Ana içeriğe atla

Deyyan

25/10/2026

PAZAR

Günlük yazmanın özelliklerinden biri şudur: eğer buna alışkınsanız kafanızda devamlı yazarsınız. Bir süre sonra iç sesiniz yazı sesine dönüşebilir ve anlatma ayarına geçer. Siz o anı yaşarken, arka fonda bir ses beş dakika geriden gelerek anlatıyordur. Bu karışık bir şey farkındayım ama çok yazan insanlar ne demek istediğimi daha iyi anlayabilir belki. Hikâye anlatıcıları basit bir şeyi anlatırken bile masal anlatıyormuş gibi anlatır, öykücüler gördüğü sahneleri kurgular, bu iş böyledir. Bir insan hangi konuda çalışıyorsa zihni de o dili konuşur. Yani iki gündür buraya dökemesem de aslında kafa da yazıyorum.

Bugün Pazar. Oğullarım evde, mutluyum. Eskiden tatiller ve hafta sonları büyük bir kargaşayla ve daha yorucu geçerdi. Hele uzun vadeli tatiller; hem evin işleri, hem dışarı işleri, diğer yandan kurslar ve hareket derken ben ne olduğumu anlayamazdım. Son bir yıldır çok daha rahatız çünkü büyüdüler. Daha sakin ve keyifli zaman geçirebiliyoruz. Bu gün de onlardan biri. Şükürlü gün. Sabah kahvaltıda Can ile dert konusunda konuşuyorduk, konu nereden başladı tam hatırlamıyorum ama onun “Herkesin bir derdi var işte” diye bir cümle kurduğunu hatırlıyorum.  Malum Pazar günleri onun en büyük derdi ödev kurs ve oyun arasındaki gelgitleri. Oyun oynasa ödevleri kalıyor onları yapsa aklı oyunda kalıyor. Hafta içi okul yoğun olunca okçuluğu hafta sonuna aldık. Aikido zaten hafta sonuydu  biri 12:00 de diğeri 16:30 da. dertli paşam yani yetişemiyor. Ben de geçenlerde duyduğum bir şeyi hikâyeleştirerek anlattım ona.

İki kişi konuluyormuş. Birisi omuzları çökmüş, tükenmiş ve mutsuz bir şekilde dertlerinden sıkıntılarından bahsediyormuş. Diğeri “Düşünsene demiş dünyadaki bütün insanlar en büyük dertlerini bir kağıda yazıp büyük bir havuza atsa. Bütün dertler bu havuzda toplansa sana da  kendi derdin yerine buradan bir kağıt seçebilirsin deselerdi ne yapardın?” “Kesinlikle kabul etmezdim.” demiş mutsuz olan. “Benden bin kat fazlası olan var, risk alamazdım. Benimkine şükür” demiş.

Her zaman böyle sohbet etmiyoruz tabi ki ama ara sıra bir şeyler sokuşturduğum doğrudur. Şimdi anlamayacak belki ama eminim ki gün gelecek işine yarayacak.

Bu dünya için yapabileceğim en iyi şey elimden geldiğince çocuklarımı iyi yetiştirmek. Her insan elinden gelen şeyin en iyisini yapabilse sistemdeki arızaların çoğu kendiliğinden hallolacak. Ama arızasız bir dünya asla olmayacak. Denge kanununa aykırı…  

Bir yanıt yazın