Ana içeriğe atla

Deyyan

2/11/2026

MAĞARA

2/11/2026

Kasım ayına geldik. Günlerden pazartesi. Çocukları okula gönderdim, kahvemi yaptım, koşa koşa bilgisayarın başına oturdum. Dün bir postta yazar Jose Saramago’nun 85 yaşında blog yazmaya başladığını duydum. Konuşan kişi şaşkınlık içerisinde “Onca kitaptan sonra tekrar bloğa dönmüş.” diyordu. Blog yazmanın kitaplarla bir ilgisi yok aslında. Kaç yaşıma gelirsem geleyim bırakamayacağım şeylerden birisi bloğum herhalde.

Dünya karışık. Kendimi mağarasında oturan ilkel insan gibi hissediyorum bazen. Dış dünya ile bağım kontrollü. Ara sıra kafamı uzatıp bir bakıyorum dünya yangın yeri. Savaşlar, krizler, kötülük had safhada. Diğer yandan depremi, seli doğal afetleri. Apar topar içeri sokuyorum kafamı.

Akşam Can ile aile şifresini konuşuyoruz. “Bir yerde rahatsız olur ve konuşamazsan ya da tehlikedeysen kodu söylersin hemen gelir alırım” diyorum. Ya da “kaplumbağalara yem verdin mi dersen ben iyiyim merak etme” demek. “Anne!” diyor “Ben bunu nerde kullanıcam ki?” Diyorum belli olmaz biz önlemimizi alalım da sen kullanma hiçbir zaman.   Diğer tarafım türlü senaryolar üretiyor. Anında siliyorum çünkü çekim yasasından da korkuyorum. Korku bir kere düştü mü insanın içine, korkmak için neden çok etrafta.

Şu anda ana işim kitabı bitirmek. Bu akşam mitoloji derslerinin ikinci kuru başlıyor. Yarın felsefe dersinin ikincisi var. Cumartesi suluboya’nın ilk kuru bitti iki haftaya ikinci kur başlıyor. Bir yandan okunacak kitaplarım var. Bunların hepsi yıllardır küçük küçük adımlarla ilerlediğim ve sabırla her gün ama her gün bir parça da olsa üzerine bir şey koyduğum alanlar. Belki bir gün bütün bunlar puzzle gibi birleşecek. Eşikten geçersem sanki her şey bir anda olmuş gibi görünecek ya da kendiliğinden çok kolay olmuş gibi görünecek. Oysa arkasında onca yıl ve yürünen uzun yıllar olacak. Eşikten geçmek ne demek o da apayrı bir konu. Burada kastettiğim dönüm noktası demek. Kitabımı yayınlamak benim için bir eşik mesela. Ama okunup okunmaması, ya da satıp satmaması eşik değil. O benimle ilgili değil çünkü. Benim kontrolümde olan yazmak, bastırmak ve ilan etmek o kadar. Gerisinde çok fazla faktör var. Bu formül bütün konular için geçerli.

Hedeflerin kendisinden çok onun uğruna yürünen zamana kıymet vermeyi öğrenmek şu hayatta öğrendiğime şükrettiğim en önemli şeylerden birisi. Çok uzun bir süre hızlı yaşadım. Enerjim böyleydi, zihnim öyle çalışıyordu, kaçma tekniğim bunun üzerineydi, başarı algım, mükemmeliyetçiliğim her şeyi hız ile bağlıyordum. 40 yaşımdan sonra  yavaşlamayı öğrenmeye başladım. İşte 7-8 yılda alıştım. Şimdi konforunun farkına varıyorum. Buna da şükür.

Bir yanıt yazın