İnsanın en temel takıntılarından biri, belki de en kaçınılmazı: anlam arayışı. Kendimi bir labirentte kaybolmuş hissettiğimde, dönüp dolaşıp her daim vardığım o merkez nokta…
İnsanın neredeyse her saniye otomatik olarak uyguladığı ama üzerine oturup çok da düşünmediği bir eylem. Sahi, anlamlandırma teknik olarak nedir? Zihnin görünmez bir refleksi mi?
İşin ironik yanı şu; şu anda zihnim , anlamlandırma eyleminin kendisine bir anlam bulmaya çalışıyor. Kendi kuyruğunu kovalayan bir zihin. Bence bu eğlenceli bir paradoks.
İnsan, yemek içmek gibi temel hayati fonksiyonlarından tut da aile ilişkilerine kadar her şeyi anlamlandırmak zorunda. “Anne” kavramının bendeki anlamı ile annemdeki anlamı bile bir değil. Çünkü bu eylem insanın parmak izine benziyor: zihinsel bir iz.
Başta eldeki ve çevredeki verilerle birlikte, deneme-yanılma yoluyla oluşur bu sistem. Sonra zamanla yerleşir, kök salar ve fark etmeden otomatikleşir. Düşünmeden düşünür, sorgulamadan anlam veririz.
Belirli bir yaşa kadar temel kavramlara, içinde bulunduğumuz bağlamda anlam kodları yazarız. Karşımıza çıkan her kavrama açıklama cümlesi iliştiririz. Hayatımız boyunca da o kavramın anlamını bu cümleyle açıklayarak adım atarız. Bizim için güvenli olduğuna inandığımız taşlara basarak ilerleriz.. Bununla birlikte davranış kombinasyonları oluştururuz. Kimi nehrin ortasından ilerlerken kimi kıyısından gider. Kimi akıntıya kendini bırakırken, kimi dallara tutunarak ilerler.
Sabah Taoculuk ve Stoacılık ile ilgili bir metin çıktı karşıma. En basit haliyle Taoculuk kendini doğaya ve akışa bırakmayı fısıldarken; Stoacılık daha çok akılcılık ve kontrolü öğütlüyordu. Düşündüm; acaba ben daha çok hangisini benimsiyorum? Anlam arayışının başladığı bir nokta…
Aslında yalnız değiliz bu konuda. Kolektif bilincin de kendince bir arayışı var. Çünkü onun da yaşayabilmek için anlama ihtiyacı var. Ne olursa olsun var olmak anlamlandırmayı şart koşuyor. Bir süre sonra bizim anlamlarımıza kolektifin suyu karışıyor.
Buraya kadar tamam; bir şekilde ihtiyacı, eylemi ve nedenini çözdüm diyelim. Takıldığım nokta ise başka: anlamdaki değişkenlik…
Bence bu inanılmaz akışkan bir eylem. İnsan güvenlik için kontrolün ve istikrarın ne kadar önemli olduğunu savunan bir varlık. Zaman içerisinde bunu tartışan ve inkâr eden kesimler olsa da kolektif yaşam şekli aksini söylüyor. Hareket risk barındırır. İnsanoğlunun nesil devamı için alabileceği risk seviyesi belli; çok fazla üzerine çıkmak istemez. Bu nedenle öngörebilir olmak her zaman önemlidir. Anlam çabasının ve bu kavrama sadık kalmanın temel nedeni de çoğunlukla budur.
Oysa tıkandığımız yer, anlamdaki değişkenliğin inkârı.
İnsan kendi zihin haritasını çıkarabilse… “İlişkiler” başlığı altına bağlarını ve biçimini yazsa; “Değerler” başlığı altına sahip olduğu ve olmak istediklerini eklese; Bedenler” başlığı altına ruhsal, psikolojik, fiziksel bedenlerinin katmanlarını işlese;, “Kavramlar ve Anlamlar” diye de ayrı bir başlık açsa…
İnsan olmak, kadın olmak, anne-baba olmak, başarı, mutluluk, öfke, acı, sahip olmak, para, doğa, araba, ev, yuva, kahve, çay, yemek, hayvan, ilişki, güven….”Bunlar benim için ne demek?” diye sorsa. Tüm bunların kendisi için ne anlama geldiğini teker teker gözden geçirse.
Hayatında problem yaşadığı alanları belirleyip, karantinaya alsa. Oradaki kavramları meydana toplasa. Giydirdiği anlam elbiselerinin, uygun olup olmadığını kontrol etse. Gerekirse yenisini dikse ve giydirse.
Yüklenilen anlam bağlama göre değişebilir. Bizi çıkmaza sürükleyen; gelişmemizi, ilerlemenizi engelleyen, takılı kalmak ve ısrarcı olmak sanki. “Anne” kavramının on yaşında bir insana ifade ettiği şey ile elli yaşındaki bir insana ifade ettiği asla aynı değil. Bu anlam güncellenmezse kriz çıkar. Geçmiş bugünü esir alır, beklentiler ve hayal kırıklıkları artar, ilişkiler sarsılır.
Belki de hayatta mutlu ve başarılı görünen insanların sırrı budur: Esneklik. Her şey kontrol edilemese de anlam değiştirilip yola devam edilebilir. Bu hayatta kalmanın en güzel yollarından biridir.
Benim zihin haritamdaki “Kavranlar- Anlamlar” başlığı altında bulunan “Yazmak” da anlamı değişken bir eylem. Onun anlamı üzerinde düşünmeyi, çalışmayı ara sıra oyun oynamayı seviyorum. Parmaklarım bu yazıyı yazarken arka planda zihnim bunun üzerinde oynaşıyordu aslında. bugün ona verdiğim anlam: “Terapi”…