18/10/2026
KISIR
Son bir ay, yani eylülün ortasından bugüne kadarki zaman farklı geçti benim için. Her sene az buçuk yaşarım bunu. Yaz ayı çocuklarla birlikte hareketli geçer kendimle çok fazla baş başa kalamam. Eylül gelir, okullar açılır. Bir süre daha hareket devam eder. Ekimin başı gibi artık herkes kendi programına adapte olur böylece ben de kendimle kalabilirim. Son beş altı yıldır kış aylarında kendime okul açarım. Çoğunlukla online olmak üzere, ilgi alanıma göre eğitimlere katılırım.
Bazen çevremdekiler, bazen ben kendim ara ara sorarız bu kadar eğitim alınca ne olacak? Bilmem, hep birlikte göreceğiz ne olacağını. Neredeyse on beş senedir uzun vadeli plan yapmıyorum. En fazla bir yıl. Daha öteye ( -ki o da sadece Can için geçerli) gitmez. Hayata dair farkındalığım arttıkça da bu düşüncem pekişiyor. Bu bazen korkaklık, isteksizlik, gamsızlık, vs gibi görünebiliyor ama temeli bu duygulara dayanmıyor. Tam tersi, bu düşünce şekli saydığım türden duyguları doğurabiliyor. Bu kendi içerisinde derin bir konu. Bir gün konuşuruz belki.
Son günlerde, olduğum an’ın içerisinde kalma becerisi üzerine çalışıyorum. Bu Serkan Karaismailoğlu’nun ‘Kalk bir Dopamin Demle” kitabını okuduktan sonra zihnimin bir köşesinde dönüp duran bir şeydi. Ulaşmak istediğin, uğruna çalıştığın bir hedefe ulaştığında yaşanan duygunun şiddeti ve süresi.
Ondan öncesinde patlıcanlı börek yazımda da anlattığım gibi gerçekten sevdiğim şeylere biraz daha dikkat etmeye başlamıştım. Bu damak zevkimle başladı, sonrasında ortamlar, yaptığım çalışmalar derken zaman içerisinde genel bir farkındalık oluştu.
Örneğin bugün kendime kısır yaptım. Yaparken gayet özendim. Baharatları, yeşillikleri, ekşisi, acısı, tuzu… sonra tabağa koydum ve hiçbir şeye dalmadan, ekran açmadan, başka bir şey düşünmeden yemeye başladım. Bu salatayı neden sevdiğimi, ne kadar sevdiğimi, bana ne çağrıştırdığını düşündüm. Gençliğimi, annemi, sebze pazarını, ikindi saatlerini ve keyifli bir zamanı anımsattı. Bilinçdışımdaki anlamı buydu. Annem pazardan gelir, yorulmuştur, yeşillikler ve sebzeler tazedir ve hızlı bir şekilde çay koyulur, kısır yapılır. Duygu bu… Lavaşın arasına peynir koyup dürüm yapmak babam demek, patates salatası Tuğçe demek.
Bu sadece yemek faslı tabi. Dikkat edince neler çıkıyor neler.
Hiçbir yere bağlanmasa dahi o keyifli anın içerisinde kalmak, başka bir uyaran gelene kadar sadece ona odaklanmak beni yavaşlattı. Hem fiziksel olarak hem zihinsel olarak.
Belki bu yavaşlamaya ihtiyacım vardı, belki kendime odaklanmaya, onu bilmiyorum. Benim daha çok düşündüğüm şey hayatı çiğnemeden yuttuğum. Bu nedenle de bazen keyif alamıyorum bazen hazmedemiyorum.
Bunu yapabilmek için zaman ve dinginlik gerekiyor. Ben rutin bir işte çalışmamama rağmen yaz aylarında bu ruh haline giremiyorum. Yoğun çalışan, kalabalık yaşayan, sorumlulukları daha fazla insanları düşününce bunun ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyorum. Diğer yandan düşününce de kıyaslamak yanlış geliyor. Herkesin kendine göre kurduğu sistemde mutlaka hava boşlukları vardır. Sadece onu değerlendirme şekilleri farklı oluyor.
Benim için nelerden feragat edip, neye yatırım yaptığım önemli. Daha da önemlisi yatırım yaptığım şey bana iyi geliyor mu? Çoğu geliyor ama yanlış yatırımlarım da var görebiliyorum.