da aldıklarımıza anlam yüklemeye başlıyoruz. Olayın en hassas noktalarından birisi bu nokta. Herhangi bir şeyi aldığımız andaki ihtiyacımız, psikolojimiz, ödediğimiz bedel, maruz kaldığımız bilinçaltı reklamları gibi birçok etken var, anlam yüklerken. Renk, desen, koku, materyal bile çoğu zaman kaliteden daha ön planda olabiliyor.

Biz sahip olduğumuz her eşya ile bir bağ kuruyoruz. Bu sadece psikolojik değil, kuantum fiziğine göre sahip olunan frekansların uyumu da sorumlu bu ilişkiden.

Örneğin basit bir fincanı düşünün. Rafta onlarca fincan varken bazıları özellikle tercihinizdir. Neden?  Sizi diğerlerinden çok ona çeken nasıl bir bağlantı olabilir. Diğerlerine göre ona sahip olmaktan daha çok keyif alıyor olabilir misiniz acaba?

Fincan gibi diğer bütün eşyalarımız ile bağ kurarız. Kıyafetler, çantalar, kitaplar, mobilyalar, arabalar, kalemler, aklınıza ne gelirse. Bu bağ kurma işlemi doğrudan yüklediğimiz anlam ile bağlantılıdır.

Her nesne’nin kendisine ait bir frekansı vardır. Bu sizin sahip olduğunuz frekans ile senkronize olursa ona çekilirsiniz. Bu çok basit bir kanundur aslında.

Gelelim üçüncü aşamaya bağlanma. Biz bağımlı yaratıklarız. Kendimizi mutlu, huzurlu, güçlü, özel, farklı, en önemlisi de güvende hissetmek için, diğerler saydıklarımızın yani; insanlar, hayvanlar, duyguların yanında eşyalara da bağlanırız . Bir tarafımızın önemsiz gördüğü nesnelere bağlanmayı kendimize yediremediğimiz için türlü türlü bahaneler üretiriz. Örneğin hediyedir; bize bir şey ifade etmese, hatta hoşlanmasak bile hediye kategorisinde olduğu için yıllarca tutarız o nesneleri etrafımızda. Geçmişten kalanlar da cabası. İhtiyaç olmadığı halde yıllardır evin aynı köşesinde dururlar. Bir süre sonra aşinalıktan görünmez bile olurlar ama yine de dururlar. Ya da kendimizi ve çevremizdekileri ihtiyacımız olduğuna inandırırız. Neden çünkü onlar bizim güvenlik çemberimizin parçalarıdır. Kafamızda kurduğumuz dünya’nın dekorlarıdır, görevleri budur. İhtiyaç hali sorgulanmaz.

İşte bu şekilde hayatımızın birikimi başlar. Bir süre sonra bakarız ki eşyalar için çalışıyoruz ama farkında değiliz. Ederini kazanmak için akşama kadar debeleniyoruz, evde yerleştirmek, temizlemek, taşımak için doğa üstü bir güç harcıyoruz. Zaman içerisinde de kıpırdamaya halimiz kalmıyor ve olduğumuz yere çakılıp kalıyoruz. Çoğu insan sırf taşınma işine bulaşmamak için yer değiştiremez, sevmediği mekanlarda yaşar, birçok probleme katlanır.

Sonuç ne kadar maddeye tutunursak bir o kadar dünyaya yapışırız.

Öyle ya da böyle ilk problem alışveriş alışkanlığımız ikinci problem ise biriktirme takıntımız. Kendimize göre bunların altında ki psikolojik nedenlerimizi çözmezsek bu işin içinden çıkamayız da.

Bana gelince ben biraz çaba ve destekle çözdüm nedenleri. Farkındalığım ise beni motive etti. Şimdi temizlik yapıyorum bu bir ya da iki günlük iş değil tabi ama yavaş yavaş ilerleme kaydediyorum.

Verilecekleri ayırma, uygun yerlere sevk etme başlı başına bir iş tabi. Önce elimdeki şeye yakınımda kimin ihtiyacı olabileceğini düşünüyorum kalanları içinse belediyenin dönüşüm merkezini arıyorum gelip alıyorlar. Kalanları yerleştirme işi için Konmari metodunu kullanmaya çalışıyorum.  Ev yerleştirme için metod mu olur, kitap mı okunur demeyin evet kulağa biraz komik ve gereksiz gelse de, kitap salağa anlatır gibi yazılmış olsa da, bende işe yaradı.

Bütün bu işlerden sonra geleceğim adım evin enerjisini temizleme ve düzenlemeyle ilgili. Deniz tuzları, adaçayları, defne yaprakları, üzerlik tohumları, mumlar, müzik…..  sevdiğim, inandığım ve eğlendiğim bir sürü ayrıntı. Onlar da başka bir yazıya inşallah….

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir